http://www.1v1y.com

11 Temmuz 2013 Perşembe

Köpürt Beni Pakize!

Hazır köpükler açılıp tükenince yerine yenisini koyamıyoruz.
Deterjansa deterjan abi, nedir bunun sırrı?

Bir de ilâçlı su var. Sıkınca adamın gözünü kör etmekten felce kaşıntıya kadar her şeye birebir!
Şimdi nasıl oluyor bacım?
Polikosiptik nevrotolojizma kriminolojisi var o konuya girmiyorum bile.

Ciddiyetin ppm seviyesindeki zehirlerine karşı size Kemer Reis  öneriyorum. Tokası kalın bir kemer alınır, “Sen yorulma sahipçiğim ben yalarım.” denerek sahhipin kemeri yalandıkça yalanır. Hayır yalanmasındaki maksat şu; maksadımı aşan bir ifadenin içinde asla olmayacağımı beyan eden bir irade içinde olacağımı açıkça ifade ediyorum.

Maksat neydi lan? Haa! Şuydu:
Maksat kemer sırta inince iyi şaklasın.

Muslukta mı ıslatsak? Yahu o zaman ne anlamı kaldı bunun? Maksat o pilli pideyare ( pideyare ne lan?) yaranabilmek. Kim ki iyi yalanır o iyi yaranır.

Hayır şimdi domokrasi cephesinden kemerin yalanmasından önce kemer sahibinin totoş-u muazzamının yalanmasının, gerek kıllanma ve gerekse yağlanma açısından daha sıhhî olduğuna dair beyanat-ı şahaneleri iç ve dış bağırsaklarda bağırılmış vaziyette.

Altına bir tencere bir de tava alıp birinin üstüne oturup diğerini kafanıza takıp “Aynı dötün kılıyız biz!” türküsünü okuyorsunuz. veya.. “ Görmesek de öpmesek de o pöt bizim pötümüzdür!” diyerek yürüyorsunuz.
Böyle olunca romatizmaya, kulunca, kılınca süper iyi gelen bir  ince dişli tarak kazanıyorsunuz e mi annecim?
İyi de biz şimdi 3 yüz kelimeyi nasıl bulacağız yahu?

İki yüz olsa kolay ondan çok var.  Bademli olanı çıkartıyorsun diğerini “Aman ha bir darbe marbe alır çamurluğu çizdiririz!” diyerekten totoş banketinde saklıyorsunuz. Hem üzerine de oturunca yassılıp ifadesiz bir hale geliyor.

Ben ıslak mendillerin hastasıyım! Bana en çok beleş ıslak mendil veren kebapçının kırk kıl kazı olayım! Yol beni  Kâzım!

Lan hâlâ  42 kelime eksiğimiz var. Ne  yapsak? 

En iyisi tarkmayan sarkmayan şarkılardan bir tane koyalım, ahan da:

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Yalvarırım Botoks Yap


Epeydir yoktuk hacı emmiler, kusura bakmayın.  Yazasım da gelmedi hani… Ne yazayım bilemedim.  

Memleket ahvali üzerine yazsam kırtasiyeciler birliği kızacak. Şimdi ekranda “Survivor” var.Nasıl bir kahramanlık, nasıl bir ataklık, nasıl bir cabbarlık, Aman Allah’ım!

Çoraplar da kokuyor zaten öööf öf!
Bundan sonra “Caz yapma!” deyimini yasaklıyorum hacı! Cazcıları küçük mü görüyorsun sen bacı? Bluesu mu kayırıyorsun bana? Neworleanslıyık hemşerim sapına kadar. Fransız Mahallesi’nden sağa döndün nüydü bizim sokak aha oradaydı. Yalanım varsa Allah belânı versin!

Kürek ilerliyor. Artık sapı uzun olduğundan mıdır, nereye nasıl sığdırılacağı bilinmediğinden midir memleketin hafriyat atıkları biriktikçe birikiyor.

Marmelatı beş kuruş istemeden teslim ediyoruz abi. Bundan sonra torospu çocuğuna bebek tatili denmeyecekmiş. “Hz. Dönderlik” diyeceğiz herhalde. Bunun illâ ki  cüce tinimizde bir yeri vardır ama  metazorik alengirasyonlarla zulemaya soracağız.

Konuyla ilgili Ammarla Rubeyba’nın fikrini alalım dedik, “fik” kısmını   fiktif bir  yazara kiralamışlar, “ir” kısmını  küreğe aykırı bulduklarından gergenekona yapıştırmışlar.

