http://www.1v1y.com

30 Kasım 2011 Çarşamba

Dönsem Dolaşsam Koca Dünyayı

Abi soğuktan kafayı yiyeceğim. Kafayı yiyince ısınılıyor mu?

 Kafanın haşlaması mı iyi olur, yahnisi mi? Tabii kafadan kafaya değişir.
Mal mısın nesin sen ya? Çift kişilikli sinekkuşu!

Ya içimde tuhaf bi’ his var benim… Bende benden içeru, sende senden içeru ama onda ondan dışaru. Ruiz De Cornelio Fernandez… Hep böyle ulaya ulaya gider bu esprükler.
Sen harbiden sıyırtıksın oğlum! Yarın KDV var , muhtasar var, senin haberin var mı?

Muhtasar ne abi? Muhtar ve ihtiyar heyeti gibi bir şey mi?Muhtara özgü olan sıyırtıklıklar  manzumesi mi?
 Epik fantezide on numarayım! Ne desem entelce be abi başaramıyorum dibe inmeyi ben.. Halka inemiyorum, sence neden? Bu arada sen kimsin, ben kimsin, biz kimsin ya?

 Neden yazdım bunca kaderi?.. Bana kederimin bir soyunu mu bu? Aldı elimden, yırttı donu muuuu!
Velhasıl, kelhasıl…
Ayağını denk al yel götürmez aslan ile geliyor… Dom dom domokrasisi değdi, değdi de kaşımı eğdi… Hışt yavaşşş! Ağır ol Batman gel… Batman bizim oralar deel zaar he mi lan? Deelmiş! Hışş! Çok delikanlı, delikıllı ağabeyler döver seni ha! Kaytan bıyıklarını sürsen nerlerine? Kaytan değil ya pospsos demek lazım… O zaman pospos bıyıklarını sürsen nerelerine? Taş yoksa bıyık var…

Böylece mağdur, isyankâr delikıllı, kara bıyıklı, hıyar kılıklı cangoz yurdum hayvan edebiyatına da değindikten sonra bültenimizi bitiriyoruz.

Sen harbiden sıyırtıksın oğlum! Yarın KDV var , muhtasar var, senin haberin var mı?Ben başka bi’ şey demiyorum…

Abi! Diyeceğin başka bi’ şey var mıydı? İki ekmek, on yumurta, yarım kilo peynir, özkeklik mi? O ne ya? Ben sana elimle tarif etsem? Anlarsın sen onu…

"Bu yazıya bu müzik olur mu?" diye soranlara...

Dinleyelim bakalım, oh be!

29 Kasım 2011 Salı

Sümüksü Duygulanmalar


Sümüğümü koluma siliyorum, acayip güzel oluyor. Yani onun sarı tonu falan  muhteşem ya!

Balgamdan o kadar hoşlanmıyorum ya… Kaldırımlar  tüküren ayılara o yüzden sinirim! Yoksa  elbette memlekette ayılık serbest olmalı…

Ama yani sümük daha asil… Böyle daha nezih bir  şey… Sümüğü silerken insanların kullandıkları şeylere baksana…

Bir de sümüğün silinme şekillerine… Mendil daima sümüğü örter ve asla  ağlarken burnunu silen bir kadının aslında sümüğünü sildiğini düşünmeyiz. Aksine mendili ipek ve hele dantelliyse remen kraliçe muamelesi görür…

Sümük-ü âlilerinizi bahçemize  şettirmez miydiniz  haşmetlim?”

“E madem o kadar istediniz ahan da şettiriyorum… Hıınk!”

