http://www.1v1y.com

11 Mart 2013 Pazartesi

Davrandirik Manivela


Tasama  zürütmenin emrindeydi her zaman abi. Tasınınca zürttürüyorduk o oluyordu.  Hatta “Tasıma suyla değirmen dönmez…” diye bir de lâf var…

Tasıyıcı organın zürütmeye etkileri konusunda mikrobiyolojik karıştırmaları şettirip sürece sokularak ıslak mendille silinmelidir.

Koplumun  kütük kesimlerini tatmin etmiyorsanız pinarın dalları bir “Tarafınıza” şeyedebilir.  Tarafdar olup da tarafbol olmazsanız  domokratik kazınımlar midenizin döner ekmek resptörlerinize  cortidinik  bağlanabilir.

Şahsen döner ekmekte turşunun ne yerinin olduğunu ben çok merak ediyorum. Bu bana azıcık New York kokan bir hot dog şopurtukluğu gibi geliyor bana.

Bu şekilde bademli  yağdanlığa  damarikan cavurluğu sokuşturmak gayreti içinde olanların bu gayretlerinde başarızlık içinde olmaları için elimizden geleni tasama türütme ve kargı organlarımızla yapmak gayreti içinde olmamız gerektiğinin içinde olduğumuzu açıkça böğürüyorum.

Geçen hafta Türkiye’de kadının dürümü konusunda  son derece güzel ve   aydınlatıcı bir kürek yaşandı.  Kadınlarımız o kadar muhtereme ki evin dışında güneşten, yağmurdan, çamurdan yıpranmasına   gönlümüz razı değil.  Saçlarının bir teline zarar  gelirse, koparak kırılmalara karşı  dayak proteinli  tampuan kullanmak, yumuşak firksiyon ve öğütlü böğrülce kullanımıyla giderilebilir diye düşünüyorum. Ve kadınlarımızı kebapçıya  gitmeye teşvik etmek gayreti içinde olanların bu gayretlerini asla onaylamadığımızı belirtmek ihtiyacı içinde olduğumuzu açıkça  söylüyorum.

Neyse epey  gevezelik ettik. Bulgur beyinli zümmetime, kömürlü gaz alıcıl verip  tarkmayan, sarkmayan şarkılarımla hepinizi şöpüyorum dibiş annem.


Dirk Blackfellow


Oluklu sandviçe bayılırım. Bilhassa kaşarlı olursa… Sonrasında naneli  çikolata…
Bugün George ORWELL havası  paris café tarifleri hanımlar icra heyeti günü annem.
Kafamı da örttüm ki saçımın teli görünüp de kısa devre falan yapmasın diye.

İmanım katip okulunda “ Kallube yapımı dersi seçmeli mi olsun, geçmeli mi olsun?” diye sormuşlar:
“ Dananı da sal gitsin!” demiş bir büyüğümüz.  Büyüğümüz olduğunu nereden biliyorum? Resmine baktım, XXXXXXXL giyiyor.

Créam de Brulé üzerine çilek koyuyorsun bu arada canişkom ay bir güzle oluyor, bir güzel! Ama çileğin üstüne keseptür babında bir şemsiye koyarsan iyi olur. Bizim hoca geçen gün çileği öyle şemsiyesiz görünce aklına kötü şeyler geldiğini söylemiş. Mahalledeki manavlara  özel çilek siparişi verdirdik. Cudi Karapistan’da meğersem çilekler çarşaflı satılıyormuş.  

Gene kötü kötü konuştum amaaan! Nasıl terbiyesiz bir  Hamamelis oldum ben, sormayın! Bir gün başım helaya girecek ya hayırlısı.

Abi hiç olmazsa 150’yi bulaydık iyiydi… Nereden buluyon 150 kelimeyi  muhterem, dilimizde 150 kelime olsaydı ya kenarist olurduk   ya da kazar…

Geçtik mi lo? Geçtik agam. Ohi ohi ohiğğğğğ! Fork!


Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla gene beraberiz cicişannem...

8 Mart 2013 Cuma

Kayın taşlığı

Pilli basın yapmamız lâzım. Ben diyorum, duydunuz mu?

Pili beslemeli olsun. Besleme çekip ince uçlu şarzı pötümüze çakıyoruz. Soğanlar tepeleninceye kadar pembeliyoruz.

Pembeleşmiş yanağımızın kıyısına badem ezmesi sürüyoruz. Dudağın kıyısından tüpbanklı öpücük veriyoruz.

Sonra torflu tereyağını ekmek üstü salça yapıp yiyoruz.

Murakami okuyup " Ben adam mıyım acaba?" diye düşünmek lâzım abi... Metroda giderken elinde kitap tutmanın hayali zaptını protez takalım abi!

