http://www.1v1y.com

17 Eylül 2012 Pazartesi

Medrusa Darbesi


Ne yapalım bilmem ki? İslâmi pizza olayı tutar mı acaba? Bak bunu not alıyorum gelecek yazıda bunu ele alacağım tamam mı ?

Besmele çeken bardak vardı ya hani… Kaldırınca besmele çekiyor… Galiba içinden bir şey  içince de “Elhamdülillah!” diyordu… Geğirince de “Oha!” diyor muydu acaba?

Bir şanzıman bu kadar huzursuz olabilir mi? Demokrasimizin yeni vecizesi “  Hey vatandaş! İşine bak!”

Bardağa işinizi koyuyorsunuz, sonra bardağı kaldırıyorsunuz… “Bismilah… İşine bak lan!” diyor…
Louis Vitton çanta kenarlı ipek türban takarım… Annem annem, ben vatandaşın çok canını yakarım!

Şimdi sen bundan bi mok anlamadın ya… Öyle mel mel bakınca bardağa “ Ya Allah!… Ne bakıyon lan! Açıkta bi şey mi gördün? Ananı da al git!” diyor…

Teknolojinin son harikası!

Salla salla vur duvara!

-          Ya Ammar!
-          Söyle Ya Rubeyda’m!
-          Bu gene politoksik mi yapıyor?
-          Evet nur-u nurtülleynim!
-          İşine baksa ya bu?
-           Baktıracağız Rubeyba’m!
-          Bana İslâmî k balık da alacak mısın Ya Ammar?
-          Sana Umreye gitmiş balık alacağım Rubeyda’m!
-          Ama ben medreseye de gitmişini isterim….
-          Sana onu da bulurum ben nur-ül gulguleytül zulkületaynım!
-          Ay böyle diyince içim çok caiz oluyor…
-          Cidden mi kız?


14 Eylül 2012 Cuma

Bisikletin Selesi


Bisikletin selesi mühimdir. İnsanın en mühim yerleriyle temas eder. Dolayısıyla nerede, nasıl üretildiği de mühimdir.

Tuzlu kurabiye yerken üretilmiş seleler meselâ insanda potasyum eksikliğine sebep olur. Bu yüzden ossuruk sebebi olan potasyum eksikliğine sebebiyet verdiğinden dolayı tuzlu börek yediren iş yerlerinde abdest bozulmalarından kaynaklanan necaset problemlerine dikkat etmek icap eder. Dolayısıyla abdesti ossurukla bozulmuş işçinin ürettiği selelere binilmesi, vücudumuzun en mahrem yerlerinin ünsiyet-i haremiyetül kerkelazesi veçhesinden zinhar münhardır.

Münhar deyince aklıma geldi… Geçen sene Fuatla bir börekçiye gittiydik. Adam  paket servisi yaptığı yere dev kristal avize asmış. Öyle yerde insan rahat yellenemez  birader! Yani o kadar avizenin altında insan Sultan Süleyman haşmetiyle  kendinden geçmişken… Ayrıca madem börek satıyorsun, insan yanında ayranla ilgili bir kampanya yapmaz mı? Bir ayran alana budalası bedava falan gibi…

Artık ne zaman müşteri odaklı çalışmaya başlayacaksınız kardeşim! Müşterinin neresine odaklanmanız gerektiği size ulemalarca genelge, özelge, yönetmelik,  söndürmelikle falan bildirilir elbette!

Olay bu! Rüveyda ile Ammar’ın maceralarına biraz ara verdik ama az sonra!...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Kuru Tıkı


Sulandım, çok sululuk edesim geliyor. Yani bademcik ahlakına uymayan bir yapım var… Kaçak yapı gibiyim ben. Ruhsatım falan yok. Gulemaya da sormadılar beni, ne yapacağız, bilmem…

Kafama kırmızı toka taksam ne olur ki? Canım insancıl bir heteropteriks bir  solokovski olmak istedi. Hiçbir şey düşünmene gerek yok…

Bugün gene ciddiyet var üzerimde! Hasta mıyım neyim ben? Herhalde… Yoksa normalde düşünmekle  falan işim olmaz. Ekmeğin köşesini severim. Gerçi bir ekmekte kaç köşe olabilir ki değil mi? Yoksa burnu muydu o? Ekmek, adam değil ki  canım, nereden burnu olsun? Burnu olanlar da var ama onlara da benim adam diyesim gelmiyor. Ay ne didaktik oldum bugün ben? Yazmasa mıydım ne?

