http://www.1v1y.com

10 Kasım 2018 Cumartesi

Topak Topak Uçurtma



Bugün bereketli günümdeyim. Şöyle arz edeyim:
Oğlanı tekvandoya bıraktım, yani bir nevi başımdan attım. Tepinsin, dursun sıpa! Zaten kaç gündür başımın etini yiyip duruyordu.

Ayriyetten arkada Pink Floyd dinliyorum. Sanırsın her gün Pink Floyd dinliyorum. Bildiğim iki parçaları var dönüp dönüp onları dinlerim. Ayyyy! Ne kaka şeyler söyledim ben böyle! “Pink” ney?
Bir şeyi çok merak ediyorum: Meselâ popüler ilâhi grupları falan yok mu? Böyle uzun saçlarla gitarlarla falan sahneye çıkıp kafalarını sallayarak ilâhiler falan söyleseler:

“ Hey muhterem!
Sen de mi yolunu kaybettin?
Bu bizim yolumuz!
Her gün cihat ediyoruz!
Cihatlı salatalık çok leziz olur!
 Bir de bombayla doldurdun muydu..
Ohhh yeaaaah!”
Lan şaka maka bayağı “cihat-rock” yaptım ha!
Düşünsene “  Ben niye varım Rabb’im?!” falan diye rock yapıyormuş oğlanın biri…

[ Kızlar da yapar da  artık şarkı sözü olarak ne söyler bilemem. Misal:

(“Türbanım çok caiz bebeğim!
Bana bakmamalısın!
Bak bir çarşaf geçiyor oradan
Ne nurlu bir siyah!
Türbanıma bakmamalısın bebeğim!
O senin boyunu aşar! Yeah!”)]

Oğlanın   babası akşam kulağından  tutup “  O kadar cumaya gittin, daha öğrenemedin mi zepevenk?” diye dövüyormuş oğlanı.

-        Esselamualeykum Rubeyba’m!
-        Ve aleykumesselam Ya Ammar!
-        Bugün yeni bir türban gördüm, görsen, dibin düşer kız!
-        Ay sana ne oldu Ya Ammar? Şeyler gibi konuşuyorsun..
-        Neyler gibi konuşuyorum Ruhbuletül muveyentülkülebuytum?
-        Yeni hani şu bir tarafları kırık adamlar gibi…
-        Ay ne yapayım şekerim? Bugün Avameye gittim. Nisa-tül mütesettererriandan bir taife zuhur etti. Yanımda yeni türban modasından o kadar çok konuştular ki…
-        Sen çok tesir altında kalmışsın, pehlivanım, Ya AmmaR’ım!
-        Öyle deme kız! Biz daha nikâh şey etmedik… Babam “Evlenmeden ellettirme!” dedi.
-        Ay komşular! Koşuuun! Pehlivanıma bir şeyler olmuş! Cidde’nin ayısı,  Taifi’in dayısı Ammar’ıma neler olmuş?!
-        Neler olmuş?
-        Sen iyice kafayı yedin Ya Ammar’ım! Amanııın!
-        Öyle deme! Lelylülihsanın gücüne gider.
-        Komşular! Yetişin komşular!

Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla sizlerleyiz, komşular!
(Chester Beddington'a saygılarımızla...)

Mercimek Lüleli Yarim




Mercimek alayım dedim, demez olaydım. Çünkü aslında nohut alacaktım. Ama mercimek çorbasıyla nohutlu pilâv arasında kaldım.
Mercimeğimiz Kanada’dan geliyormuş. Yahu misafir hayvan! Nasıl yiyelim  şimdi bunu? Aslında onu alıp gezdirmek falan lazım ama  bu günlerde cepte para yok. Cepte para olmayınca insan rahat oluyor.

Nasıl rahat oluyor? Yahu böyle insan sanki bir “hafifliyor”!  Kapitalist düzenin menivelaist jargonundan gelen o yoğun tüketim kompleksini sanki yaşanmışlıkların verdiği o engin deneyimlerle şıp diye aşıyorsunuz.

Aslında mercimek de nohut da beyin açar. Ama fazla açmasınlar diye yanına pilav yapılıyor misal.
Kafa dediğin nedir ki? Omuzların üstünde bir fazlalık! Bazısı bana “kafasız” diye hakaret ediyor. Ulan sanki sende var da ne işe yarıyor? Sanırsın Allah’ın günü atomu parçalıyor.
Aslında  atom dediğin nedir ki? Biz her gün kahvede neler parçalamıyoruz ki?
Misal… Bizim dahi Kadir bir gün: “Ne demeğe öyle sap gibi dikiliyorsunuz lan?” diye sordu.  Gene bir 10 Kasımdı galiba…

Yaklaşık bir dakika cevap vermeyince alındı, seninki.