Sümük ne kadar şehirliyse balgam o kadar dağlıdır. Ben dağları, bir Akdeniz kıyısında, bir Barış  Manço şarkılarında, bir de… Ne bileyim işte sınırlı bir sevme haddim var benim… Bir nevi eski “Dodge” kamyonetler gibi yani…

Sahi “Dodge” hâlâ araba üretiyor mu ya? General Motors battıydı, yerine acaba “Colonel Motors” yapılmış mıdır? Kötü espriler yarışmasında çift sarılı yumurta kazandınız, şükredin ki kafanıza değil, tavanıza kırıyorlar. Hoba!  Gerçi kafamla tava rasındaki fark ne bilmiyorum ama tavaya kırılanı yiyebiliyorum! Oleeey! Farkındalıklar serimizde play offa katılmaya hak kazandım. Ama beim maçlra seyirci gelmezse… Ben olamam ki… Olmalı mı olmamalı mı? Olduğu yerden kopsun be abi!

Sam Elliot’ın bir ilmini gördüm DVDcide… Ağğ ağğğ ağğ! Alarm! Hangi DVDci bu? Karayip DVDcisi abi! Bir tavada midye yapıyor, var ya, yemezsen kesin kitabını yazarsın!

Bugünkü geyiğimizin onuna gelmedik aslında ama… Bitince sonu oluyor değil mi? Bu da bir paradoks abi…  Nasıl üzgünüm ben ya! Kapadokyal paradokslara düşesin e mi Hıfız! Hıfzı kim ya?

 Sapıtmadan kes!”

“Yes sir!”


Nikel sırtlı abilerime bütün saygılarımla...

28 Kasım 2011 Pazartesi



Medyalıyım Medyalı
Benim dedem, Poseidonlu biliyormusun? Yani tam merkezden değil ama merkez köyünden… Hatta bir tarafı Medlere dayanıyormuş. Artık hangi tarafı, bilmiyorum. Gözüm ayrı, kaşım ayrı mozaik miyim neyim? Medler kim mi? Ya nasıl bilmezsin? Medler medyayı bulan adamlar ya!

Abi inanamıyorum bu kadar mal olduğuna ya! Hani Attila’nın atlıları geliyor da tepelerine biniyor yabunların. Sonra Justinyanus, “Abi sençok büyüksün, “Barbar” dedik bi’ haltettik…” deyip yalvarıyor. Yalvarması hikâye! Medlerden öğrenmiş bu, dalkavukluğu…

Valla bugünkü abilerin dedikleri
doğruysa o zaman da böyle gözleri yaşlı, sümüğü bulaşıklı heriflermiş Medyalılar.

Arada parklara gidip birbirlerine iki ellerinin arasından bakıp “Sayın seyirciler, bu gün dağlarımızda bambaşka bir şenlik var… Avcılarımız genebebek, bez bebek, bebek bezi, bezgin Bekir ve bil umum insan ve insan eserini avladı!” diye sevinç naraları
atarmış.

Poseidonla ilgisini ben de bilmiyorum. Ya asıl diyeceğim benim dede var ya… İnanmıycan, Zeusla kankeymiş!
“Enseye tokat..” o derece yani…

Sonra araya bedelsiz askerlik giriyor, dayıyorlar mı dedeye dört yıl!
Yok lan katıklı! Yuh! Trakya’nın soğuğu totoşunuzu öperken beyzadem, katıksız askerlik denerseniz nahan da üçten istediğinizi birini alırsınız.

Velhasıl Zeus kaçak! Şerefsizim
ya! O yarı çıplak dolaşıp elinde şimşek falan gezdirmeler hikâye oğlum!

Valla uykum geldi ha! Yatsak mı lan? Ne o lan yastığın üzerindeki, salyanın izi mi? Tuh Allah seni bildiği gibi yapsın! Başka da hiçbir şey demiyorum abi! Hiçbir şey!



Ne güzl türküdür be! Dinleyiverin gari!


Tarlaya Ektim Soğan + Şakir Öner Günhan | video.mynet.com


27 Kasım 2011 Pazar

Ciddiyet Salkımları



Çok balgamlısın sen ya.. Kutluyorum harbiden...



Hatta bana sorsan Harbiye'de sana bienal düzenlerdim. "Balgamlı kahramanlar bienali" derdik buna da.



Rıdvan falan hikâye ya!



Buzlukta unutmuşum lan kolayı, kolay kolay çözülmez de artık, iyi mi?




