http://www.1v1y.com

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Çoraplı Makarna

Ne zamandır yazmadık. Çoraplarım da kokuyor zaten.
Spor ayakkabıya olan tutkum yüzünden oluyor bütün bunlar. Kollektif bir öğrenci cüzdanından düşen o eşsiz  Küba purosu kaçınılmazlığı gibisin aşkım!

Hayat bu işte. Lahana kafalı bir  herifim yani anlayacağın canım , cicim, şekerim. O kadar uğraşıyorsun; iki tane şeker yedin diye kilo alıyorsun.

Şarabı  domates suyuyla karıştırırsan isahl olmaman için hiçbir sebep yok dostum . İtalyan işi makarnaları yoğurtla yediğinde var ya acayip iyi oluyor, biliyor musun? Etin kilosu olmuş bilmem kaç milyon ton senin burnunda  bir estetik bok var diye bn sızlanıyorum be yavrucuğum.

Boynuna bir atkı sarıp da  çökelekli  börekler yapınca  sana roman yazasım geliyor.


En iyisi çektirip git.

30 Eylül 2014 Salı

Zarifemin Düğümleri

Sinerji Ve Tabii  Kaymaklar Bakanı, artan maliyetlerden dolayı doğal gaza ve elektriğe zam yapılması gerektiğini söyledi.

Son yirmi dört aydır enerjiye herhangi bir zam  yapılmadığını, zam ayarlarını yapan elemanların işten ayrılmasından dolayı düzenli zamların geciktiğini belirtti.

Sayın bakan, enerji maliyetlerinin dolara bağımlılığının döviz büfelerindeki kur faaliyetlerinden olumsuz etkilendiğini de sözlerine kekledi. “Döviz büfelerinde  kur yapmayın kardeşim! Kız erkek lokumlarını ayırdık hâlâ dalgalı kurda devam ediyorsunuz!” dedi.

Yağışlardaki azlık yüzünden ödemeler dengesinin bozulduğunu belirtti.  Vatandaşın taş kömürü çağına döndüğü Ankara’da dahi doğal gaza zam yapılmasının  kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi.


Uzun Bir Ayrılık Fasulyesi

Sınırları zorlayan bir vesayet patlayışıyla karşı karşıya kaldık geçen gaftalarda dostlar.

Gaf üstüne laf yapan piyasetçilerimizin keşifleri hepimizin yaka mikrofonlarını patlattı.

Saçılmış Cumbul taşkınımız BOKİ konutların yaptığı ziyaretlerde Ankara’nın  benzin sorununu yüksek boktanlı mazotla çözeceklerini söyledi.


Halifelik döneminden kalma  belediye başkanımız, hedefinin önümüzdeki iki bin beş yüz yıl daha ASKİYE İmparatorluğunun başında kalacağını söyledi.

15 Ağustos 2014 Cuma

Aman Takar Oğlan

Pilli Geğirtim Sakarlığına takan atamak işi Hilal Kelsoğana verildi. Hilal Kelsoğan Piskender Yaşa Tarikatina danışarak nasıl  osorulması gerektiğini  öğrendi.

O sırada Hilal Oğlan’ın mahalle arkadaşıyla bir kahvede bir ara kahve oynadığı  öğrenildi.  Mahalle arkadaşı Hilal Oğlan’ı iki mars bir ters etmek üzereyken  yakın borumaların arkadaşı ters yüz edip Pürt Tava Durumuna deri olarak bağışlayıp  sürecin beslenmesi için kullandığı öğrenildi.

Hazreti halife-i zui  zemzemin efendimizin bu olayı öğrenince KAŞİD elemanlarından, mahalleli çocuğun kaşınması için yalepte bulunduğu öğrenildi.

Benim bu gün yedi sekiz kitabım daha oldu. Ben doğurmadım ama birleri yazmış.  Kitapları evlat edinip edinemeyeceğimi öğrenmek için kinayet dişleri başkanlığını aradığımda  kitapların  kızlı erkekli saklanmaması gerektiğini söylediler. Dolayısıyla Mine G. Kırıkkanat ayvayı yedi. Çünkü bir kere  daha en başından kadın olduğu belli! Ayriyetten kapakta portresinin bulunması ile yüzünün üstünde görünen saçlarının Müslüman erkeklerin  husiyetlerini gıdıklayabileceği tehlikesi beni de ciddi  şekilde düşündürdü.

Arada bir günn tarifini versem mi diye düşünüyorum. Ne de olsa yazar kabızlığına karşın en güzel çare düzenli  yemek yemektir.

Nohutlu patlıcan solması:  Doal olarak birkaç tane patlıcan alıyorsunuz ama doldurmanız gerekenler onlar değil. Nohutları ki yaklaşık 250 grm kadar olacak, bir keseye doldurup haşlayacaksınız. Kıymayı kavurup yanına koyacaksınız. Tencereye domates koyacaksınız, onu pişireceksiniz. Kesedeki nohutlara ne olacak? Onların mukadderatına  zarife-i  kuyi hemzemin hazretleri efendimiz karar verecek.
-        
  Ya Ammar!
-          Ya Rubeyba!
-          Aşkito-i mücahidim, nasılsın?
-          Elhamdürillah iyiyim Nuruleyli gülgüleylim.
-          Ay ne güzel söylüyorsun! İçim bir hoş oluyor.
-          İçinin hoş olmasına zurna olurum. Oy oy oy!
-          Ay Ammar. Düriye’deki mücahitlere ben çok acıyorum ya.
-          Düriye mi?
-          Ya şu aşağıdaki şey yok mu?
-          Aşağıdaki derken…?
-          Aşağıda işte ya zaritadaki ülke var ya…
-          Haa Suriye!
-          Orası işte. Niye acıyorsun mücahitlere Rubeyba’m?
-          Şeyleri yokmuş ya hani?
-          Neyleri
-          Ay huriyeleri mi, Nuriyeleri mi ne? Ondan…
-          Cariye olmasın o?
-          Ha işte ondan! Ben de ondan olmak istiyorum ya… Elime tüfek alıp şey etmek istiyorum.
-          Rubeyba’m, vazgeç istersen seninle pikap ederiz biz.
-          Ay olur…

Tarkmayan sarkmayan şarkılarımızla yanınızdayız.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Mantajlı Pizza


Kesatları fıtırlayıp  gayibe SMS attım. İçine mayonez gattıydım amma pek beğenmedi. “Mantajlı bu!” bu dedi. Ben de “ mantarlı olmasın o?” dediydim. Meğersem ançüezli istiyormuş.

Ben de tam elime çatalı aldıydım bir de ne görsem? Havada dört sinek. Dördünün de boku  birbirine bağlı. Dedim “La beraber mi sıçıyordunuz?” diye. Ne deseler beğenirsin: Bizim göbeğimiz beraber kesilmiş diye. “Atsineğidir, ne dese yeridir.” Dedim vazgeçtim.

Kooperatif taksidini yatırmak için bankaya gideceklerin  yanlarına çorap, terlik, palet,  şnorkel almalarında fayda var. Yani bana göre.

Neyse… “La oğlum Fatih bak oraya gelmiim!” dedim. O da dimesin mi? “ Taş üstüne takanım. Kıç altına bakanım!” diye? Dedim sen benimle kaşık mı geçiyon len?” diye o da bana “Milattan dönenin başağı kırılsın paşam!” dedi.

Güzel hayatın gizliliği yok  mu ben ona bayılıyorum.  Söyleyecek fazla bir sözüm yok  sakin bey. Çınar ağacının dallarını gözünüze sokarken ağlamayın n’olur.  Başka zaman ağlarsınız, büyüyünce “oy oy oy oy  makine” olur. Ne diyonuz?


Kafasında bir miktar beyin kalan her insan evladına saygılarımızla...


5 Nisan 2014 Cumartesi

Eksensel Yalıtım Borusu

Muhtarımız değişmiş. Nasıl üzüldüm anlatamam. Yahu daha yeni alıştıydım ben. “istikrara” oy vermek için gittim, hayal kırığına uğradım. Alçıya aldılar falan.

Ülkenin seçim taht-ı mailinden aşağı yuvarlandığı bir  dönemde yıkıcı ve sıkıcı yazılarla kafanızı şişirmek istemezdim ama haddini aşan yüksük kakamet  dalgıçlarına iki satır sözüm var hane yane.

Kardeşim siz niye memleketin yarısının hamakında yatan  beyzadelerin işlerine burnunuzu sokuyorsunuz ya?  Bak ne güzel twitterda, orksuz,  trolsüz, goblinsiz dolaşıp duruyorduk gene başımıza belâ ettiniz elâlemin, nesebi gayet sahih çocuklarını? Ha? Bir deyiverin bakem?

Bak ne güzel turtalı bacılarımız falan, beyinlerindeki mantar tarlalarının afyonuyla uyuyup dururken tarlalardaki kıvırttır otlarının köklerini kazıyacaktık yahu? Hani birbirimize pis haleler yazacaktık annem?

Muhtemelen seçim şöyle oldu.   Dandik geçim kurulunun başındaki abiler oyşara bakıp bakıp “ ne yapacaktık şan biz bunlarla ?” diye düşünürken, kaşkan abi: “Lan oğlum işte üç tane harf var. O harflerin altında parmak izine benzer bir şey görürseniz, onu sayacaksınız, öteki üç harflileri falan da  üç külhü bir elham okuyarak  çöpe atacaksınız!” demiştir.
Bir de iyi ki sandıklar okullara konuyor. Yoksa düşünsene beyni kindar pis halelerle peynirleşmiş abiler, ablalar, nereden kopya çekip harfleri bileceklerdi?

 Hastayım abi ben bu pilli iradeye!

-          Ammar?
-          Efendim Rubeyba’m! Söyle! Hangi dağı silip duble kol yapayım senin için?

-          Ah romantik mücahidim benim!
-          İste yollarına keleler sereyim. Gerçi ben tavuk bile kesemem ama buluruz mücahit arkadaşlardan bir kaçını üç beş neyse veririz kestirirz be Rubeyba’m!

-          Ay ne romantiksin Ammar! Tüylerim tiken tiken oldu…
-          “Belli, bıyıklar bilem dikeldi acık…”

-          Ne dedin Ammar? Anlayamadım?
-          Şey dedim…  Muhterem hacı babanın bıyıklarına da  Suriye’den getirilmiş kâfir yağı ne yakışırdı…

-          Kâfur olmasın o?
-          Amaaan ruhumun nur-u gülgüle-i maskara-i risalat-ı  ceri hesabı! İkisini de keseriz, olur biter!

-          Çapkın mücahidim! Gene aklımı başımdan aldın! Oooh!

-          Bir de baban azıcık ihale vereydi eyiydi ya… Neyse  artık…

tarkmayan , sarkmayan şarkılarımızla gene beraberiz annem!


Küskün Voltaj

Epeydir yoktum. Okurlarımın çılgın hasretlerini bitirmek üzere geri döndüm! Megalomaninin dönme dolaplarında insan böyle oluyor şekerim…

Gıcık bir ciddiyet sendromu yaşıyorum canlar. Mektuplarımı nereden yazıp da nereye yollayacağımı bilemiyom ben.

Yaratıcı reklamcılık trükleri üzerine mi yazsam acaba?

Misal “Şahin Altın Kesim”… Bak ne güzel de reklam yaptım! “Altın kesim” ne demek hacım? Altın bıçakla mı boğazlıyorsunuz hayvanları? Yahut da bokunda altından boncuk çıkan hayvanları mı boğazlıyorsunuz?


Tabii canım zaten bir sucuk müşterisi yerken hep bunu düşünmez mi? “Acaba hayvan nasıl kesildi?” falan diye.