Pilli basın yapmamız lâzım. Ben diyorum, duydunuz mu?
Pili beslemeli olsun. Besleme çekip ince uçlu şarzı pötümüze çakıyoruz. Soğanlar tepeleninceye kadar pembeliyoruz.
Pembeleşmiş yanağımızın kıyısına badem ezmesi sürüyoruz. Dudağın kıyısından tüpbanklı öpücük veriyoruz.
Sonra torflu tereyağını ekmek üstü salça yapıp yiyoruz.
Murakami okuyup " Ben adam mıyım acaba?" diye düşünmek lâzım abi... Metroda giderken elinde kitap tutmanın hayali zaptını protez takalım abi!
Zaten conta sıkışık dayı... Höööööğ!?
8 Mart 2013 Cuma
27 Şubat 2013 Çarşamba
Geğirdim Şart
Blogunuza gösterdiğiniz yakın
alâka gözlerimi nemlendirmektedir! Her gün düzenli şekilde on kere
tıkladığınız, Anadolu’nun bu güzide bloğu sizin için hizmetlerine devam
edecektir. Eğitime ve öğretime yakın ilginizle bloğumuz irşad, ihale, ihlas
üçlemesi ışığında, hepinizi kabuklu fıstıkla beslemeye devam edecektir!
Blogumuzun Rusya takipçileri için
ne söyleyebileceğimi bilmiyorum. Ya Tatarlar, Başkurtlar vs. blogu okumayı çok
seviyor… Veya bloğa normal yollardan girilemediğinden Moskova
aktarmalı uçuş kullanılıyor? Her iki halde de
düzenli desteğini esirgemeyen okurlara teşekkür ediyorum.
Söz açılmışken üniversite sınavlarında din bilgisinden de
soru sorulacakmış. Vakti kerrat cetvelini bilmeyen adama zaten
madam mı derim ben? Sonra maazallah farzların sayısını bilmeden adam uçak muçak
yapar, kalp nakli gerçekleştirir; mundar-ı zurna falan oluruz, neme lazım?
Bir de ülkemizde sürmekte olan
karış kürecine çomak sokmak isteyen tokmaklara pırtırıklarımı
çıpkırtıyorum. Gerekirse Tamdil’e giderim çocuklarla görüşürüm: beni
severler, sayarlar. İki halay çeker, bir
de dört çekerler inşallah her tarafı
karıştırırız! “Barıştırırız!” mıydı lo yoksam o?
Gönül istiyor ki ehr gün en az
300 kelime yazayım. Ben yazmasına yazarım da sen okur musun, onu bilmiyorum
canım okurum. Atar yapma Katar yap! Ne de
olsa en münasibi o! Altın kaplı klozete
sıçarken karıları stoklamanın
canım keyfi, dünyanın başka hangi köşesinde var?
-
Ammaaaaaaaaar!
-
SöyleRubeyda’m!
-
Gene politotik mi yaptı bu? Katar matar dedi?
-
Ne haddine
sultanım? Totikine gösteririz gününü
merak etme sen…
-
Ay Ammar! Çok canımı sıkıyor bu benim ya?
-
Sıkma sen
canını Rubeyba’m!
-
“Rubeyda” Ammar! “Rubeyba” değil!
-
Ben
güzelliğinden ne söylediğimi biliyor muyum Rubeyda’m!
-
Ayol peçemden meçemden neremi görüyorsun da?
Utandırma beni ayol!
-
Olur mu Rubeyda’m
gözlerinde bir Jefferson yeşili, dudaklarında bir tapu kırmızısı var ya…
-
Ay ben fena oldum Ammar!
-
Ol sen ol…
Bakarız çaresine…
De hadin Abbas yolcu! Tarkmayan,
sarkmayan şarkılarımla hep buradayım ciciannem!
Bakalım bugün torbadan ne çıkacak?
Dinleyiverin gari!
22 Şubat 2013 Cuma
Kafan Kaç Senin?
Şimdi ne yazacağım ben yahu? Twitter çıktı mertlik bozuldu. Hayır zaten mertlik epey bi sulandırıldıydı.
Yazıyı kısalta kısalta artık hiyeroglif çağına geri döneceğiz, inşallah! Zaten konuşmayı unuttuk. Memlekette herkes illa bir araba sahibi olmalıymış gibi kredi kartına on bin milyon zerre araba satılacak hale geldik.
Şoförler arasında öyle bir işaret dili gelişmiş ki artık Türkçe'ye falan da gerek kalmamış vaziyette. Zaten Türkçe ne ta? Öyle bir dil mi varmış?
Bugün gene ciddiyet üstündeyim. Çok sıkıcı oldum ben kayın seyirciler! Hekzaplazmotik bir retikulum haline gelmek üzereyim! Sağlıcakla ucubettül muhteremler!
Yazıyı kısalta kısalta artık hiyeroglif çağına geri döneceğiz, inşallah! Zaten konuşmayı unuttuk. Memlekette herkes illa bir araba sahibi olmalıymış gibi kredi kartına on bin milyon zerre araba satılacak hale geldik.