“ Beni adamdan saymıyor musunuz lan?” diye  sorunca: “ Sen hele öl de bakalım senin içinde bir dakika sap gibi dikiliyor muyuz be Kadir!” dedik, mosmor oldu. Ha bir de millet buna bir tarafıyla gülüyor, deli meli sanıyor da  bizimkisi dondurmacıoğulları imparatorluğunun padişahı olduğu günden beri fesle dolaşıyor.
Manyak bir değil ki birader!

-        Esselamualeykum Rubeyba!
-        Ve aleykumesselam Ya Ammar!
-        Günün nasıl geçiyor gulguleytül bülbüleyl-i mücverim?
-        Ay nasıl geçsin habibim? Yolda gidiyorum, bir de ne göreyim her yerde sirenler falan! Dedim herhalde tavan karpuzu var!
-        Tavan karpuzu ne rubrubetül nurgüleylim?
-        Ay Amma! Konuşma öyle Arapça ya! Çok seksi oluyorsun…
-        Amannn Rubeyba! Öyle şeyler söyleme! İçim bir hoş oluyor. Ama merak ettim yahu “tavan karpuzu “ ne?  Canın tavan karpuzu aş erdiyse söyle evin tavanını karpuzlarla kaplayayım!
-        Ay öyle değil, çılgın şey! Hani böyle tavandan bir şeyler düşer ya. Bomba falan gibi..
-        Haaa!  “Hava taaruzu” olmasın o?
-        Bak gene yaptın!
-        Ne yaptım?
-        Arapça bir şeyler dedin…
-        Sen iste seni Arapçayla tartayım Rubeyba’m!
-        Oh Ya Ammar! Nasıl yaramaz bir şeysin sen öyle? Hihihihihi!


Biraz da tarkmayan, sarkmayan şarkılar falan dinlemeğe ne dersiniz?

7 Kasım 2018 Çarşamba

Profiterollü Sehpa



Fındıkçı fındıkçı…
Fındık kırar fındıkçı.
Fındık para etmiyormuş. Fındık zaten para etmez. Adı üstünde fındık bu. Para etseydi adına para denirdi. Fındık bir gün markete gitmiş. Market reklam olmasın diye “Sen türbana girsene!” demiş. Fındık bakmış olacak gibi değil oradan bir gazoz açacağı almış.
Kasiyer sormuş: “Yahu gazoz açacağını ne yapacaksın?” diye
O da “Ya ne alsaydım?” Demiş.
Meğer o gün gazoz açacağı indirimdeymiş.
Kasiyer türban alıp almayacağını sormuş.
Fındıktan ses seda çıkmamış.
Meğer o gün fındık kırıcılarında da indirim yok muymuş?
Bir başka mikrofesat masalında buluşmak üzere…

-        Esselamualeykum ya Rubeyba!
-        Vealeykumesselam Ya Ammar! Oh ne güzel Arap aksanlı selam veriyorsun! Gören seni Ciddeli sanır!
-        Yapma ya! Ben Medineli sanırlar diyordum ama..
-        Olur mu? Cidde’nin “muhteremleri” müthiştir!
-        “Müthiş” derken?
-        Yani kıraatleri diyorum canım… Öyle müthiş kıraat ederler ki şöyle baştan sona… Aaaah ah1
-        Hop hop! Kıskanıyorum ama… Bunlar nasıl laflar Rubeyba’m?
-        Kıskanma Ya Ammar! Sen de öğrenirsin öyle konuşmayı..
-        Öğrenebilir miyim dersin?
-         Tabii canım!


4 Kasım 2018 Pazar

Sakızlı Sake


Sakız endüstrisinin içinde bulunduğu bir takım faiz kobilerinden mülhem gelinen noktada biz, alınabilecek her türlü gönyeyle durumu idare ediyoruz.

Hatta geçen gün mahallemizin bakkalı Hayri Abi’nin üstünden çıkan intihar notunda  “Allah’ın izni peygamberin kavliyle enflasyonun düşeceği” yazıyordu.

Bu arada Ömer Abi’nin camlarını kimin kırdığını da bulduk. Tuncaymış. Ulan sen manavsın neden cam kırarsın?

