http://www.1v1y.com

31 Ocak 2012 Salı

Arpa Suyuna Şehriye

Melul bakışlarıyla bakan bir amca “Çeşitli kurumlarda çalışan 70  bin öğretmeni geri çağıracaklarını” söylemiş…
 Hacı emmi? Memlekete bunca yıldır neden öğretmensizlikten kıvranıyordu be yau? Deyiver,  bakam bi’?
Aslında bu öğretmenleri biz kuluçkaya bıraktıydık, yumurtlayanlarını aldık, ötekileri  kesime yolladık, bir kısmının sütünü sağdık,  diğerlerinin derilerinden istifade etik… Öğretmenlik yan gelip yatma yeri değil! Yan gelip yatırırız, sonradan kaldırırız. Kadroyu meşgul etmesinler daha yeni sağımlıklar gelecek, arpalığı işgal etmemek lâzım! Hıoşşş1 Hocam, arkayı fulle! Yakın dur, yakın… Haşşöyle!”(Alıntı değil, dalıntıdır...)

Bir başka büyüğümüz: “Bugün Fransa konusuna girecek değilim, o konuya Fransızım!” demiş.  Abi nasıl bedii bir cevap bu ya! Gözlerim doldu! “Konuya Fransız olmak!” Kim?... Gel de yarılma… Bu memlekette ensevilen yemeğin neden karnı yarık olduğunu şimdi, şu anda anlamış bulunmaktayım!

Hacı emmi! Sizin herhangi bir mevzuya Fransız’dan daha yakın olduğunuzu bu güne kadar görmedik ki zaten! Baş örtüsü muhtemelen Goyard veya Versace, çanta Yves St. Laurent, takım muhtemelen Pierré Carden… Fransız markalı dindarlıkla zaten pek de yurdum insanına benzemiyordunuz. O açıdan, biz alışığız zaten sizin Fransızlığınıza, merak etme sen. Strassbourg’taki yeğenleri öperiz. Muhtemelen Maraş’ta  totoşuna tekmeyi yiyen akrabalar vardır, şindi vakıflarla falan geri de getirirsin sen onu…

Ay Ammar! Gene pis pis poliptik konuşuyo bu ya! Münafık mıdır nedir?
 Poliptik değil de politik olacak herhalde?

Ay o kadarcık yanlışlığımız olsun de mi?
Boşver sen o fasıka, Rubeybe Allah’ın iznü Zişan-ı maişet-ül nur-u düldülesiyle susturacağız bunları…

Ay n’olur sustur Ammar, ben çok korkuyorum. Çok güzel bir ipek seccade buldum geçen gün  Victoria’da antikacıda, yalnızca beş bin sterlin!  İzdivacımızdan  önce alırsın değil mi? N’olur, n’olur!
Tamam nur-u bülbülü m benim, almaz mıyım? Hele  şu son ihaleyi de alalım, hacı babamın eliyle… Seccademizi serdiğimiz yerde, o güzel vatanımızda, o güzel leydilerin arasında  nur popu gibi çocuklarımız olur inşallah!

Leydileri karıştırma istersen Ammar?
Ay çok pardon-u nurgürültül asabiyyye canım…

Zihniyet-ül hububat milletim benim! Fagaceae’den hallice karbonhidrat nationım benim! Tarkmayan, sark(oz)mayan şarkı dinleyin de kendiniz egelin, Fransız kalmayın!

Red Hot Chili Peppers abimlerden yolladılar, selam ettiler... Yersen!

28 Ocak 2012 Cumartesi

O Rus Bu Rus Şu Rup

Bir bakanımız, bakmış, bakmış… Rusya’da kızları güzel bulunca : “Kültürlerimiz çok yakın… Rus gelin alın!” demiş… Nasıl olsa vizeler de kalktı, on tanesi yüz kuruşa seksen yumurta kaç gelin ediyorsa gidip alıyorsun abi! O derece kolay yani!Ayrıca neredeyse her biri, dört kadın gücünde…. Dolayısıyla “Türk aile yapısına çok uygun oluyorlarmış”…

Sonra gerçekten kültürlerimiz çok benziyor…  Katarlı kutarlı çarşaflı, marşaflı kadınlarımızla Rus kızları nasıl birbirine benziyor, inanılmaz yane! Tabii bakanımızın da bakmayıp da yan gözle süzenimizin de dibi düştüğü için olsa gerek araya  kültür mültür mantarı sıkıştırıp çöp çatanlık etmiş hacı emmi…

Yakında herhalde sarı saç desenli türban da çıkar ?

Ay kız geçen gün bir Anastasya  modeli türban gördüm, nasıl güzel, nasıl güzel…
O da bi şey mi ayol ? Ben bir Olga kızılı türban buldum, şöyle afrolu desenli,  görenin ağzı açık kaldı!