Şoförler arasında öyle bir işaret dili gelişmiş ki artık Türkçe'ye falan da gerek kalmamış vaziyette. Zaten Türkçe ne ta? Öyle bir dil mi varmış?
Bugün gene ciddiyet üstündeyim. Çok sıkıcı oldum ben kayın seyirciler! Hekzaplazmotik bir retikulum haline gelmek üzereyim! Sağlıcakla ucubettül muhteremler!
21 Şubat 2013 Perşembe
Telefonun Şırası
Zilliyetçiliğin
her markası ayakkabımın altında… Zilliyetçilik diyorum! Yani zillerin
çıngıraklı olup olmadıkları gibi konular benim için çok önemli.
Çünkü
zillerin kanarya kıçından mı yoksa i phone çıngırağından mı yapıldığı
noktasında, asla çam dalından zöt cebinde
bıngırdayan fışkırtıcaların gayretleri içinde olanların sıçında
olmayacağız!
Ağzımız
bozuldu, sayın keyifçiler! Ağzımızın fabrika ayarlarını kaybettik hükümsüzdür.
Sakal
boyumu her gün cetvel-i mukaddes ile ölçüyorum. İcazet-i nuraniyenin göstergeleri genellikle yeşil kalıyor.
Dolayısıyla
bizden önce toplumun değerlerine yabancı, zakoben, takoben ve naçocu bir takım
Meksikalı çapulcu lahikası suretinden sürünen tertibat içinde olanların
bütün çabaları artık bitmiştir.
Çok
ciddiyim bugün gene tiksinç derecede… Mide bulandırıcı bir didaktizm içindeyim.
Bunun sebebi de vazgeçemediğim bir dikkatizm içindeyim. Hep
bir şeyin içinde olan hıyaroğullarının dökermatiklerini şıkırdatasım geliyor.
-
Ya
Ammar!
-
Söyle Rubeyba’m!
-
Ay
ben gene çok caizim geldi.
-
Nasıl canım? Naneli mi vişneli
mi?
-
Ay
ne biliiim Ammar, neli gelsin anlamadım…
-
Forsaleye bakalım orada yazıyor
mu?
-
Ay
Ammar böyle İngilizce konuştuğunda içim bir tuhaf oluyor… İçimde
bıgrcıklı şualar şeyoluyor…
-
Ah ben ne zaman içini göreceğim
Rubeyba’m?
-
Sus!
Edepsiz! Hihihi! Babam önce nihaleyi alsın da hele bir…
-
Alsın Rubeyba’m… Peder-i
muhtereminin nihalesine kurban olurum ben!
Tarkmayan, sarkmayan şarkılala sizinleyiz hacıannem!
Tarkmayan, sarkmayan şarkılala sizinleyiz hacıannem!
12 Şubat 2013 Salı
Overlokçunun Aşkı
Hayatımda gördüğüm sen çekici halı reklâmıydı, gözlerim kamaştı, dişlerim kamaştı,kirpiklerim yamaştı.
“Yamaşmak”ne, değil mi şimdi? Böyle reklâma böyle ayranlık abi! Nasıl bir kaymaklı gıdı ve ispermeçet külliyatıdır o ya! Hangi literatür kazsın senin karasörünü, bi’ de bakayım bana? Nedir o Broadwayadımları, tüylü kızlar, merdivenden inişler, salınmalar falan ya?
Reklâmın cingılı, cingıl cingıldı ya… İçiniz cingıldar, o kadar yani! Şimdilerde cincıllarda bir muhafazakârlık modası var… İçten içe bir nilahi derinliği, bir sürahi necefliliği, birzürrem ataleti, bir EMINEM gerdankârlığı bir “fifthy cents” çılgın şekvalığıfalan! Allah Allah illallah!
Sanırsın meydan muharebesine giriyoruz!
Biro… “O” ne ya? Bir de şey var pırlanta reklâmı… Canım bayır güllerimin, pembiş pembiş gülüp de şirin şirin güldükleri o canım reklâm… Bizi cıvartmayı seviyorlarmış da bilmem neymiş de… Yabir yürü git abicim işine ya! KDV yok bedevin yok, ayın yok, yıldızın yok, sen neyin şamadırasısın ya? Arada bir iki votka vur yüksek koktanlı… Somunların falan gevşesin ya! Çok mu para verdim sen o reklâma?
Netekimbiz şakaya gelir bir külkedisi değiliz! Bizi kimse şamar oğlanı yapmak gibihayallerin içine girmek çabası içinde olmak teşebbüsünde bulunmanın içindeolmak içinde olmasın!
Vurpiyaza abiciğim, işin ne? Şimdilerde süper naneli sakızlar da var nasılsa…
- AyAmmar!
- EfendimRubeyba’m?
- Aygene polipiptik mi yaptı bu?
- Yokcanım… Nereden çıkardın?
- Nebileyim gene ciddi ciddi şeyler söyledi tüylerimi diken diken etti.