Altılıyı da çözemedik bu hafta. Fatmagül üfürdü abi. Çok ciddiyim. Ne diycem lan şimdi ben?




O zaman özür dileyeyim ben? Vakit geçsin, bari... Salak mısın oğlum sen? Yok bademim ben... Öyle diil lan buzlu badem, buzlu badem...



Sen yeter ki affet beni, totoş kaşınana kadar taş falan atmam söz! Kaşınırsa bilemem ama yani... Bak keko da girdi araya, koca totoşuyla, ne tonton konuştu... Yok ya totşuyla konuşmuyor ama o kadar şirin yani... Üzerine de osursa var ya şirinliğinden yenmez Allah'ın ayıcığı...



Ay yanaklarını yiyim ben senin! Yüzündekileri diyorum, yüzündekileri...




Ay çok ayıpçı oldum ben, özür dilerim... Hatta liteatürlerde gezerim... Aldı eline sazı Kurt Abi, görelim ne soyladı? Hoba!



Gel benim bal kabağım...





26 Kasım 2011 Cumartesi

Özür Dilerim



Çinle tarihi kardeşlik bağlarımız vardır!






Çin seddini aşan biz değiliz! Onu Mete Han yaptı! Ahan da belgesi burada ya!






O Mete ki Çinle ticaret hacmimizin gerilemesine sebep olmuştur.






Ben şahsen kendisini hiç sevmem.






Tarlaya ektim soğan ama "jingel" bitti.






Düzenleme iyi de düzenlemeciler düzenin çarpık dişlileri arasından ortodontik balkabağı rolünde bir tür konsantrasyon problemi yaşamışlar diye duydum....






Bana sormayın yahu, ben köfteci Ferit'in nişancısıyım... Yalancısı mıydı yoksa lan?






POah?



24 Kasım 2011 Perşembe

Bıyıklıyım bıyıklı




Akıllı olmayacaksın.



Söz uçar, g.t kaçar. Olay bu!



Yarım akıl, yarım ekmek.. Arası köfte, soğanlı olsun!



Ohh ! Bıyıklara bak! Ne kahramansın lan sen o bıyıklarla? Takılıp düşmeyesin? Bıyıktan kayıt çıkarırlar lan sus!



Dörtte bir oranında yağ koyduğumuz güvecimize, sonrada güvercin bokuda ekleyerek tarifi tamamlıyoruz.



Tamam mıyız Uğur? Tamadır abi!?



Çektirebilirsin o zaman!



Kablonu da al git!



Anlacak mısınız bilmem amma? Herif Attila'nın torunu değilse ben de neyim!

Dinleyin bakam!


Kırık Kelpli Kep


Bu isimle başka bir blog varmış, kutladım ya!

Çok derin, çok baba yazılar var... Hikmet hikmet kara bıyık laylay lom!

Önderim öndersin önder, derişiğim, derdim dermedim, der top ettim, derdim benimse sana ne, de mi ama?

Bici bici lakbilici, ahlak bilici lak bilici.... Hoptiri kaymek, gaya gaya gaymek!

Bi insan kendini bu kadar mı salak hisseder? Kırk kep kırkının da kelbi kırık kep! Buyur buradan yak! Şuradan yaksaydım? O da olur...

23 Kasım 2011 Çarşamba

Günlüğe Giriş



İlk blogda merhaba... Ne yazıp ne söylemek lazım bilmiyorum.






"Herkes biraz çatlaktır ama kimisi az sızdırı kimisi çok..." demişler. Bugün biraz gergindim. Aklıma neler geldi? Aklıma eski Ankara dükkânları geldi...






Aklıma Ankara'nın "piknik" geleneği geldi. Artık bunlardan az kaldı, gerçi...






Artık Ankara'da neyin tadı kaldı, bilmiyorum ama, aslında fırsatlar beni bekliyor. Bakalım neler olacak. Günlük, canım, ciğerim orada mısın? İyi.. Hep orada ol....