Kimi en az üç gol istiyor, kimi Kürt gelin – daha önce hiç evlenmediğimiz için biz,  sağ olsunlar-  tavsiye ediyor, kimi hacı emmi de Rus lezzetlerini öneriyor. Mutfak geniş  yani!

Ay gene pis pis polipik mi yaptım ben Enes?
Evet Aleyna ya! Olmuyor ama… Bak gurguruleytül haceylanül marmaelat adabınca hanım hanımcık oturman lazım…
Ay Enes n’olur bana kısa mesajla hatırlat…
İnşalllah, hayırlısı Aleynacığım…
Bir başka haber de başka bir bakanımızdan… Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı firmaların da “bizim” firmalarımız olduğunu söylemiş… Sen öyle diyon da hacı emmi, bakalım onlar öyle diyor mu? Yakında pasaportlardaki çipler:
 “Ay çok pağdon! Çipinizi izleyen  lö opeğatöğ, hattı açık unuttmus! veya “ Çipiniz milliyet ağızası veğiyor,  la soyunuzu inkâğ etmek için biğe,  lö ülkenizi bölmek isin bana basiniz! Hahahay! Ayol sok sakaciyim löğ ben!” derse umarım şaşmazsın hacı emmi?

Neyse, gele gele geldik Türkmen Ovası… Tarkmayan, sark(oz)mayan, şarkılarımızla gene sizinleyim bulgur  korteksli hububat nationım benim! Öptüm hepinizi…  Gerçi bana kadar sizi öpen çok ama kulağa bulguru tıktın mı hiçbir şey hissetmen sen… Al sana şarkı!

24 Ocak 2012 Salı

ADINI SEN KOY...

             Aklıma ne estiyse yazacağım . Bugün böyle. Hatta bundan sonra hep böyle, arkadaş. Gel gör ki başlık olarak ne yazsam, diyerekten yapıştım mı koltuğa?  Yahu ne koysam ki başlığın adını ? Bir an adını Feriha koyasım geldi, sebebini çözemedim. Sonra adı Feriha olmayanların üzüleceğini düşünerek vaz geçtim.Siz koyun adını. Bu sefer de böyle olsun.

             Acayip sevdim şu "esefle kınıyorum" ifadesini. "SF le Kınıyorum" şeklinde de yazılabilir mesela.Son dönem bir çok önemli kişi Fransa Parlamentosu'nun inkar kararını SF le kınıyor. Benzer konularda bir çok kararı, eylemi SF le kınadık, pek faydası da olmadı sanki. Acaba Dextroz'la filan kınasak, sonuç ne olur acaba? Baktık olmuyor,  %5, %20 lik Dextrozlarla kınasak da bir yere varamıyoruz, Ringer Laktat deneriz, ne bileyim sonuç alana kadar tüm serum sıvılarını deneriz. Denemekten zarar gelmez...

             Biri doktora gelmiş "alt solunum yolu enfeksiyonum var" demiş...Belli, adam eğitimli, solunum yolunu bilmesi yetmiyormuş gibi alt ve üst olarak da sınıflandırmış malum yolu. Doktorun "Şikayetiniz ne , efendim?" sorusuna gelen cevap " idrar yaparken yanmam oluyor." Sakın, sakın hatta Muhteşem Sülo'nun dediği gibi zinhar gülmeyiniz veya dalga geçmeyiniz. Demokratik ülkede eğitimli ve bilinçli hasta neresinden soluyacağına kendisi karar verir. Üffff yaaaaa.Tam bir şey yazacaktım, aklımdan çıktı, şimdi takamıyorum ...üffff.

             Bugün çok yoruldum, varlığından habersiz olduğum bir çok kasım sızlıyor, bir de üstüne promosyon olarak nezleyim." Yıkılmadım ayaktayım " demek isterdim delikanlıca, fakat hasta ve yorgunum diyorum maalesef...

             

23 Ocak 2012 Pazartesi

Talimatlı Keklerle Ophrah!

İçin kırık kırık, çemkir çemkir oluyor mu hiç birader? Kırık kırığı anladık da çemkir çemkir ne demek di mi?