Çay demlesem mi ne? Kalkıp bir çay demleyeyim ben… Yazın kafamın içinden kum çıkıyordu biliyor musunuz?
-          Ya Ammar! Bu bugün polikoptik yapmadı mı?
-          Şaşılası ama yapmadı nurbüleytül belbeleymim…
-          Hasta mı dersin?
-          O zaten hasta nur-ül şekerparem!
-          Yazııık!
-          Ne yazığı? Fasık fasık!
-          Fıtık mı olmuş? Bizim cümbür cemaatin hastanesi var, oraya bir götürsek mi sevabına?
-          Ne yufka yüreklisin nur-ül lisaynetül cezbem…
-          De mi? Öyleyim,  de mi?
-          Öylesin yavrummmm…

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Köşeden Kaptır!


Kabızken nefesi tutmamak lâzım. Bu mühim bir sıhhî tavsiyedir; kulaklarınızı tıkamayınız! Zaten kulaklarınızdan sıçmanız mümkün olmayacağından… Yoksa mümkün mü?

Hey!  Yeni bir dünya  mümkün dostum! Kulaklarımızdan sıçabileceğimiz, burnumuzdan işeyebileceğimiz! Neden olmasın ha? Seni buraya bağlayan  ne ha? Kemperyalist bozduruk türptüklerinin imgesel egemenlik tasarımları mı seni zincirliyor? Başörtünün ucuna bir Mammoth maskotu tak, burnuna bir Belzebut hızması!

Senden moderni mi var be “hanım”?  Hanımlar ter kokusu kolokyumuna hoş geldiniz… Alkolsüz yeni sıçıptirik  ıslak mendilleriyle koltuk altlarınızın o vecih ve nezih günlerine dönmeniz mümkün! Ayrıca yastık altı altınlarınızı da getirin, biz onları koklar, bağrımıza basar, gereğini yaparız!  Yatırımlarınızın yattığı yerde, bütün perdeler örtük olacak merak etmeyin,: Hatta sanırım Tanrı bile göremeyecek… Gerçi  son kanun düdüğündeki kararmağmahanelerden sonra bu kaç gün geçerli bilmiyorum ama?

Kabızlık zor zanaat, yemin ederim! Başım ağrımıyor bak! Gördün mü?
-          Ya Ammar!
-          Söyle   ya Ümmürübeyba’m!
-          Bu gene polikositik mi yaptı?
-          Memlekette demokrasi var! Biz pilli iradeyiz!  Yaptırmayız!
-          Yaptırma Ya Ammar  ebu Leblebim benim! Babacığım dedi ki belediye OPTİ arazisini bahkeme dararıyla alınca orada bize de bir villa verecekmiş… Şöyle türbanlar içinde mazbut, muhafazakâr, tuğralı muğralı bi şey… Nasıl? Ne dersin?
-          Kaymak derim! Ay pardon Ümmürübeyda’m… Yani ne diyeyim elbette “Allah!” derim…
-          De Ammar’ım, sakalları  orman gibi halat kollu, iskele babası bacaklı, şeyi şeyli…
-          Öhhööğ Ümmürübeyda’m! Kaptırdın gene…
-          Ay ben senin o takkene nasıl kapılmayayım Ammar’ım!...
-          Bana bir şeyle  oluyor nur-ül gulgulüteynül leblebetül dur-ül  zübülem!
-          Senin o lisan-ı necibül nur-ül hitabın var ya Ya Ammar içimi bi hoş ediyor!
-          Ah! Hiç sorma, hiç sorma!
-          Ay ne yapıyorsun Ya Ammar, biri gelecek!
-          Ben ne yaptığımı biliyor muyum nur-ül tecahül-i zarife-i debdebem! Oy oy oy!
-          Aaaah!

Tarkmayan, sarkmayan şarkılarla hene beraberiz babacım!

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Yüz Tuvaleti


Sözüm dinlenmesin diye her gün (hemen hemen) traş olurum.
Ki traş mühim mevzuudur. Traş olmazsan; traş geçemezsin hemşerim.  

Panfilyalı gazetecilerin araştırmasına göre her üç tuvalet kâğıdından biri, üzerindeki desenleri okunduktan sonra kullanılıyormuş. Ben de yalancının yalancısıyım yani! Ama  meselâ bizde gazeteler bile o iş için kullanılır!

Yani biz okumayı o kadar seven bir toplumuz ki dubur-u şahanemiz olaylardan bihaber kalmasın diye  tarafsız davranmak  içün devamlı bir tarafımızı yırtıyoruz.

Kanaatim o ki bu kâğıtlar daha sonra her türlü çarpıcı ve tokatlayıcı haber için tekrar Pensilvanyalı amele takımınca geri dönüştürülüp bi moka benzetiliyor.
-          Ya Ammar!
-          Söyle nur-u gülgület-ül bülbüleynim, Ümmüdüveyda’m!
-          Bu gene polipiptik mi yaptı?
-          Ne haddine? Yapamaz! Yaptırmayız!
-          Kahramanım benim Ammar… Biliyor musun benim bir  nedimem var…
-           Gerçekten?
-           Gerçek ya, hem de çok güzel…
-          Aman ne iyi Allah sahibine bağışlasın…
-          Diyordum ki şöyle bir hesaplı hocaefendi bulsak da…
-          Sen iste Doğu kıyısının bütün hocaaefendilerini satın alayım Ümmüdüveyda’m!
-          Ya Ammar başımı döndürüyorsun, ne şeksi seysin! Şu benim nedime var ya… Çok tatlı kızdır. Ne dersin? Hocaefendi ikimizi birden  sana yazsa?
-          Aman! Ne diyorsun nur-ül gülgülüteyn-ül gluteinim! Gurk!
-          Peşin parayı görünce ağzın nasıl sulandı di mi? Ammmmaarrrr! Kahramanım benim!

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Ortaya Sarışık


Meyvenin salatası olur mu be yahu? Yani meselâ zeytinyağlı mı olur? Liman mı sıkılır? Yoksa hava limonu mu bulmak lâzım?

Havai limon olur mu? Yani limonların da  serserisi çekilmez.  Zihin akışı yöntemine göre yazılmış hikâyelerin en önemli sorunu tıkanma ve kesintilerdir. Ki bu hallerde total kollesterolün kollektörlerde löptrikonyumu düşer. Anlayamazsan anlatırlar gülüm…

Kim verecekti lo bu soruları? Biz babo! Ulan bademcikler de kapmış ya? Yapma başkanım, olur mu yahu? Zirkonyum alaşımlı tencerelerde GHGHJGHJGKPSS sınavı pişiriyorum abi çok lezzetli oluyor.

-          Ya Ammar! Bu gene polikistit mi konuşuyor?
-          Konuşamaz! Konuşturmayız Ümmürüveyda’m!
-          Çok yiğitsin ya Ammar! Nur-ül şecaatül beyan-ı dubrukan çok cazip…
-          Nur-ül yavrulüm, ben de senin hülkület-ül kubluteynül maklubenin içine hayranım
-          Ay Ammar içimi bir hoş ediyorsun…
-          Sen de benim… Oy oy oyül nurlüleyim

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Katır Tırnağı


Bugün iğrenç derecede poliptiğim, haberiniz olsun… Sonra “Vay sen  nasıl ciddi olabilirsin benim başkanımdan habersiz!” falan diye zırlamayın…
Tırnağımın içi kir dolu…  Ama içeriğin ayrıntısını bilmiyorum. Mesele elektronik tırnak yapıyorlarmış… Düşünsene; tırnak kirinin muhteviyatını veriyor sana! Hatta internete bağlanıyor…

Ama  mesela “ayıpçı” sitelere  girmiyor… Amcaların münasip gördükleri “Besmele çeken bardak”, “Kapanmanın yüz bir çeşidi…” , “Son türban trendleri” gibi  sitelere giriyor,  namaz vakitlerinde ezan okuyup “Abdest nasıl alınır?” gibi  bilgileri otomatik veriyor ve hatta abdestteki yanlışlıklar konusunda anında uyarıyormuş! “Muhterem! Kulağın arkasını unuttun!” gibi…

Hatta daha ileri safhada ki bunun için ek ücret ödemeniz gerekiyormuş…. Tuvalette yanlış def-i  hacet ettiğinizde  derhal  uyarıyormuş! “Muhterem! Yanlış ayak önde! Topuk yerde olacak! Bakış açısı, 2.7 derece kuzey… Tamam az daha kaldır… Oldu… Senin şey biraz eğri mi?” vs…

Elbette “hanımlarımız da” unutulmuyormuş… Tırnaklarına “su geçiren”  oje yaptırıyorlarmış… Said-i Mürdî, “amaney”, “Şeyh Said”, “ İskilipli” desenli ojeler tam bir  çılgınlık halini alıyorlarmış… Bu suretler, istendiğinde elektronik tırnaklarda ekran koruyucu olarak da yüklenebiliyormuş ama tabii ücreti mukabili…
“Ay ben İskilipli yüklettim tırnağıma! Ne yakışıklı di mi?”
“Sorma, ben sakalına hayranım şahsen! Yoksa Şeyh   Said mi yükletseydim kız?”
İlgili elektronik tırnaklar mekâna ve cemaatine göre renk değiştirerek derhal sahibini “mobilize” de edebiliyormuş. Hatta!... Oy verme işini de kendileri yapabiliyorlarmış!

Bir  uyandım ki! Aman Allah’ım! Çok şükür, İrandaymışım!