Zaten conta sıkışık dayı... Höööööğ!?

27 Şubat 2013 Çarşamba

Geğirdim Şart


Sevgili Kırıkkafalı Hemşehrilerim!
Blogunuza gösterdiğiniz yakın alâka gözlerimi nemlendirmektedir! Her gün düzenli şekilde on kere tıkladığınız, Anadolu’nun bu güzide bloğu sizin için hizmetlerine devam edecektir. Eğitime ve öğretime yakın ilginizle bloğumuz irşad, ihale, ihlas üçlemesi ışığında, hepinizi kabuklu fıstıkla beslemeye devam edecektir!

Blogumuzun Rusya takipçileri için ne söyleyebileceğimi bilmiyorum. Ya Tatarlar, Başkurtlar vs. blogu okumayı çok seviyor… Veya  bloğa  normal yollardan girilemediğinden Moskova aktarmalı uçuş kullanılıyor? Her iki halde de  düzenli desteğini esirgemeyen okurlara teşekkür ediyorum.

Söz açılmışken  üniversite sınavlarında din bilgisinden de soru  sorulacakmış.  Vakti kerrat cetvelini bilmeyen adama zaten madam mı derim ben? Sonra maazallah farzların sayısını bilmeden adam uçak muçak yapar, kalp nakli gerçekleştirir; mundar-ı zurna falan oluruz, neme lazım?

Bir de ülkemizde sürmekte olan karış kürecine çomak sokmak isteyen tokmaklara pırtırıklarımı çıpkırtıyorum.  Gerekirse  Tamdil’e giderim çocuklarla görüşürüm: beni severler, sayarlar.  İki halay çeker, bir de dört çekerler  inşallah her tarafı karıştırırız! “Barıştırırız!” mıydı lo yoksam o?

Gönül istiyor ki ehr gün en az 300 kelime yazayım. Ben yazmasına yazarım da sen okur musun, onu bilmiyorum canım okurum. Atar yapma Katar yap!  Ne de olsa en münasibi o! Altın kaplı  klozete sıçarken  karıları  stoklamanın  canım keyfi, dünyanın başka hangi köşesinde var?

-          Ammaaaaaaaaar!
-          SöyleRubeyda’m!
-          Gene politotik mi yaptı bu? Katar matar dedi?
-          Ne haddine sultanım? Totikine  gösteririz gününü merak etme sen…
-          Ay Ammar! Çok canımı sıkıyor bu benim ya?
-          Sıkma sen canını Rubeyba’m!
-          “Rubeyda” Ammar! “Rubeyba” değil!
-          Ben güzelliğinden ne söylediğimi biliyor muyum Rubeyda’m!
-          Ayol peçemden meçemden neremi görüyorsun da? Utandırma beni ayol!
-          Olur mu Rubeyda’m gözlerinde bir Jefferson yeşili,  dudaklarında bir tapu kırmızısı var ya…
-          Ay ben fena oldum Ammar!
-          Ol sen ol… Bakarız çaresine…


De hadin Abbas yolcu! Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımla hep buradayım ciciannem!
Bakalım bugün torbadan ne çıkacak? Dinleyiverin gari!

22 Şubat 2013 Cuma

Kafan Kaç Senin?

Şimdi ne yazacağım ben yahu? Twitter çıktı mertlik bozuldu. Hayır zaten mertlik epey bi sulandırıldıydı.

Yazıyı kısalta kısalta artık hiyeroglif çağına geri döneceğiz, inşallah! Zaten konuşmayı unuttuk. Memlekette herkes illa bir araba sahibi olmalıymış gibi kredi kartına on bin milyon zerre araba satılacak hale geldik.

Şoförler arasında öyle bir işaret dili gelişmiş ki artık Türkçe'ye falan da gerek kalmamış vaziyette. Zaten Türkçe ne ta? Öyle bir dil mi varmış?

Bugün gene ciddiyet üstündeyim. Çok sıkıcı oldum ben kayın seyirciler! Hekzaplazmotik bir retikulum haline gelmek üzereyim! Sağlıcakla ucubettül muhteremler!

21 Şubat 2013 Perşembe

Telefonun Şırası


Zilliyetçiliğin her markası ayakkabımın altında… Zilliyetçilik diyorum! Yani zillerin çıngıraklı olup olmadıkları gibi konular benim için çok önemli.

Çünkü zillerin kanarya kıçından mı yoksa i phone çıngırağından mı yapıldığı noktasında, asla çam dalından zöt cebinde  bıngırdayan  fışkırtıcaların  gayretleri içinde olanların sıçında olmayacağız!