Nasıl anlatsam?  Hani Behlüllü bir Bodrum mandalinası gazozu reklâmı seyreder de kompleks kompleks olursun ya… Hani  “Ulan bu herif bu gazozu içiyor da nasıl kilo almadan duruyo?” diye düşünüp durursun ya… Hani mektuplar yazarsın ya sevdiceğine Alişan abinin izinde… İşte öyle narenciyeli bir duruştur bu birader…

Hani mahalle aralarında sünnetçiler gibi dükkân açmış bilgisayarcılara bakar da rahat bir nefes alırsın ya… İşte öyle çilingirvari bir kurtuluş nefesidir bu… Ben seni maymun gibi sevdiğimde, liseli bir mahcubiyetle bakar da gözlerime,  Karamürsel’i senin  için yakayım diye üzerine benzin dökersin ya…

Bir ara Cankan diye bir grup vardı… Adamların bir giyinişi vardı aklımı almıştı… Dedim ki “Herhalde bunları dinleyebilmek için fıçı biradan kallavi bir miktar içip bütün duyu organlarını narkoza sokmalı!” falan öyle “trash” bir tarzları var… Meğersem arabesk  çalıyorlarmış abi!

Trash demişken traşım geldi… Favoriler “Biz gitsek?” diye sormaya başladı bile… Berberde uyumamak için on önerisi olan var mı?

Defterlerim de köşelerinden bakıyor… “Ne ara yazacak ki bu çatlak bize?” diyorlar muhtemelen….  Gazetelere bakıyorum… “Memleket ahvali hakkında ne yazayım?” diye… Bakan kıvamında birisi diyor ki “Bu parmak, sen de salla olsun, bitsin…” Yani neyin komikliğini yapacaksın? Her şey ortada! “Bu, parmak, sen de sallarsın, olur biter!” Abi sen nerelisin gözünün yağını yidiğim? Hangi otogarda  poğaça satıyon sen? Çakmak neyin de var mı tezgâhta Allasen! Ölümü öp bir ayranımı içmeden yollamam…  Yoksa beyin cerrahı mısın sen abi? Hipotalamusa kadar yardın abi beni! Bırak, geçtim gri maddeyi falan! Senin parmağın her şeyi bembeyaz, dümdüz etti abi! Bir parmak da bana sallar mısın abi? Bundan sonra beyni falan istemiyom ben! “ Dirrek”  mideden konuşacağım abi!

Bakayım Ophrah’ın sitesine ( böyle yazılıyordu di mi?) , vardır herhalde bir sitesi falan, yeni bir kek talimatı var mı? “Tarifi” mi diyecektim özür dilerim ya…  ha gayret bir kelime daha… Iıııhh! Zooort! Ooooh! Salla gitsin abi ya! 

Tarkmayan sark(oz)mayan, şarkılarımla  sizinleyin hububat canlarım benim!

22 Ocak 2012 Pazar

Talimatını Aldın mı Annem?

“Fenerbahçe atkısı taktığı gözlenen İbrahim Tatlıses, “Fenerbahçe zor günler geçiriyor ben de öyle. Bizim sevdamız bitmez” derken…”

En güzeli bu abi… Bir inci bulur, işlersin, olmuş mu diye dişlersin.
Ne demiş hazret? Fenerbahçe de zor günler geçiriyormuş,  o da… Nasıl yani? Hazret? Senin otobüs firman, lahmacuncun, inşaat şirketin vs yok muydu yahu?  On yüz bin milyon  baloncuk  kazanma da dokuz yüz bin milyon baloncuk kazan  yahu! Seni de mi şikeden arıyorlar hacı emmi? Kafaya kurşunu yemek için teşvik primi mi aldın?

Gören de bir lokma ekmeğe muhtaçsın zannedecek… Ama tabii senin ekmekler muhtemelen Touloné ’dan uçakla geliyordur. “ Ya biliyon nu gardaş? Şu Touloné’un baget ekmeği yok mu? Şerefsizim, hiç birinin lezzeti buna benzemiyor. Aha araya helva koyuyorum, bir güzle yeniyor sorma!”

Bir de ağlama modası var, tutabilene aşk olsun. Ağlayınca ne söylesen yeniyor abi… Bak yirmi yıl önce millet salya sümük kasetler dinletirdi birbirine bugün o kaetleri dinleyenlerin  yerleştiği  koskoca bir  eyaletin, eyatleçesi olduk!

Bir de şöyle bir günün sözü var: “ Dış yardım alacak olsaydı, dışarıdan talimatlar verilmeye kalkılırdı. Bugün talimat alan bir ülke yok”
“Türkiye’nin Ortadoğu’da bir görevi var!” diye bar bar bağıran, ben miydim hacı emmi?

 “Libya’da ne işiniz var?” diye kükredikten sonra limanları açan ben miydim hacı emmi?

“Benim polisimi tokatlamak kimsenin haddine değildir!” diye kükredikten sonra PKKlı köpeklerin, polis müdürünü tokatlamasına sessiz kalan ben miydim hacı emmi? Pardon?

Ay gene pis pis politikaya battım, aay iğreeeenç! Tiksinç oldum ben ayol! N’olur kusura bakmayın, kafa anormalleşiyor bazen… Bir gıdım gri madde var zaten, o da arada  şerare yapıyor. Duy biraz gevşek biliyon nu? İrfan’a söyleyeceğim gelsin sıksın, onda İngiliz anahtarı var. Bizim anahtarlarla olmuyor, denedim.

