http://www.1v1y.com

23 Ekim 2018 Salı

Gulguleli Nohut



  kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı!
Kapı hakkı ne istersin?

Vallahi ne bileyim hacım?  Aramızda üçün beşin lâfı olmaz. Yoksa olur mu? Vallahi kesin bir şey diyemiyorum şahsen ama olursa olur. Olmazsa da hayırlısı olsun.

Olmaz diyemiyorum. Olmaz diyenlerin içindeki jargonun jambonunda  vukuu bulan eşsiz nükleer  defraksiyonların demetinden demlenmiş şeyini şey ediyorum, sevdiceğim.

Asrın aşkına geri dönüş!

-        Ya Ammar!
-        Efendim Rubeyba!
-        Ne zamandır, yoktun, yoksa beni unuttun mu?
-        Yok unutmadım da..
-        Eee o zaman?
-        Ruhumun ya habibesi! Sen evlenmedin mi? Bu bebeler neyin nesi?
-        Onlar benim yengemin bebeleri…
-        O zaman hurrriyatül memalik!
-        Ay gene içimi cız bız ettin seni çılgın bedevi!

Şöyle güzel bir şarkı dinleyelim

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?

Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.
Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor.
                                                        
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz. 
                                             
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Yer Fıstıklarının Yalnızlığı

Katılıyorum abi! Ne zamandır yokum. Yokluğun zamanı olur mu?
Olur vallaha! İnanmayan sıfıra sorsun.

Bir kabadayı abim vardı, sonra yok oldu. Sebebi de şey keseceksen yanlışlıkla şey kesmesi olmuş.

İnanmazsan dön de bak. Muhittin bilem biliyor yani.
Her ne hal ise...

Bir gün yine Tırtistan kuruyoruz. Türkler " Ne iş? Buralar bizim! Başka yarım adaya! Naş!" dediler. "Yahu demokrasi var kardeşim! Biz kefenrandumda %55, 3  koy almış bir partiyiz !" dedik, inandıramadık. O sırada kampüste oylama yapmışız, bizim partiye gelmek isteyenler daha fazla.  Mahmut'un büfeci tanıdığı vardı, votkaya iyi bir indirim yaptı, Allah razı olsun.

Mangalları falan olduğu gibi bıraktık, bırakmayaydık, iyiydi. Turistik sezonda mangal ateş pahası. Yani ayrıca yakmağa gerek yok! Mangalı aldıysan zaten  yediğin kazık yüzünden mabadından fışkıran alevlerle  rahatlıkla yakarsın.

Bu arad Ruveyda ile Buttalip ( Sizin haberiniz yok, Ruveyda o oğlandan ayrıldı, sonra babası iyi ihale çemkiren bir başka tebrikatörün oğluyla şey etmeğe başladı) birbirlerini en caiz gözlerle süzüyorlardı. Buttalip kızın... Her neyse canım...
- Esselamualeykum ya Buttalip nasılsın?
- Nasıl olalım be hacım?
- O ne demek ya?
- Haaaağ! Çok özür dilerim aşkım Ruveydam! Sana her baktığımda nefesim kesiliyor. Senin o açık kaçıklardan ne farkın var?
- "Kaçık" ne ya? Ay sen de bir tuhafsın Buttalip!
- Senin güzelliğinden ne dediğimi biliyor muyum Ruveyda?
- Bilmiyor musun?
- Bilmiyorum...
- Keşke babama söyleseydim de sana sınav sorularını verseydi...
- Nasıl aşkı lüblübeyülle zubul keremil  kenefim!
- Ay sus! Sizin bu dayanılmaz mücahit cazibeniz beni mahvediyor!
- Gel seninle cihat edelim nur-u bülbüleynim!

Tarkmayan ve sarkmayan kliplerimizle her zaman sizinleyiz.
Chester Bennington'ın anısına:

10 Haziran 2016 Cuma

Salak Solak Gimnazyum


 İngiltere’de  Zingilizlerin egemenliğine karşıyım aga! Neden Kürtler  gözerk gölge kuramıyorlar Kondıra’da?. İngiltere’de bir tek  Zingilizler mi var? Ayol şahsen ben gümrükten geçerken şöyle bir bokoid spaz geçiriyorum. Ya imigrasyon  böreklisi benim tipime takarsa bütün vizemi iptal edip bütünlemeye yollarsa diye içten içe tıçıyorum.

Halbusam insanın insanı sevdiği, insanın insan olduğu için  gök kuşağı  renkli sıçtığı bür ülke bulsak ne güzel olurdu değil mi? Herkesin her şeyi yiyip de t krank sıçmadığını bu ülkede  sabah gezevenk, akşam  kâhin, ikindi imam, kuşluk vakti sütçü olabilirdik!

Memlekette gül gibi insanlar çaydanlıklara milastik patlayıcı doldurup da güzel güzel  asker, polis öldürecekken engel olan  kaşistlere çok gıcık oluyorum!  Kaşistler insanı kaşımak isteyen  ayılardır. Oysa insanlar kolzetlerinin dibine kadar  ev yapımı tarçınlı  C4 dolduran  solak  primatlardır. Gülüşlerine ruhban olduğum    yerillalar  halay teperek  anamıza  danamıza sövmüyor mu? İşte o an ben memleketinin Pazar gelmiş dağlarında yele karşı yellenerek sıçan  fırça bıyıklı bir toraman gibi  seviniyorum!

Halbusam Kandıra mesela gül gibi Pört bölgesinde Pört böreğini, ter,  didik ve bok  bokuları yeşilliğinde  yiyerek  huzur bulabiliyorsunuz.
-          Esselamualeykum Rubeyba!
-          Ve aleykumesselam Ya Ammar!
-          Geröristle gene ortalığı germişler.
-          Ay bize ne geröristlerden Ya Ammar?  Dinimizde gerörizm var mı?
-          Yok da insan gene de şey oluyor yani… İki bağyan polisi  şey etmiş geröristler. Biri de hamile miymiş neymiş?
-          Elin hamile  kadınından sana ne Ya Amar!? Yoksa üstüme gül mü kokluyorsun? Bak tam da gözüm süresi ne güzel gidiyor, anaların göz kaşları sinmişken sana el âlemin kadınlarından falan ya?
-          Haklısın Rubeyba’m! Bir an onların  cinsan olmadığını unuttum. Halbusam insan olan bizdik.
-          Hah şöyle! Babama söyleyeyim de bize katar’da iki günlük otel ayarlasın. İmamı da şey ettik mi iki gün  helal helal şey ederiz.
-          Helal sana  Rubeyba’m!

-          Ay çok utandım Ya Ammar!


Tarkmayan, sarkmayan şarkılarla sizinleyiz okurlarımız.


29 Mayıs 2016 Pazar

Kırk Zambak


Bir moda korukçusu  vekillerin kıyafetleri üzerine yorum yapıyormuş, vekiller terlik terlik onu arıyorlarmış.

Bu konuyla bence GİT ilgilenmeli. GİT herkesin bildiği gibi gerek ülke içinde gerekse ülke dışında roket, havai fişek atışlarıyla ilgilenen, ülkenin en büyük  gayri makul yatırım ortaklığı. ( Açılımı:  Gayri İnemiyorum Troleybüsten)

Gerçi memleket sathında troleybüs kalmış değil ama  trollerin  otobüslerine “troleybüs” denmesi yönünde pilli güzellik kurulunda tavsiye kararı alınması bence isabetli olur.

Ha bir de ne diyecektim? 65 . Kabile, dümen oyu alarak görevine başlamış.  Her kabilenin bir  heddefi oluyor tabii. Bu kabile çok daha büyük hizmetler yapacakmış. Meselâ trafikte sağdan şerit değiştiren  lüks araç sahiplerinin öküzlüğündeki KDV’yi yükseltse çok süper olurdu yane!

Fasulyeyi ekmeksiz yemenin fevkalâde faydalı olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bugün deodorant aradım hiç biri hoşuma gitmedi.   Zaten birinin kapağı kırıktı, başımı belâya sokmadan derhal raftaki yerine tıktım. Kürdanları, kebaplık, mangal ve çıraların yanında bulamadım, inanabiliyor musunuz? Ben de inanamadım zaten!

Bir de bizim Suudi çöllerinden gelmiş ünlü âşıklarımız son zamanlarda neler yaptı onu pek bir merak ettim.
-          Esselamualeykum Ya Rubeyba!
-          Ve aleykumesselam Ya Ammar!
-          Neler yaptın bakalım son zamanlarda?
-          Gergef işlettim, hayır yaptırdım, villa yaptırdım.
-          Gergefi neden “yaptırdın” da sen yapmadın?
-          Amaaan! Parayla deil mi yahu? Verdim fakiri birine üç kuruş meşgul etti beni…
-          İyi etmişsin gülgüleytül nurtüleylüm.
-          Allah razı olsun Ya Ammar!

Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla yine sizlerleyiz!

27 Mayıs 2016 Cuma

Mozaik Bülbülleri


Macun Tırtılmış 65. Bocurgatın ihracat, efor ve çatılım bükümeti olacağını söyledi. Büklümlü bir bakışla gazetecileri süzen Tırtılmış, ülkemizin büker lige çıkarılacağını hatta  herkesi bükebileceğini söyledi.

Ekonomideki gaz değişiminin özellikle partili yellenmelerinden başlatılacağını da söyleyen Tırtılmış. “Şahsen ben tırsıyorum ama bu tırtmak için bir bahane sayılamaz. Daha az fasulye bizi daha az gaza getirecektir. İnşallah caiz kobisi ile bu işlerin ağzından girip burnundan çıkarak yalıtım bankacılığını en üst düzeylere çıkaracağız!” dedi.

Ekskavatör üreticileri birliği başkanı da olaya müdahil olarak  bir şeyler dedi ama ne dediğini kimse anlamadı. Bunun üzerine ekskavatör üreticileri birliği başkanı, “Kardeşim böyle de sivil toplum örgütü olmaz ki!” diyerek olayı protesto etti.

Posta pullarına uygulanacak sübvansiyon için düğmeye basıldı ama kaştakan yardımcısı  Tırltılmış yanlış düğmeye basıldığını resmi gazetede ilan etti.

Nusaybin’de ele geçirilen  külâhlı siviller, “ Daha fazla cephane almadığımız için çok pişmanız!” dediklerinden dolayı “  Etnik Pişmanlık Yasası” ile koyuverildiler, gitti.
-          Esselamualeykum ya Rubeyba!
-          Ve aleykumesselam Ya Ammar! Nerelerdeydin ne zamandır?
-          Ne zamandır?
-           Yani kaç gündür, diyorum ayol!
-          Haaa! Umredeydim!
-          Aaaa! Bensiz mi gittin umrelere Ya Ammar?
-          Ne yapayım Rubeyba’m? Mübarek peder-i rubrubun emir buyurdular.
-          Aaa! O zaman tamam! Demek seni şey etti?
-          Etti, etti. Çok iyi anlaşıyoruz artık biz.
-          Mübarek olsun Ya Ammar.  Çorba da yaptım
-          Ellerine sağlık Rubeyba’m!

ŞŞöyle tarkmayan , sarkmayan bir şeyler dinleyek mi?


26 Mayıs 2016 Perşembe

Duble Yolun Saksısı


Kaştakanımız yeni kol haritasının hazır olduğunu söyledi. Böylece Van’dan Lüleburgaz’a gidişlerde Adana otosolu kullanılabilecekmiş. Neden böyle bir güzergâh belirlendiğini soran  gazetecilere  kaşçatan: “ Duble  rakı içiyorsunuz da duble yoldan neden geçmiyorsunuz” diye cevap verdi.
Soruya cevap veren gazeteci “Anadan geçiliyor, yardan geçilmiyor, sayın kaştakanımız!” dedi.

Mahalle bakkalımız dükkâna baklava getirerek çorap satışlarındaki düşüşü  tedavi edeceğini beyan etti. Bu duruma gülen  tosbağaların üstüne saldıran Postman Ocakları  üyeleri “Kevin Bizim canımız feda olsun kanımız” diye slogan attı. Atılan sloganlardan başı yarılan bir emekli şikâyetçi oldu.

Şahsen ben de artık dirençli beş kilomu nasıl vereceğimi ciddi ciddi düşünüyorum. Beş kilonun “Biz buradan gitmeyiz!” tarzındaki inadı için BOKEPE ilçe  başkanlığına müracaat etmyi de düşünüyorum. Düşündükçe içim bir hoş oluyor.

İçim hoş olduğu için kaştakanımızın “ Ekonomi para değil. Ama bulursun karayı kaparsın parayı. Asıl ekonomi, üremedir,  karınıza sarılın ki silahınıza şey ettiğinizde   şey etmenin süreçleri  konusunda katkı sunan  zortlar gibi  zırt olmayın” dedi.
 Yabancı yatırımcılara hitaben ise “Vallahi billahi size yan bakmayacağız.  N’olur gelin kaptırım yapın.” Dedi.

-          Esselamualeykum Rubeyba’m!
-          Ve aleykumesselam Ya Ammar! Nerelerdeydin?
-          Kırac’a kadar çıkmıştım.
-          Kimleri gördün?
-          Melek oradaydı, Cebrail, Mikail, Erkan, İsmail  falan oradaydılar. Okey kurmuşlardı, ben de yanladım.
-          Demek Melek de oradaydı….
-          Ya Rubeyba’m onun güzelliği nedir ki seninkinin yanında ? Neden kıskandın böyle ey ruh-i lüblübeyi güllüteyini  guleybim a zevdane kovdere-i zortzortem.
-          Ay bana böyle yarı Pırtça  seslendiğinde içim bir tuhaf oluyor. Güreş öyle güzel yürüyordu ki  niye kesildi bilmem?
-          Boş ver bu siyasetleri  mırmırım.
-          Ay öyle deme Ammar, içim bir tuhaf oluyor.
-          İçini zerdeli pilâv yaparım senin.
-          Yap Ammar’ım, yap!
-          İyi bari… Ya Allah!



Tarkmayan, sarkmayan beyinler için "düzeyli" bir öneri... Dinleyiverin gari!