http://www.1v1y.com

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Duble Duble Geç Don Lastiğinden

İftar yaklaşıyor. Karnım kazınıyor. Zaman geçmiyor. Zaman geçmesin diye bi tarafına görecelik sakızı yapıştıran Einstein Abi’min sakalının, yoksa bıyığının o da yoksa başka bir tarafının kılı olayım mı şimdi? Hayır illâ bir döte yaklaşacaksan bari değen birinin dötüne yapış ablam!


Vakit yaklaşıyordu.
Geminin bilgisayarı  “Alien Vs Predator” oynuyordu kendi başına. Çok dramatik bir magma sensörü soldan vuruyordu. İdeolojik konglomera savruntuları aşkımızın sınıfsal dümürüne buğran oluyordu!

Ya be ben neyleyim aşk-ı mutat-ı münteşirim.
Kaymakamların yanına bir de  “essah” kaymakam atanacak bundan sonra.

Maazallah Türkçe mürkçe konuşacak olurlarsa kafalarına şöyle keleş dipçiğiyle vurup “Doğru konuş lo!” diyecek takımından.

Pilli dikeceğimiz hayranı ayran ayran içerken içimde ne fırtınalar kopuyordu Furkan!
Sen bilmezsin, bir elimde misale bir elimde dayran, umurumda mı rüyan?
Biri, kimsenin bilmediği bir şeyleri bildiğinden kimse de onun ne yaptığını bilmiyormuş.
Herif ağzıyla tıçıp, burnuyla tosurabiliyormuş, o derece yani!
E tabii bir alay akıllı, ıkınmış, sıkınmış ııh! Ne ağızdan mok geldiği var ne burundan tossuruk. “Gel bize yol göster!” demişler

Onsan sonracıma gel zaman git zaman bu herif bir yere gitmemiş.

Tamam bir iki bir iki de millet kıllanmaya başlamış “Abicim senin bir de kulak deliğin var onun bir marifeti yok mu?” diye sormuşlar. Eh kalabalığın önünde durmadan tossurabildiği için falan yane…
“Efendim?” demiş.
-         
Ay Ammar?
-          Söyle Rubeyba’m!
-          Ama bu çok ayıp ediyor.
-          Neden ruh-u lüblübeytül enkazım?
-          Baksana taş  kokan hazretlerine neler diyor?
-          Neler diyor?
-          Yaaa! Herkese söyledi ne yaptığını…
-          Aaaaa? Ne yapıyormuş ki?
-          Diyor ya işte ağzıyla tıçıyor diye…
-          Ne var bunda leblebetül müsmüleyim?
-          Ama  ağızlarını açıp da her dediğini  şey eden bir sürü insan var.
-          Şifadır o şifa!
-          Ay Ammar ne güzel konuşuyorsun… Sen konuşunca ruhum titriyor..
-          Ah Rubeyba’m bilsen ben seni daha nası tirtetecem?
-          Utanmaz!
-          Kim? Utanıyorum ben ya!...

Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla gene sizinleyiz be annem!




18 Temmuz 2013 Perşembe

Kıllı tereyağı

Böreği suya koyun. İçine aspirin atarsanız beli ağrımaz.

Dişi ağrıyanlara ayrı ağrı kesici veriyoruz. Bir de tabii dişi ağrıyanların tezhipsel durumu var.

Püstelsamsanız andrudi mi yoksa tefloni mi olduğunuzu söylemeniz lazım ki kafanız mı tikiniz mi kesilecek ona göre karar verilmesi lazım.

Şu sıralar İngiliz edebiyatına taktım. Züptirikten bie Anadolu lisesi bitirmediğime bazen üzülüyorum.

Ama gene de züptirikten bir İngiliz olmak mümkün.

Kahvaltı gevreği beyinlilerden oluşmuş bir Mısır çuvalına olalı bir selam veresin var.

Sahi dantelli krilentlerimize ne oldu yahu? Dağa mı kaçtılar? Balta mı kestiler? Balta kesen seri katil krilentler! Dantelin intikamı. Kulak deliğine bile tıka ki çok pagizekâr hanım desinler. Ayriyetten kulak deliğine yıkadığın dantelin markasını diş etine kazı. Dişçine söyle şöyle tezhipsel falan işlesin.

Burun kıllarını da pisvaklı cınbızla al, plastiğinin içine ne karıştırıyorlar belli değil. Mazallah yumuşak plastik olsun diye içine donuz toku falan koyarlar, ay, ay, ay!

Hem ahşap tıç kıpası kümbet, biliyorsun! Kayıp kel boğan künbeti mucibince salıları   dallamak çok mühim!

Okuyun mu len? Bak tıçını semizlemek için sana ne öneriyorum?

16 Temmuz 2013 Salı

Artık devir değişti, e tabi Explorer da değişti!

Değişim hayatın her alanında kaçınılmaz bir şekilde yaşanıyor. Konu teknoloji olunca değişimin hızına ayak uydurmak daha zorlaşıyor. Bir zamanların efsane tarayıcısı olan Internet Explorer da, çağa ayak uyduramadığı gerekçesiyle kullanıcılar tarafından bırakılmıştı. Ancak son zamanlarda Internet Explorer çıkardığı yepyeni versiyonuyla tamamen değiştiğini söylüyor.




''www.explorerdegisinceben.com'' adında bir blog açan Internet Explorer, geçmişte eleştiri yağmuruna tutulduğu eski versiyonlarıyla bizzat kendisi dalga geçiyor. Yeni IE10’un eskisiyle alakası olmadığının altını çiziyor.

Bu değişim, blog’da pek çok görsel ve video ile anlatılıyor. Özellikle, 90’ların ünlü yıldızları ile Vine’ı buluşturan videolar bir başka dikkat çekiyor. Bu videolarda yıldızlar eski şarkılarından birer bölüm söylüyor, ardından da ‘’#explorerdegisincebenben’’ hashtag’ini gösteriyorlar. Videoları izlerken insanlar, özellikle 90’larda çocuk olanlar zamanın çok hızlı geçtiğini anlıyor. İzleyenler, kendi değişimlerini  #explorerdegisincebenben etiketiyle Twitter’da paylaşmaya başlamışlar bile.

www.explorerdegisinceben.com



Bir bumads advertorial içeriğidir.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Kanal Alt Yatışı

Ağlaya ağlaya bir oldum, kusa kusa iki…
Geçen gün komşuya gittim. “Sizin Gülent abi nasıl bu kadar iyi ağlıyor?” diye sordum.
Hacıkadem’de bir hastane varmış SGK ile anlaşmalıymış. Sonracıma…

Bu hastaneye gidince burnuna  bir halka takıyorlarmış, bir de totoşa.
Şimdi kalktın meselâ kooperatif genel kurulunda konuşma yapman lâzım.
Baktın aklı evvel bazı salaklar konuşmayı yemiyor di mi?
Derhal burundaki halkaya basıyorsun. O da totoş-u fevkalâdedeki  sfinkterlerin ağa babasına “Abi senin durum-u vaziyet keloş. Haberin olsun senin nanay-i  dübürüne acılı çiğ köfte ekstresi sürüyorlar!” diyor. Eh bu mesajı alan totoş,  gözlere nasıl “Ağlayın lan!” demesin? Anında adamı örgütten dışlarlar. Sonra artık hemoroid olarak mı kolit ağrısı olarak mı hayata devam edersiniz bilemem.

Gözler “Ulan madem dübür-ü fevkalâde alev alev yanmaktadır bize de yalamak düşer diyerek başlıyor sulanmaya…” Olayın mekanizması bu! Ha bu kadar yalamaya duygulanmayan hıyar evlâdı varsa onları da artık ilgili bostana yollayıp  karış sürecinde yerel kaşıyış birimlerince  duygulandırıcan; her karış küreğini de ben mi sana tanımlayayım hacı emmi?

Hayır ben de  tezcanecinin yalancısıyım. Geçen gün kahvede Tasımkaşalı   gerikanlının konuşmasını dinliyoruz kahvede… O sırada okeye beşinci arıyoruz. Okeye beşinci nasıl oluyor? O kadarını ben de tam bilmiyorum. Ama konuyla ilgilenen mimar arkadaşlar, mabadın kemerinde çatlak olursa tamamlamak için beşincinin yedekten  listeye sokulabileceğini söylediler.  Eğer kapı kolu uyumsuzsa, gözlüğü değiştiriyorsun. Yarısı yeşil gözlük alıyorsun gören çevreci sansın.

Gene tamamlayamıyorsun ya 3 yüz kelimeyi abi? Nasıl edicez? Belki Ammar ile Rubeyba’ya sorarız?

-          Ya Ammar!
-          Söyle Rubeyba-i gül-ü zükumetim!
-          Ay hep böyle güzle şeyler söylüyorsun türbanımın ucu titriyor, bak…
-          Senin o marka türbanına kurban olurum Rubeyba’m!
-          Ay Ammar! Çok yaramazsın sen!
-          Sen iste Karamazof bile olurum Rubeyba’m!
-          Bu gene polisiklik nükleik asit gibi mi konuşuyor Ammar?
-          Onun bütün sikluslarının enzimatik katalizasyonlarını inhibe ederim senin için Rubeyba’m!
-          Et Ammar! Zaten onun yüzünden gezemiyorum şöyle kapalı kapalı.
-          Ya değil mi ya Rubeyba’m? Gezide karışçı kardeşlerimizle şöyle ağız tadıyla bir palalı pide kesemedik… İçimde hâlâ bir uktedir, böhhhü-yül azim! Böhhhü!
-          Ay öyle deme Ammar! İçinin  neresinde bir patoloğa mı baktırsak kitle mi nedir? Yanlış yerinde çıkmasın da…
-           Yok yok sordum ben bizim karting teşkilâtına, yüzde ellilik  halis munis bir kitleymiş, dübr-ü  şahaneye yerleşmiş, rezidans gibi gidesi değilmiş. “Hiç bıçak altına yatmayın, darbe marbe alır maazallah def-i hacet ederken  acıtır sonra…” dediler, elletmedim.
-          Ay geçmiş olsun Ammar! Öpsem?
-          Anlamadın sen onu Rubeyba’m… Öpeceğin yerde değil ama fena fikir de değil hani…
-          Ay böyle akıllı akıllı konuştun mu arkadaşlarımı da getiresim geliyor Ammar… Çok şey oluyorum… Ay ateş basıyor…
-          Valla mı kız? Getir tabii canım!
-          Hemen de atlama!
-          Yok atlamam da ben bi şeye gidip şey ediyim, bir ağrı saplandı.
-          Ay git Ammar, ağrımasın nerense… Kıyamam…

-          Mahvettin beni Rubeyba, oy oy oy!


Tarkmayan, sarkmayan şarkılarla gene beraberiz annem! Ahan da size süper bir Rus grubu:

11 Temmuz 2013 Perşembe

Köpürt Beni Pakize!

Hazır köpükler açılıp tükenince yerine yenisini koyamıyoruz.
Deterjansa deterjan abi, nedir bunun sırrı?

Bir de ilâçlı su var. Sıkınca adamın gözünü kör etmekten felce kaşıntıya kadar her şeye birebir!
Şimdi nasıl oluyor bacım?
Polikosiptik nevrotolojizma kriminolojisi var o konuya girmiyorum bile.

Ciddiyetin ppm seviyesindeki zehirlerine karşı size Kemer Reis  öneriyorum. Tokası kalın bir kemer alınır, “Sen yorulma sahipçiğim ben yalarım.” denerek sahhipin kemeri yalandıkça yalanır. Hayır yalanmasındaki maksat şu; maksadımı aşan bir ifadenin içinde asla olmayacağımı beyan eden bir irade içinde olacağımı açıkça ifade ediyorum.

Maksat neydi lan? Haa! Şuydu:
Maksat kemer sırta inince iyi şaklasın.

Muslukta mı ıslatsak? Yahu o zaman ne anlamı kaldı bunun? Maksat o pilli pideyare ( pideyare ne lan?) yaranabilmek. Kim ki iyi yalanır o iyi yaranır.

Hayır şimdi domokrasi cephesinden kemerin yalanmasından önce kemer sahibinin totoş-u muazzamının yalanmasının, gerek kıllanma ve gerekse yağlanma açısından daha sıhhî olduğuna dair beyanat-ı şahaneleri iç ve dış bağırsaklarda bağırılmış vaziyette.

Altına bir tencere bir de tava alıp birinin üstüne oturup diğerini kafanıza takıp “Aynı dötün kılıyız biz!” türküsünü okuyorsunuz. veya.. “ Görmesek de öpmesek de o pöt bizim pötümüzdür!” diyerek yürüyorsunuz.
Böyle olunca romatizmaya, kulunca, kılınca süper iyi gelen bir  ince dişli tarak kazanıyorsunuz e mi annecim?
İyi de biz şimdi 3 yüz kelimeyi nasıl bulacağız yahu?

İki yüz olsa kolay ondan çok var.  Bademli olanı çıkartıyorsun diğerini “Aman ha bir darbe marbe alır çamurluğu çizdiririz!” diyerekten totoş banketinde saklıyorsunuz. Hem üzerine de oturunca yassılıp ifadesiz bir hale geliyor.

Ben ıslak mendillerin hastasıyım! Bana en çok beleş ıslak mendil veren kebapçının kırk kıl kazı olayım! Yol beni  Kâzım!

Lan hâlâ  42 kelime eksiğimiz var. Ne  yapsak? 

En iyisi tarkmayan sarkmayan şarkılardan bir tane koyalım, ahan da:

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Yalvarırım Botoks Yap


Epeydir yoktuk hacı emmiler, kusura bakmayın.  Yazasım da gelmedi hani… Ne yazayım bilemedim.  

Memleket ahvali üzerine yazsam kırtasiyeciler birliği kızacak. Şimdi ekranda “Survivor” var.Nasıl bir kahramanlık, nasıl bir ataklık, nasıl bir cabbarlık, Aman Allah’ım!

Çoraplar da kokuyor zaten öööf öf!
Bundan sonra “Caz yapma!” deyimini yasaklıyorum hacı! Cazcıları küçük mü görüyorsun sen bacı? Bluesu mu kayırıyorsun bana? Neworleanslıyık hemşerim sapına kadar. Fransız Mahallesi’nden sağa döndün nüydü bizim sokak aha oradaydı. Yalanım varsa Allah belânı versin!

Kürek ilerliyor. Artık sapı uzun olduğundan mıdır, nereye nasıl sığdırılacağı bilinmediğinden midir memleketin hafriyat atıkları biriktikçe birikiyor.

Marmelatı beş kuruş istemeden teslim ediyoruz abi. Bundan sonra torospu çocuğuna bebek tatili denmeyecekmiş. “Hz. Dönderlik” diyeceğiz herhalde. Bunun illâ ki  cüce tinimizde bir yeri vardır ama  metazorik alengirasyonlarla zulemaya soracağız.

Konuyla ilgili Ammarla Rubeyba’nın fikrini alalım dedik, “fik” kısmını   fiktif bir  yazara kiralamışlar, “ir” kısmını  küreğe aykırı bulduklarından gergenekona yapıştırmışlar.

-          Ya Ammar!
-          Buyur Rubeyba’m!
-          Bu gene polikoptik mi yaptı?
-          Ne haddine?! Yeleli domokraside alırız paçasını aşağı!
-          Ay ne argo konuşuyorsun sen öyle Ammar? Yakışıyor mu hiç sana?
-          Ah nur-u zulzulet-ül barbunyam,affet! Darapçasını bilsem söylemezmiydim?
-          Ay valla ne kadar haklısın Ammar! Türkçe mi ne şu dile de gıcık oluyorum. Adını değiştirsek “Devletçe” falan yapsak ya?
-          Sen iste ben  neyin adını değiştirmem ki?
-          Neyin?
-          Artık ona “Ne” demeyiz. “Nu” deriz.
-          Der miyiz?
-          Sen den kıymetli mi? Cümbürcemaatte lâfımız geçer, söyleriz bükümbet yarın değiştirir.
-          Aysen çok şekersin Ammar!
-          Şeker sensin yavrummmmmmmmm



Aha size tarkmayan sarkmayan şarkılar hacı emmi!

3 Nisan 2013 Çarşamba

Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor

Sanat, tıp ve iş dünyası, kalp hastası çocuklar için el ele veriyor. Ünlü ressam Renée Niklan’ın 17 eseri, 10-14 Nisan tarihlerinde Ekavart Gallery’de sergileniyor. Ekavart Gallery nerede diyenlere, işte adres:  The Ritz-Carlton Hotel, Süzer Plaza, No: 15, Gümüşsuyu-İstanbul. Sergi, çarşamba-cuma günleri 11.00-18.30, cumartesi günü ise 12.00-18.30 saatleri arasında gezilebilir.

Bu serginin diğerlerinden farkı ne derseniz, salt bir resim sergisi olmanın ötesinde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı, gelişmekte olan ülkelerde doğuştan ya da sonradan kalp hastası olan çocukların tedavi edilmesi için kullanılacak. Tedavileri, bu işe gönül vermiş bir avuç tıp insanının kurduğu Herkes İçin Kalp Derneği (www.cptg.ch) gerçekleştirecek. Dernek, modern tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu çocukların İsviçre’de ya da kendi ülkelerinde ücretsiz tedavi olmalarını sağlıyor.

Ne yazık ki, gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk kalp bozukluklarıyla doğuyor ve bu çocukların yarısı maddi kaynak veya sağlık sektöründeki insan kaynağı yetersizliği nedeniyle ilk iki yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bu ülkelerde açık kalp ameliyatı olmayı bekleyen çocukların sayısı ise 8 milyonu buluyor.

Herkes İçin Kalp Derneği’nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Kalangos, iki kez Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş bir kalp cerrahı. Bu alanda 14 ayrı teknik geliştirmiş. Son 100 yılın en iyi cerrahlarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, dünyanın en prestijli tıp ödüllerinden Fransız Tıp Akademisi Ödülü’ne sahip.

Sergi, Alvimedica’nın sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, hayır amaçlı bu tür etkinliklere özel önem veriyor ve Herkes İçin Kalp Derneği’ni yürekten destekliyor.

Niklan’ın mutluluk, umut ve sevgi mesajları içeren eserlerinden oluşan  “Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor” temalı sergisini mutlaka görün. Gidemem diyorsanız, sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv’de de izleyebilirsiniz. Resimler, yüreğinizi ısıtacak…

Hem dernek hem de sergi hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz: http://alvimedica.com/hearts-for-all/tr/

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.