http://www.1v1y.com

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Kıl Dönümü

Düriye diş işleri sakarlığına kota verdim.

9 cigarayttan uzun filtreli cigaraların satışı için diyanetten ilmuhaber alınsa fena olmaz.

Cumaya gittim Cumartesi döner miyim, bilmiyorum. Cumartesi gecesi ateşinde cehennemden canlı yayın yapılsa reytingler tavanı yırtardı.

Nazlıçeşme'de toplandık okeye dördüncü bulamadık. Dördüncü, kabiratül mematiye meydanında kalaya kusmuş.

Eskiden erkek dergileri poşette satılırdı. Bana kalırsa bir kısım medya da çarşaf içinde satılsın. 

Hatta badem bıyık logosu olmayan ve insanların imanına belden aşağıdan bakmayan gazeteler yasaklansın.

Tam buğday ekmeği diyeti yapacak ara eleman ihtiyacımız var. Püsleman elemanların zekası  tontirik olduğundan olmuyor.

Biz asla kara elemanların bu zillet içinde pilli zürafaya yönelik kirli oyunların içine düşürmek gayreti içindeki nohutların içinde olmayacağız!

Ammar?
Söyle Rübeyba'm!
Bu gene polipik mi konuştu?
Ne haddine ? KÜTÜK başkanına söylerim, döveriz gerekirse!
Kahramanım benim! Geçen gün bir mayo buldum, burun deliklerimi bile kapatıyordu.
İyi ki seni o halde görmemiştim
Ay niye?
Öyle kimbilir nasıl çekiciymişsindir?
Sus utanıyorum!
Utanma canım, geçer.





22 Ağustos 2013 Perşembe

Boncuklu Limonata

Mursi de Mursi Mursi de Mursi…
Yattım , kalktım Mursi… Ohhh ayılana gazoz, bayılana limon!
Çarşafımın ucu kare…

 Ama ucu sadece… Gerisi ekose annem, çok süper. Ucuyla küselman kardeşlere göz kırpıyom, bucağıyla Pakporti deterjanlarına. Reklâmda renkli, çiçekli çarşaf güzel oluyor.
Şahsen ben politik esprilerin daha en başından bayat doğduklarını düşünüyorum. Zira…  Hani nasıl derler?
Kızgın sulardan serin kumlara atlayıp da beynimizin mıncık salatası olduğu o güzel tropik oteller vardır ya… İşte o otellerde bir animasoynun tam göbeğine işemiş gibi oluyorsunuz.

Nasıl bir   rahatlama anlatamam… Raharetlenme denen şey bu galiba değil mi?

Düşünsene, kara çarşafı içinde bir manken Antonio Bellorgarm rujuyla şöyle caz caiz gülümserken sana, o çarşaf bedenine dolanıyor da dolanıyor. Kirpikler üç buçuk metre…
Ve sana o ana kadar giydiğin en güzel çarşafın o olduğunu söylüyor, fısıldayarak. Aslında sesini kısacaklar ama o zaman ürünün ne olduğunu anlayamıyorsun.

Düşünsene meselâ aslında pis su borusu reklâmı yapıyormuş hatun ablam…
Bunca yıllık çarşafım var,, böyle pis su borusu görmedim! Fet-bo! Sizin caiz borunuz! Çişeyin, gerisini düşünmeyin. Haşamatlı modelleri de var…”
Sizi eşiniz bile tanıyamasın mı istiyorsunuz? Bize gelin… Çarşafta asırlık kalite… Tali-çar! Katarca’nın en güzeliyle…

İşi gücü bırakıp reklâmcı mı olsam ne?
Abi iki gündür burnum akıyor. Bütün denizi mi yuttum ben ? İyi kötü kafada bir ağırlık yapıyordu.
Rübeyba ile Ammar Dubai’de dübeş atıyormuş. Kıllık izinlerine çıkmışlar. Dönecekler annem, merak etmeyin.

Tarkmayan sarkmayan şarkılarla gene beraberiz annem...

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Bu toprağı kim hak eder?

TRT'nin muhabiri ölürse Mustafa Sabri denen herifin mezarına gömülmek istemiş.

Kim bu herif ? Mustafa Kemal'e idam fetvası veren karanlık, ahlaksız bir güce tapınıcı bir adam.

Bu adamı kutsayanlar kim?

Kendilerine Müslüman deyip de milletin meclisini dualarla açmış, Müslüman Türk askeri cephede çapışırken karların içinde böbrek sancısıyla yatıp Zafer'den sonra bile Mehmetçik yemeden yemeğe başlamamış, ahlâk abidesi bir büyük Türk'ten nefret eden, solucan ruhlu,kindar bir insan altı sürü.

Üyelerinin hiç birinde ferdi ahlâk ve sorumluluk olmayan bu sürü, insan olarak bilinmek ve saygı görmek  istiyor. Oysa kendini cemaatleşmenin ferdi ezişi ile tanımlamayı seviyor ve bunu takdis ediyor.