-          Ya Ammar!
-          Buyur Rubeyba’m!
-          Bu gene polikoptik mi yaptı?
-          Ne haddine?! Yeleli domokraside alırız paçasını aşağı!
-          Ay ne argo konuşuyorsun sen öyle Ammar? Yakışıyor mu hiç sana?
-          Ah nur-u zulzulet-ül barbunyam,affet! Darapçasını bilsem söylemezmiydim?
-          Ay valla ne kadar haklısın Ammar! Türkçe mi ne şu dile de gıcık oluyorum. Adını değiştirsek “Devletçe” falan yapsak ya?
-          Sen iste ben  neyin adını değiştirmem ki?
-          Neyin?
-          Artık ona “Ne” demeyiz. “Nu” deriz.
-          Der miyiz?
-          Sen den kıymetli mi? Cümbürcemaatte lâfımız geçer, söyleriz bükümbet yarın değiştirir.
-          Aysen çok şekersin Ammar!
-          Şeker sensin yavrummmmmmmmm



Aha size tarkmayan sarkmayan şarkılar hacı emmi!

3 Nisan 2013 Çarşamba

Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor

Sanat, tıp ve iş dünyası, kalp hastası çocuklar için el ele veriyor. Ünlü ressam Renée Niklan’ın 17 eseri, 10-14 Nisan tarihlerinde Ekavart Gallery’de sergileniyor. Ekavart Gallery nerede diyenlere, işte adres:  The Ritz-Carlton Hotel, Süzer Plaza, No: 15, Gümüşsuyu-İstanbul. Sergi, çarşamba-cuma günleri 11.00-18.30, cumartesi günü ise 12.00-18.30 saatleri arasında gezilebilir.

Bu serginin diğerlerinden farkı ne derseniz, salt bir resim sergisi olmanın ötesinde bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin tamamı, gelişmekte olan ülkelerde doğuştan ya da sonradan kalp hastası olan çocukların tedavi edilmesi için kullanılacak. Tedavileri, bu işe gönül vermiş bir avuç tıp insanının kurduğu Herkes İçin Kalp Derneği (www.cptg.ch) gerçekleştirecek. Dernek, modern tıbbın sunduğu olanaklardan yararlanamayan bu çocukların İsviçre’de ya da kendi ülkelerinde ücretsiz tedavi olmalarını sağlıyor.

Ne yazık ki, gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 2 milyon çocuk kalp bozukluklarıyla doğuyor ve bu çocukların yarısı maddi kaynak veya sağlık sektöründeki insan kaynağı yetersizliği nedeniyle ilk iki yıl içinde yaşamını yitiriyor. Bu ülkelerde açık kalp ameliyatı olmayı bekleyen çocukların sayısı ise 8 milyonu buluyor.

Herkes İçin Kalp Derneği’nin kurucusu Ord. Prof. Dr. Afksendiyos Kalangos. Kalangos, iki kez Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş bir kalp cerrahı. Bu alanda 14 ayrı teknik geliştirmiş. Son 100 yılın en iyi cerrahlarından biri olarak tanınıyor. Ayrıca, dünyanın en prestijli tıp ödüllerinden Fransız Tıp Akademisi Ödülü’ne sahip.

Sergi, Alvimedica’nın sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, hayır amaçlı bu tür etkinliklere özel önem veriyor ve Herkes İçin Kalp Derneği’ni yürekten destekliyor.

Niklan’ın mutluluk, umut ve sevgi mesajları içeren eserlerinden oluşan  “Sanat Küçük Kalplere Dokunuyor” temalı sergisini mutlaka görün. Gidemem diyorsanız, sergiyi Türkiye’nin ilk online sanat televizyonu www.ekavart.tv’de de izleyebilirsiniz. Resimler, yüreğinizi ısıtacak…

Hem dernek hem de sergi hakkında şuradan bilgi alabilirsiniz: http://alvimedica.com/hearts-for-all/tr/

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

31 Mart 2013 Pazar

Radyoların Don Lastiği


Ne zamandır ancak telefondan  blog yazıyorum. Bu aslında telefonu verimli kullanmak arzusundan kaynaklanıyor.

Bir de dağda, bayırda dolaşırken “Ha!” deyince halaya duruverebilmenin o engin hazzıyla öpüşen bir şey…

Telefonda blog yazmanın sakıncası fazla kelime kullanamamak oluyor. “Neden?” diye soracak olursanız “Sana ne birader?” derim ama demeyeceğim. Çünkü benim parmak ölçüme göre bir akıllı telefon klavyesi henüz icat edilmemiş! İnanabiliyor musunuz? Ben de inanamadım! Bu durumda ben inananlardan olmuyor muyum?

Zükümbete inanmayan safirlerden mi oluyorum lan şimdi ben? Takanlarımızın her gün bir  hikmet  yumurtlayıp  böklü  çözümlerle  hiç kimsenin  dünkü halinin ne olduğunu  hatırlayamadığı bundan sonra da asla keskisi gibi olamayacağı bir peroksidal  kanırtma  piyasasında ne  idmanlı olabilirsin ne de safir. Bugün doğru dediğine yarın düzlem dersen sana nasıl  güveneyim zirader?

Yallah yallah bikinili serbok yabadabadadullah! Amanın da amanın! Yamanın da yamanın!

Kafayı mı kırdık? Hışşşş! Ayıp oluyor bak koskoca Napolleon sırada bekliyor! Herif zilli bin dişiyle talk pudrası savaşı verecekmiş! Bir koyup beş eğilecekmişsin! Öyle diyollar!

Danakasadan pürkü kaldırıp yerine pürtü koyacağız böylece herkes pürküt pürküt tosuracak!

Bizim oğlan gene davulları aldı arka odadan! Ya bu oğlan da tosurdu mu fena tosuruyor ne yapsak ki? “Takıladamlar” arasına mı yollasak takılsa biraz? Valla hepsinden daha iyi “Lütfen” ve “ teşekkür ederim!” diyor.

Rubeyba ile Ammar nereye mi gitti? Zümredelermiş duyduğum kadarıyla.  Gelirler yakında!

Yallah yallah bikobidik serbok yabadabadullah!

Şeniz de üstü höpürtür!

Blog mlog yazasım yok. Sahi ya bu kadar insan abidim gubidik yemek tarifleri falan nasıl yazabiliyor ya?

Talk savaşı vereceğiz kelli bin kişiyle! Bakınlarda böcekler gibi şen olacağız. Pırtistan'ı kurunca gece gündüz osuracağız!

Tiki jiji serbok Tapo! Yallah yallah serbok yabadabadullah! Böyle bağıracağız sokak tarikatlarında! Barikat mıydı lan o?

Anakasayı yeniden yazacağız! Şifresini buzlu bademle totoş-U kebirimize koyup tosurmadan bin gün bekleyeceğiz.

Doğanlar tembelleşmeden kolilenmiş beyin bulgurlarını pak rahiplerine dağıtacağız! Böylece oy bitlemize meşaz vermiş olacağız! Bu kısas meşazımızı iletmeyen operatörün danasını dergici arkadaşlarla keltaraf edeceğiz!

İşte bu kadar!

23 Mart 2013 Cumartesi

Nisyanın biberiyim

Karış geliyor karış. Karış karış yarışıyoruz.

Tombul totolu Tapo Emmi hafıza-i keser isyan ile mamul demiş. Emmim nisyan biberiymiş. Pembiş yanağından isot salçası akıyor mübareğin!

15. Kargı paketi de kargoya verilmiş. Tapo Emmi osurunca faturası ve risalesiyle beraber teslim edilecekmiş.

Herif bize yeni kullanım kılavuzu yazdı be!

Da... Fişi nereye takacağımızı yazmamış. Normalde elektriğe takılır ama böyle yüksek gerilimli nutuk kaynağı bir milyon kafa çıkınca insan şaşırıyor...

Hipopotamya ile nohutlu bamyanın kardeşliği temelinde bir fast fooderation zincirinde orta batı Kentucky Lisansı'ya totomuza gül suyu döküp kardeş kardeş kaşınacağız ...

Müzakere ile teslimilliyet arasındaki o karşı konulmaz aşkın limonu gazozuyla geğireceğiz . Hz. Tapo bizi saklasın ama kuru ve serin bir yerde...




19 Mart 2013 Salı

Silo Silo Ner'desin?

Kiloyla köfte olayını keşfettik. Köfteyi pişirmeden evvel sizi tartıyorlar.

Şöyle bir tipinize bakıyorlar. Tipiniz tipse tipitip sakızıyla burnunuzu kapatıyorlar.

Kürek karşısında iki âlemde yakanızın lekeli olup olmadığını fen işleri müdürlüğüne soruyoruz... Çöpçü amcalar aşkımızdan kalanları süpürürken biz de çömelip ağlıyoruz. Ağlarken ıkınmamaya tikat ediyoruz.

Hangi dağın yeli olduğumuzu Hacı Kayıp Emmi'ye soruyoruz. Yellenmenin incelikleri hususunu da torosu tıpasız Tapo Dayı'ya danışıyoruz. Böylece kiralık adada danışıklı söğüş salatasıyla mönü harmanlanıyor!

Köfteler geldi hacış annem hadi öptük!