Naylon leğenciden toptan bir kamyon mal alıp da enflasyonla mücadele için götürüp  sahilde  yaktık arkadaşlarla. Domates üreticilerinin de sorunlarını dinledik, bayağı bir güldük bu arada. Yahu ben her gün marketten rahatça domates buluyorum! Sen ne demeye tozun toprağın içinde debelenip domates yetiştireceğim diye uğraşıyon ki? Kendine başka bir hobi bul lardeşim!
-        
      Esselamualeykum ya Rubeyba!
-        Ve aleykumesselam ya Ammar!
-        Ruhül mütevellimin gülgületüy muvahhiyesi habibim!
-        Ay ne güzel Arapça şey ediyorsun Ammar! İçim mayhoş oldu.
-        Mayhoş mu oldun aşkımın mukaddes elması?
-        Ay öyle deme Ammar! Çok ayıp!
-        Kız o kadar setrenin içindesin ayıbı nereden bulacağız?
-        Sus kız Ammar! Ay ne fenasın sen!
-        Sen benim enflasyonla mücadele  kahramanımsın Rubeyba.
-        Oh my Ammar!

23 Ekim 2018 Salı

Gulguleli Nohut



  kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı!
Kapı hakkı ne istersin?

Vallahi ne bileyim hacım?  Aramızda üçün beşin lâfı olmaz. Yoksa olur mu? Vallahi kesin bir şey diyemiyorum şahsen ama olursa olur. Olmazsa da hayırlısı olsun.

Olmaz diyemiyorum. Olmaz diyenlerin içindeki jargonun jambonunda  vukuu bulan eşsiz nükleer  defraksiyonların demetinden demlenmiş şeyini şey ediyorum, sevdiceğim.

Asrın aşkına geri dönüş!

-        Ya Ammar!
-        Efendim Rubeyba!
-        Ne zamandır, yoktun, yoksa beni unuttun mu?
-        Yok unutmadım da..
-        Eee o zaman?
-        Ruhumun ya habibesi! Sen evlenmedin mi? Bu bebeler neyin nesi?
-        Onlar benim yengemin bebeleri…
-        O zaman hurrriyatül memalik!
-        Ay gene içimi cız bız ettin seni çılgın bedevi!

Şöyle güzel bir şarkı dinleyelim

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?

Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.
Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor.
                                                        
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz. 
                                             
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Yer Fıstıklarının Yalnızlığı

Katılıyorum abi! Ne zamandır yokum. Yokluğun zamanı olur mu?
Olur vallaha! İnanmayan sıfıra sorsun.

Bir kabadayı abim vardı, sonra yok oldu. Sebebi de şey keseceksen yanlışlıkla şey kesmesi olmuş.

İnanmazsan dön de bak. Muhittin bilem biliyor yani.
Her ne hal ise...

Bir gün yine Tırtistan kuruyoruz. Türkler " Ne iş? Buralar bizim! Başka yarım adaya! Naş!" dediler. "Yahu demokrasi var kardeşim! Biz kefenrandumda %55, 3  koy almış bir partiyiz !" dedik, inandıramadık. O sırada kampüste oylama yapmışız, bizim partiye gelmek isteyenler daha fazla.  Mahmut'un büfeci tanıdığı vardı, votkaya iyi bir indirim yaptı, Allah razı olsun.

Mangalları falan olduğu gibi bıraktık, bırakmayaydık, iyiydi. Turistik sezonda mangal ateş pahası. Yani ayrıca yakmağa gerek yok! Mangalı aldıysan zaten  yediğin kazık yüzünden mabadından fışkıran alevlerle  rahatlıkla yakarsın.

Bu arad Ruveyda ile Buttalip ( Sizin haberiniz yok, Ruveyda o oğlandan ayrıldı, sonra babası iyi ihale çemkiren bir başka tebrikatörün oğluyla şey etmeğe başladı) birbirlerini en caiz gözlerle süzüyorlardı. Buttalip kızın... Her neyse canım...
- Esselamualeykum ya Buttalip nasılsın?
- Nasıl olalım be hacım?
- O ne demek ya?
- Haaaağ! Çok özür dilerim aşkım Ruveydam! Sana her baktığımda nefesim kesiliyor. Senin o açık kaçıklardan ne farkın var?
- "Kaçık" ne ya? Ay sen de bir tuhafsın Buttalip!
- Senin güzelliğinden ne dediğimi biliyor muyum Ruveyda?
- Bilmiyor musun?
- Bilmiyorum...
- Keşke babama söyleseydim de sana sınav sorularını verseydi...
- Nasıl aşkı lüblübeyülle zubul keremil  kenefim!
- Ay sus! Sizin bu dayanılmaz mücahit cazibeniz beni mahvediyor!
- Gel seninle cihat edelim nur-u bülbüleynim!

Tarkmayan ve sarkmayan kliplerimizle her zaman sizinleyiz.
Chester Bennington'ın anısına: