Vallahi ne bileyim hacım?Aramızda üçün beşin lâfı olmaz. Yoksa olur mu? Vallahi kesin bir şey
diyemiyorum şahsen ama olursa olur. Olmazsa da hayırlısı olsun.
Olmaz diyemiyorum. Olmaz diyenlerin içindeki jargonun
jambonundavukuu bulan eşsiz
nükleerdefraksiyonların demetinden
demlenmiş şeyini şey ediyorum, sevdiceğim.
Asrın aşkına geri dönüş!
-Ya Ammar!
-Efendim Rubeyba!
-Ne zamandır, yoktun, yoksa beni unuttun mu?
-Yok unutmadım da..
-Eee o zaman?
-Ruhumun ya habibesi! Sen evlenmedin mi? Bu
bebeler neyin nesi?
Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.
Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor.
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz.
Katılıyorum abi! Ne zamandır yokum. Yokluğun zamanı olur mu?
Olur vallaha! İnanmayan sıfıra sorsun.
Bir kabadayı abim vardı, sonra yok oldu. Sebebi de şey keseceksen yanlışlıkla şey kesmesi olmuş.
İnanmazsan dön de bak. Muhittin bilem biliyor yani.
Her ne hal ise...
Bir gün yine Tırtistan kuruyoruz. Türkler " Ne iş? Buralar bizim! Başka yarım adaya! Naş!" dediler. "Yahu demokrasi var kardeşim! Biz kefenrandumda %55, 3 koy almış bir partiyiz !" dedik, inandıramadık. O sırada kampüste oylama yapmışız, bizim partiye gelmek isteyenler daha fazla. Mahmut'un büfeci tanıdığı vardı, votkaya iyi bir indirim yaptı, Allah razı olsun.
Mangalları falan olduğu gibi bıraktık, bırakmayaydık, iyiydi. Turistik sezonda mangal ateş pahası. Yani ayrıca yakmağa gerek yok! Mangalı aldıysan zaten yediğin kazık yüzünden mabadından fışkıran alevlerle rahatlıkla yakarsın.
Bu arad Ruveyda ile Buttalip ( Sizin haberiniz yok, Ruveyda o oğlandan ayrıldı, sonra babası iyi ihale çemkiren bir başka tebrikatörün oğluyla şey etmeğe başladı) birbirlerini en caiz gözlerle süzüyorlardı. Buttalip kızın... Her neyse canım...
- Esselamualeykum ya Buttalip nasılsın?
- Nasıl olalım be hacım?
- O ne demek ya?
- Haaaağ! Çok özür dilerim aşkım Ruveydam! Sana her baktığımda nefesim kesiliyor. Senin o açık kaçıklardan ne farkın var?
- "Kaçık" ne ya? Ay sen de bir tuhafsın Buttalip!
- Senin güzelliğinden ne dediğimi biliyor muyum Ruveyda?
- Bilmiyor musun?
- Bilmiyorum...
- Keşke babama söyleseydim de sana sınav sorularını verseydi...
- Nasıl aşkı lüblübeyülle zubul keremil kenefim!
- Ay sus! Sizin bu dayanılmaz mücahit cazibeniz beni mahvediyor!
- Gel seninle cihat edelim nur-u bülbüleynim!
Tarkmayan ve sarkmayan kliplerimizle her zaman sizinleyiz.
Chester Bennington'ın anısına:
İngiltere’de
Zingilizlerin egemenliğine karşıyım aga! Neden Kürtler gözerk gölge kuramıyorlar Kondıra’da?.
İngiltere’de bir tek Zingilizler mi var?
Ayol şahsen ben gümrükten geçerken şöyle bir bokoid spaz geçiriyorum. Ya
imigrasyon böreklisi benim tipime
takarsa bütün vizemi iptal edip bütünlemeye yollarsa diye içten içe tıçıyorum.
Halbusam insanın insanı sevdiği,
insanın insan olduğu için gök
kuşağı renkli sıçtığı bür ülke bulsak ne
güzel olurdu değil mi? Herkesin her şeyi yiyip de t krank sıçmadığını bu
ülkede sabah gezevenk, akşam kâhin, ikindi imam, kuşluk vakti sütçü
olabilirdik!
Memlekette gül gibi insanlar
çaydanlıklara milastik patlayıcı doldurup da güzel güzel asker, polis öldürecekken engel olan kaşistlere çok gıcık oluyorum! Kaşistler insanı kaşımak isteyen ayılardır. Oysa insanlar kolzetlerinin dibine
kadar ev yapımı tarçınlı C4 dolduran
solak primatlardır. Gülüşlerine
ruhban olduğum yerillalar
halay teperek anamıza danamıza sövmüyor mu? İşte o an ben
memleketinin Pazar gelmiş dağlarında yele karşı yellenerek sıçan fırça bıyıklı bir toraman gibi seviniyorum!
Halbusam Kandıra mesela gül gibi
Pört bölgesinde Pört böreğini, ter,
didik ve bok bokuları yeşilliğinde yiyerek
huzur bulabiliyorsunuz.
-Esselamualeykum Rubeyba!
-Ve aleykumesselam Ya Ammar!
-Geröristle gene ortalığı germişler.
-Ay bize ne geröristlerden Ya Ammar? Dinimizde gerörizm var mı?
-Yok da insan gene de şey oluyor yani… İki bağyan
polisi şey etmiş geröristler. Biri de
hamile miymiş neymiş?
-Elin hamile
kadınından sana ne Ya Amar!? Yoksa üstüme gül mü kokluyorsun? Bak tam da
gözüm süresi ne güzel gidiyor, anaların göz kaşları sinmişken sana el âlemin
kadınlarından falan ya?
-Haklısın Rubeyba’m! Bir an onların cinsan olmadığını unuttum. Halbusam insan
olan bizdik.
-Hah şöyle! Babama söyleyeyim de bize katar’da
iki günlük otel ayarlasın. İmamı da şey ettik mi iki gün helal helal şey ederiz.
Bir moda korukçusu vekillerin kıyafetleri üzerine yorum
yapıyormuş, vekiller terlik terlik onu arıyorlarmış.
Bu konuyla bence GİT ilgilenmeli.
GİT herkesin bildiği gibi gerek ülke içinde gerekse ülke dışında roket, havai
fişek atışlarıyla ilgilenen, ülkenin en büyük
gayri makul yatırım ortaklığı. ( Açılımı: Gayri İnemiyorum Troleybüsten)
Gerçi memleket sathında troleybüs
kalmış değil ama trollerin otobüslerine “troleybüs” denmesi yönünde
pilli güzellik kurulunda tavsiye kararı alınması bence isabetli olur.
Ha bir de ne diyecektim? 65 .
Kabile, dümen oyu alarak görevine başlamış.
Her kabilenin bir heddefi oluyor
tabii. Bu kabile çok daha büyük hizmetler yapacakmış. Meselâ trafikte sağdan
şerit değiştiren lüks araç sahiplerinin
öküzlüğündeki KDV’yi yükseltse çok süper olurdu yane!
Fasulyeyi ekmeksiz yemenin
fevkalâde faydalı olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bugün deodorant aradım
hiç biri hoşuma gitmedi. Zaten birinin
kapağı kırıktı, başımı belâya sokmadan derhal raftaki yerine tıktım.
Kürdanları, kebaplık, mangal ve çıraların yanında bulamadım, inanabiliyor
musunuz? Ben de inanamadım zaten!
Bir de bizim Suudi çöllerinden
gelmiş ünlü âşıklarımız son zamanlarda neler yaptı onu pek bir merak ettim.
-Esselamualeykum Ya Rubeyba!
-Ve aleykumesselam Ya Ammar!
-Neler yaptın bakalım son zamanlarda?
-Gergef işlettim, hayır yaptırdım, villa
yaptırdım.
-Gergefi neden “yaptırdın” da sen yapmadın?
-Amaaan! Parayla deil mi yahu? Verdim fakiri
birine üç kuruş meşgul etti beni…
-İyi etmişsin gülgüleytül nurtüleylüm.
-Allah razı olsun Ya Ammar!
Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla yine sizlerleyiz!
Macun Tırtılmış 65. Bocurgatın ihracat,
efor ve çatılım bükümeti olacağını söyledi. Büklümlü bir bakışla gazetecileri
süzen Tırtılmış, ülkemizin büker lige çıkarılacağını hatta herkesi bükebileceğini söyledi.
Ekonomideki gaz değişiminin
özellikle partili yellenmelerinden başlatılacağını da söyleyen Tırtılmış. “Şahsen
ben tırsıyorum ama bu tırtmak için bir bahane sayılamaz. Daha az fasulye bizi
daha az gaza getirecektir. İnşallah caiz kobisi ile bu işlerin ağzından girip
burnundan çıkarak yalıtım bankacılığını en üst düzeylere çıkaracağız!” dedi.
Ekskavatör üreticileri birliği
başkanı da olaya müdahil olarak bir
şeyler dedi ama ne dediğini kimse anlamadı. Bunun üzerine ekskavatör
üreticileri birliği başkanı, “Kardeşim böyle de sivil toplum örgütü olmaz ki!”
diyerek olayı protesto etti.
Posta pullarına uygulanacak
sübvansiyon için düğmeye basıldı ama kaştakan yardımcısı Tırltılmış yanlış düğmeye basıldığını resmi
gazetede ilan etti.
Nusaybin’de ele geçirilen külâhlı siviller, “ Daha fazla cephane
almadığımız için çok pişmanız!” dediklerinden dolayı “ Etnik Pişmanlık Yasası” ile koyuverildiler,
gitti.
-Esselamualeykum ya Rubeyba!
-Ve aleykumesselam Ya Ammar! Nerelerdeydin ne
zamandır?
Kaştakanımız yeni kol haritasının
hazır olduğunu söyledi. Böylece Van’dan Lüleburgaz’a gidişlerde Adana otosolu
kullanılabilecekmiş. Neden böyle bir güzergâh belirlendiğini soran gazetecilere
kaşçatan: “ Duble rakı
içiyorsunuz da duble yoldan neden geçmiyorsunuz” diye cevap verdi.
Soruya cevap veren gazeteci “Anadan
geçiliyor, yardan geçilmiyor, sayın kaştakanımız!” dedi.
Mahalle bakkalımız dükkâna
baklava getirerek çorap satışlarındaki düşüşü
tedavi edeceğini beyan etti. Bu duruma gülen tosbağaların üstüne saldıran Postman
Ocakları üyeleri “Kevin Bizim canımız
feda olsun kanımız” diye slogan attı. Atılan sloganlardan başı yarılan bir
emekli şikâyetçi oldu.
Şahsen ben de artık dirençli beş
kilomu nasıl vereceğimi ciddi ciddi düşünüyorum. Beş kilonun “Biz buradan
gitmeyiz!” tarzındaki inadı için BOKEPE ilçe
başkanlığına müracaat etmyi de düşünüyorum. Düşündükçe içim bir hoş
oluyor.
İçim hoş olduğu için
kaştakanımızın “ Ekonomi para değil. Ama bulursun karayı kaparsın parayı. Asıl
ekonomi, üremedir, karınıza sarılın ki
silahınıza şey ettiğinizde şey etmenin
süreçleri konusunda katkı sunan zortlar gibi
zırt olmayın” dedi.
Yabancı yatırımcılara hitaben ise “Vallahi
billahi size yan bakmayacağız. N’olur
gelin kaptırım yapın.” Dedi.
-Esselamualeykum Rubeyba’m!
-Ve aleykumesselam Ya Ammar! Nerelerdeydin?
-Kırac’a kadar çıkmıştım.
-Kimleri gördün?
-Melek oradaydı, Cebrail, Mikail, Erkan,
İsmail falan oradaydılar. Okey
kurmuşlardı, ben de yanladım.
-Demek Melek de oradaydı….
-Ya Rubeyba’m onun güzelliği nedir ki seninkinin
yanında ? Neden kıskandın böyle ey ruh-i lüblübeyi güllüteyini guleybim a zevdane kovdere-i zortzortem.
-Ay bana böyle yarı Pırtça seslendiğinde içim bir tuhaf oluyor. Güreş
öyle güzel yürüyordu ki niye kesildi
bilmem?
-Boş ver bu siyasetleri mırmırım.
-Ay öyle deme Ammar, içim bir tuhaf oluyor.
-İçini zerdeli pilâv yaparım senin.
-Yap Ammar’ım, yap!
-İyi bari… Ya Allah!
Tarkmayan, sarkmayan beyinler için "düzeyli" bir öneri... Dinleyiverin gari!