Ama bu sırada üyelerinin vicdanını da ezdiğini ve  insanlıklarını ellerinden aldığını unutuyor

Dincilik  bu yüzden  meşru bir ifade şekli değildir. Çünkü ancak üyelerinin dilini tekleştirip  dışarıdakile de dilsizleşrerek var olabilir.

Dincilik yok etmeye, yok olmaya dayalı bir vahşet ideolojisidir.

Bir vatanı kurtaran insana nefretini açıkça kusan insanların egemenliğin meşruiyetini sömürebildiği bir ülkede kim nasıl var olabilir?

TRT'nin o muhabiri ölürse; bence Türk vatanı dışında herhangi bir çukura leşi atılmalı. 




15 Ağustos 2013 Perşembe

Tarağımın dişleri

N'aber kitlem?
Geçen gün bi Prof arkadaşa killeri soracak oldum, sormaz olaydım.

Killer meğer ne marifetli şeylermiş?

Bardağın yarısı soda doluyormuş problem yok . Problem kahve istediğinizde başlıyor. Ama garson bir kadında problem yok.

Acaba bu problem takıntım matematik kompleksinden mi geliyor?

Gözlüğün üstü kireç oluyor bazı bazı. Suyun sertliğine bağlı hepsi tabii ki..

Kalıcı sertlik var  uçucu sertlik var. Kalıcı sertlik badem sertliği oluyor. Uçucu sertlik daha ziyade okur yazar sertliği.

Okuyunca insanın güneş sisteminde bir gevşeme bir halet- i ruhiye turisti vücuda geliyor. 

Vücuda gelen bu turisti kovmak mümkün değil. Vücudun nispeten sıcak ve nemli ve karanlık köşelerini mesken tutan bu mantarsı kantarlar, canları sıkışınca totoş-U kübra-i muhteremlerinden gaz sıkıyorlar.

Tosmanlıxa'da bi buna "Haydaaa!" Diyoruz. Deyince şey oluyor. Ne oluyor?

26 Temmuz 2013 Cuma

Bardak Kulbu Gibi Buruğum Bugün

Çay yarım kalıyor bardakta ya…
İçin içini yiyor, içli köfte gibi oluyorsun o zaman. Oy anam oy! İçimde bir demli çay ciddiyeti kımı kımıl kımıl zararlısı mübarek!

Battaniyem köşede bekâr evi gibi duruyor.
Kendimi kemirgen gibi hissediyorum. Kemir kemir içimi kemiriyorum. Bugün hakikaten tuhaf bir melankoliden mustaribim muhterem.
Birazdan “Lie To me” var.

Ama içimdeki içimin en büyük sebebi hamile kalmak korkusu… Öyle demeyin muhterem. İlim çok ilerledi. Kılemaya bir soruyorsun, seni ters yüz ediyor, çarpılıyorsun maazallah!
Hayır hamile kalamam zaten de… Kalırsak  göbeği nerede bırakacağız?
 “Annem sen evde kal… Biz babanla bir tur atalım, babanın arabasıyla tabii..” deyip de  evde mi bıraksak ?
Evde bıraktık diyelim ya tutup da çocuk reklamlara bakarsa? Maazallah bir kanatlı ped reklamı görüp de kendini arı fala sanmaya başlarsa?

Bunların lolipoptik singual porteksteki kıble  sensörleri çok duyarlı! Bir model çıkarmışlar, tosurmuyormuş!
Sabah beri ben de neyi kemireceğimi şaşırdım. Dişlerim kaşınıyor. Buzdolabına baktım,  faiz kobisi kalmış mı diye kalmamış. Meyve suyu vardı onun yerine o da diş taşı yapıyor mu yapmıyor mu hiç bilmiyorum ki? Sonra diş taşının acaba nelisi makbul ve caiz? Yani bir de böyle bir sorun var.

Ama şahsen ben sorun yaratan bir kemirgenler lobisinin içinde olmak gayreti içinde olanların içinde olmadığım gibi içinde olmayıp da olmak istiyormuş gibi yapanların içinde olmak gayretin içinde de değilim!

Bu memleket normalliği getiren, Allah bir milyon kere elindeki pala ile kaşımızı gözümüzü düzeltmek içine kendini yırtmak gayreti içinde olan kardeşlerimizin razı olsun; tencereli, tavalı saldırganlarca taciz gayreti içinde olunması gayretini kesinlikle büzüm türecine  bir katkı olarak görmediğimi de buradan açık söylüyorum!

Zaten sultan Tapo ile konuştuk, koklaştık. Aslında konuştuğunda bir şey anlaşılmadığından  daha ziyade  koklaştık. İçimiz bir hoş oldu. Çok zübarek bir tosuruğu var! İnancın olsun oda-i hümayunu kitap dolu! Okumuş adam ne de olsa…

Tabii öyle zübarek bir adamla oturup şöyle  Marmara’ya karşı çay içmek de çok güzel oluyor. Jandarmaya sesleniyor : “Hışt la Memocan! Bize iki çay kap aslan parçası!” diye… “Mehmetin” pırtçası “memo” ya o bakımdan… Düzüm sürecinde cenderme evlâtlarımız da kırmamak için “Emret tapo Abi!” diyerek koşturuyorlar. Bir  sevgi balesi yaratmış çevresinde, o kadar  muhterem bir insan!