Kilerin kapısına  da bir kilit takmak lazım artık. Bizimkisi tek “l”li kiler. Zenginlerinkine “killer” deniyormuş. Adamlarda “l”  bol ne de olsa, harca harca bitmez.

Tarkmayan, sark(oz)mayan şarkılarımızla gene seninley,iz hububat nationım benim!

21 Ocak 2012 Cumartesi

Gel Kucağıma

Bir büyük politikacımız Sarkozy Emmi’ye “Tarihi istismar etmeyin!”   mealinde kükremiş… Çok takdir ettim!

Ettim de Dersim’de, memleketin askerinin kafasını kesen canilere haddini bildiren devlet büyüklerimize, “katil” diyen de aynı bakanın partisi değil miydi be yau? Sen cumhurbaşkanına, başbakanına “katil” dersen, elin oğlu demiş çok mu emice? Ne şirincek, cesur, atakan stratejik şeysin sen! Stratejin gibi gözlerinin derinliğinde boğulayım da gözlüklerin izin vermiyor…

 Ay ne iğrenç oldum ben ya! Gene başladım pis  pis politkaya di mi?

Ay Berkea ne yazıyo bu böyle pis pis?
Ne bilim kızım? Manyak işte yazar, yazar…

Emine Ün ablamız, sevgilisiyle el ele poz vermiş, “Halimizden memnunuz!” demiş. Ablacığım siz memnunsunuz da bakalım biz memnun muyuz sizin halinizden? Olan var, olmayan var… Gül benzinin açıktan belirdiği o ak bileklerini sen gösteriyon ama kulaklarından namus fışkıran bademcikler ne hale geliyo, biliyon mu?

Ben diyom ki… Hökümat ferman buyursun, erkek badem ağaçlarının dalına namusometre takılsın.  Kiminki “biiip!” ederse  baktığı cins-i lâtifin üstü muşambayla örtülüp dışarı çıkarılsın. Nasıl teklif ama?

Gerçi sen kulağını her gün temizlettiriyorsun ama biz gene de senin caiz zevkinden farklı, tarkmayan sarkozmayan bir şeyler çalalım e mi hububat nationım benim?!

16 Ocak 2012 Pazartesi

Esra'nın Marş Dinamosu

Ciddiyetten nasibini alamamış biriyim ben. O sırada kuyruğun gerisindeydim, bana kalmadı. Onun için böyle dandik bloglar yazıyorum annem.
Kafayı gözü kırıp yazıyorum. Kafa zaten ezelden azıcık çatlak…
Ama şeyden çok  ekmek çıkar yani… Neyden? Şeyden… Şeyden Esra Hanım’dan, yani tahminim… Meselâ yaşı yetmiş amcamın :

 Kırk sekiz evim, otuz arabam var… Mazbut, düzgün bir hanım aranıyorum, bana arkadaş olacak…
“Arkadaş” derken  Hamit Amca…
Efendim, hayat arkadaşı işte…
Af buyur ne kadar hayatın kaldığını düşünüyorsun Hamit Bey Amca?…
Kızım, Kimin ne kadar yaşayacağını Allah bilir.
Hayır bu kız da bilse iyi olur, bana sorarsan… Ne de olsa senin ayaklardan biri daha aşağıda, çukur gibi bir yerde, o bakımdan… “Kız” diyorum, mahide Hnaım teyze’m  kızsın di mi?
Aaa! O ne biçim soru kız? Elime bu zaman kadar şey değmedi… Neydi ?
Anlaşıldı Mahide Hanım Teyze, keselim.
Hamit Amca söze karışır:
O ne söz kızım, bende daha çok iş var…
Belli belli, olmaz mı… Senin motor ne âlemde bilmiyorum ama marş dinamosu maşallah hâlâ tam gaz… Eeee? Siz ne diyorsunuz Mahide  Hanım?
Ay ne diyim ayol? Gül gibi adam… Kısmetse neden olmasın… Ay çok utandım…
Utanma , utanma, gül reçeli mübarek, hemi de üstü tereyağlı … Hadi bakalım cumdurlop…
Cumburlop derken kızım?
Anladın sen onu…
Hava güneşli de  yavaştan bir ayaz var. Sabahtan yerlerde ayna, çal çal oyna… Gittim, elektrik parası yatırdım,  iyi de sıra vardı ha! Millet kapıda kuyruk! Borcuna sadık milletiz vesselam…
Şimdi de çıkıp gidiyoruz… Bilmem ne alâmete…   Tarkmayan şarkılarımızla...Öptüm hububat nation!


Linkin Park-From The Inside ile JackDanieLs35