Ağzımız bozuldu, sayın keyifçiler! Ağzımızın fabrika ayarlarını kaybettik hükümsüzdür.   

Sakal boyumu her gün cetvel-i mukaddes ile ölçüyorum. İcazet-i nuraniyenin  göstergeleri genellikle yeşil kalıyor.

Dolayısıyla bizden önce toplumun değerlerine yabancı, zakoben, takoben ve naçocu bir takım Meksikalı çapulcu lahikası suretinden sürünen tertibat içinde olanların bütün  çabaları artık bitmiştir.

Çok ciddiyim bugün gene tiksinç derecede… Mide bulandırıcı bir didaktizm içindeyim.  Bunun sebebi de  vazgeçemediğim bir dikkatizm içindeyim. Hep bir şeyin içinde olan hıyaroğullarının dökermatiklerini şıkırdatasım geliyor.



-          Ya Ammar!
-          Söyle Rubeyba’m!
-          Ay ben gene çok caizim geldi.
-          Nasıl canım? Naneli mi vişneli mi?
-          Ay ne biliiim Ammar, neli gelsin anlamadım…
-          Forsaleye bakalım orada yazıyor mu?
-          Ay Ammar böyle İngilizce konuştuğunda içim bir tuhaf oluyor…  İçimde  bıgrcıklı şualar şeyoluyor…
-          Ah ben ne zaman içini göreceğim Rubeyba’m?
-          Sus! Edepsiz! Hihihi! Babam önce nihaleyi alsın da hele bir…
-          Alsın Rubeyba’m… Peder-i muhtereminin nihalesine kurban olurum ben!

Tarkmayan, sarkmayan şarkılala sizinleyiz hacıannem!

12 Şubat 2013 Salı

Overlokçunun Aşkı


Hayatımda gördüğüm sen çekici halı reklâmıydı, gözlerim kamaştı, dişlerim kamaştı,kirpiklerim yamaştı.

“Yamaşmak”ne, değil mi şimdi? Böyle reklâma böyle ayranlık abi! Nasıl bir kaymaklı gıdı ve ispermeçet külliyatıdır  o ya! Hangi literatür kazsın senin karasörünü, bi’ de bakayım bana? Nedir o Broadwayadımları, tüylü kızlar, merdivenden inişler, salınmalar falan ya?

Reklâmın cingılı, cingıl cingıldı ya… İçiniz cingıldar, o kadar yani!  Şimdilerde cincıllarda bir muhafazakârlık modası var…  İçten içe bir  nilahi derinliği, bir sürahi necefliliği, birzürrem ataleti, bir EMINEM gerdankârlığı bir “fifthy cents” çılgın şekvalığıfalan! Allah Allah illallah!

Sanırsın  meydan muharebesine giriyoruz! 

Biro… “O” ne ya? Bir de şey var pırlanta reklâmı… Canım bayır güllerimin, pembiş pembiş gülüp de şirin şirin güldükleri o canım reklâm… Bizi cıvartmayı seviyorlarmış da bilmem neymiş de…  Yabir yürü git abicim işine ya! KDV yok bedevin yok, ayın yok, yıldızın yok, sen neyin şamadırasısın ya? Arada bir iki votka vur yüksek koktanlı… Somunların falan gevşesin ya! Çok mu para verdim sen o reklâma?

Netekimbiz şakaya gelir bir külkedisi değiliz! Bizi kimse şamar oğlanı yapmak gibihayallerin içine girmek çabası içinde olmak teşebbüsünde bulunmanın içindeolmak içinde olmasın!

Vurpiyaza abiciğim, işin ne? Şimdilerde süper naneli sakızlar da var nasılsa…
-         AyAmmar!
-         EfendimRubeyba’m?

-         Aygene polipiptik mi yaptı bu?
-         Yokcanım… Nereden çıkardın?

-         Nebileyim gene ciddi ciddi şeyler söyledi tüylerimi diken diken etti.
-         Senintüylerin hiç diken diken olur mu aşk-ı sümbül-ü zül zül-ü güpt-ü züleybam?

-         AyAmmar gene içimi bir hoş ettin! Çok yaramazsın sen, çok!
-         Rubeyba’m!Hele peder-i muhteremin bana bir ihale kırıntısı versin, sen o zaman gör!

-         Kükreya Ammar! Seninle  katar kutar balayınagideceğiz!
-         GidelimRubeyba’m, gidelim!

Tarkmayan,sarkmayan şarkılarımızdan biriyle daha buradayız ciciş annem! İyi dinler kulaklarınınpası gitsin. Yok paslarını okuttuysan mastır yapsınlar. Okey mi? Öptüm!