Damına billboard çaktığım güzel insan!

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Duble Duble Geç Don Lastiğinden

İftar yaklaşıyor. Karnım kazınıyor. Zaman geçmiyor. Zaman geçmesin diye bi tarafına görecelik sakızı yapıştıran Einstein Abi’min sakalının, yoksa bıyığının o da yoksa başka bir tarafının kılı olayım mı şimdi? Hayır illâ bir döte yaklaşacaksan bari değen birinin dötüne yapış ablam!


Vakit yaklaşıyordu.
Geminin bilgisayarı  “Alien Vs Predator” oynuyordu kendi başına. Çok dramatik bir magma sensörü soldan vuruyordu. İdeolojik konglomera savruntuları aşkımızın sınıfsal dümürüne buğran oluyordu!

Ya be ben neyleyim aşk-ı mutat-ı münteşirim.
Kaymakamların yanına bir de  “essah” kaymakam atanacak bundan sonra.

Maazallah Türkçe mürkçe konuşacak olurlarsa kafalarına şöyle keleş dipçiğiyle vurup “Doğru konuş lo!” diyecek takımından.

Pilli dikeceğimiz hayranı ayran ayran içerken içimde ne fırtınalar kopuyordu Furkan!
Sen bilmezsin, bir elimde misale bir elimde dayran, umurumda mı rüyan?
Biri, kimsenin bilmediği bir şeyleri bildiğinden kimse de onun ne yaptığını bilmiyormuş.
Herif ağzıyla tıçıp, burnuyla tosurabiliyormuş, o derece yani!
E tabii bir alay akıllı, ıkınmış, sıkınmış ııh! Ne ağızdan mok geldiği var ne burundan tossuruk. “Gel bize yol göster!” demişler

Onsan sonracıma gel zaman git zaman bu herif bir yere gitmemiş.

Tamam bir iki bir iki de millet kıllanmaya başlamış “Abicim senin bir de kulak deliğin var onun bir marifeti yok mu?” diye sormuşlar. Eh kalabalığın önünde durmadan tossurabildiği için falan yane…
“Efendim?” demiş.
-         
Ay Ammar?
-          Söyle Rubeyba’m!
-          Ama bu çok ayıp ediyor.
-          Neden ruh-u lüblübeytül enkazım?
-          Baksana taş  kokan hazretlerine neler diyor?
-          Neler diyor?
-          Yaaa! Herkese söyledi ne yaptığını…
-          Aaaaa? Ne yapıyormuş ki?
-          Diyor ya işte ağzıyla tıçıyor diye…
-          Ne var bunda leblebetül müsmüleyim?
-          Ama  ağızlarını açıp da her dediğini  şey eden bir sürü insan var.
-          Şifadır o şifa!
-          Ay Ammar ne güzel konuşuyorsun… Sen konuşunca ruhum titriyor..
-          Ah Rubeyba’m bilsen ben seni daha nası tirtetecem?
-          Utanmaz!
-          Kim? Utanıyorum ben ya!...

Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla gene sizinleyiz be annem!




18 Temmuz 2013 Perşembe

Kıllı tereyağı

Böreği suya koyun. İçine aspirin atarsanız beli ağrımaz.

Dişi ağrıyanlara ayrı ağrı kesici veriyoruz. Bir de tabii dişi ağrıyanların tezhipsel durumu var.

Püstelsamsanız andrudi mi yoksa tefloni mi olduğunuzu söylemeniz lazım ki kafanız mı tikiniz mi kesilecek ona göre karar verilmesi lazım.

Şu sıralar İngiliz edebiyatına taktım. Züptirikten bie Anadolu lisesi bitirmediğime bazen üzülüyorum.

Ama gene de züptirikten bir İngiliz olmak mümkün.

Kahvaltı gevreği beyinlilerden oluşmuş bir Mısır çuvalına olalı bir selam veresin var.

Sahi dantelli krilentlerimize ne oldu yahu? Dağa mı kaçtılar? Balta mı kestiler? Balta kesen seri katil krilentler! Dantelin intikamı. Kulak deliğine bile tıka ki çok pagizekâr hanım desinler. Ayriyetten kulak deliğine yıkadığın dantelin markasını diş etine kazı. Dişçine söyle şöyle tezhipsel falan işlesin.

Burun kıllarını da pisvaklı cınbızla al, plastiğinin içine ne karıştırıyorlar belli değil. Mazallah yumuşak plastik olsun diye içine donuz toku falan koyarlar, ay, ay, ay!

Hem ahşap tıç kıpası kümbet, biliyorsun! Kayıp kel boğan künbeti mucibince salıları   dallamak çok mühim!

Okuyun mu len? Bak tıçını semizlemek için sana ne öneriyorum?