- Senintüylerin hiç diken diken olur mu aşk-ı sümbül-ü zül zül-ü güpt-ü züleybam?
- AyAmmar gene içimi bir hoş ettin! Çok yaramazsın sen, çok!
- Rubeyba’m!Hele peder-i muhteremin bana bir ihale kırıntısı versin, sen o zaman gör!
- Kükreya Ammar! Seninle katar kutar balayınagideceğiz!
- GidelimRubeyba’m, gidelim!
Tarkmayan,sarkmayan şarkılarımızdan biriyle daha buradayız ciciş annem! İyi dinler kulaklarınınpası gitsin. Yok paslarını okuttuysan mastır yapsınlar. Okey mi? Öptüm!
3 Şubat 2013 Pazar
Cübülcü Leblebisi Manifestosu
Bilmemne Hatun termal
tesislerinde , tapu sahibi olmak ister misiniz? Ben isterim yahu. İçinde
hünkârbeğendi falan pişecekse eyvallah yane! Hünkârın zaten adının sonunda
hatun eklentisi olmayan yazılımları onayladığını şahsen sanmıyorum ama…
Konuyla ilgilenen akademisyenleri göreve
çağırıyorum, şimdiye kadar kesmik tarihle bizleri bölen cabul cübülükçülükler
artık bitmiştir.
Cabul cübülçülük nedir diye sorar
iseniz bendeniz de bilmiyorum. Amma velâkin kapıcı Rüstem Bey ile Nur
Sultan Hatun arasındaki
gayrı menkul akdine binaen
manşetlediğimiz gömlek kollarında…
Yoruldum yahu…
Şahsen gö.lek kollarını nefrete
sürüklemek gayreti içinde olanların tuzaklarına düşmeyeceğimizi açıkça
söylüyorum. Bu löppek, bu tür oyunlara asla gelmeyecek , okeyde dördüncüye her
zaman yer verecek, beygirlerin fotofinişle seçilmesine asla izin vermeyecektir!
Şimdilerde memlekette bir hatun,
efendi uydurma modası başladı. Kardeşim ne çok haremzade varmış memlekette?
Döne döne saltanata döndük iyi mi? Saltanat da bir tür sütlü tatlı aslında…
Dahiliye dönemi onikiparmak viyadükünde
bir safra sızıntısı gibi hayatım abi. Ben bu muyum? Biliyorum param yok ama en
azından onörüm var!
Seçkinliğimin tersi çok pistir
benim.
-
Ay Ammarcığım ne zamandır yoktuk pek özledim
kendimizi…
-
Rubeybam! Ben de özledim bizi…
-
Ay Ammar, bu gene polipiptik mi yapıyor?
-
Aman boşver Rubeyba’m! Ananasını da alır, gider…
-
Gider di mi Ammarcığım?
-
Gider, gider, açık söylüyorum, gider…
-
Ay ayağımıza dolanıyor kudretler macunu Ammar…
-
Ama Rubeyba’m… Kudretler macunu olmayınca şey
olmuyor, biliyorsun…
-
Ay utandırıyorsun beni Ammar…
-
Utanma canım…
-
Ay ne güzel “canım” diyorsun Ammar!...
-
Demem mi güllaç-ı mahremim?
-
Ay Ammar! Efendi babamın hocakefendi ile
zulzulasından dağıttığı zihalelerinin o
mübarek kokularını alıyor musun?
-
Almam mı Rubeyba’m?
-
Ay Ammar, çok güzel “Rubeyba’m” diyorsun… Ay
içim gül suyu gibi baygınlaştı…
-
Gel kollarıma Rubeyba’m ben seni ayıltırım.
-
Çok ateşlisin Ammar’ım…
-
Ah bir de şu itfaiye alımlarını ayarlasak…
-
Ayarlarız Ammar’ım, nerak etme, ayarlarız…
-
Ayarlarız değil mi Rubeyba’m, ayarlarız, değil
mi?
Tarkmayan sarkmayan şarkılarımızla gene buradayız biciannem... Hadi dinle de güzel güzel uyu...
2 Şubat 2013 Cumartesi
Tişörtün Güzel Olmuş
Kafam bir milyon abiler…
Eski parayla bir milyoncudan bir
kafa buldum ama onunla ilgisi yok. Yani aslında benim kafanın çok fazla gideri
yok. İki omuz arasında hatırı sayılır bir anatomik çıkıntı yapıyor ama o kadar
yani…
Az evvel bir teknomarketten HDMI
kablosu aldım. Adı bile muazzam abi! İnsan poşetinde bir HDMI kablosuyla
yürürken kendini oramiral gibi hissediyor. Şöyle “Dünyanın bütün navigasyon
cihazları birleşin annem!” diye
bağırasım gelmediyse ne olayım. OSTİM’den kaptırmış geliyor baktım Keçiören
dolmuşu…
Bir kablo insanın hayatını nasıl
etkiler bey abiciğim? Ha söylemeyi
unuttum: Sonra çok ucuza tasarruf ampulü buldum. Ampulü bulmak mesele değildi,
demeyeceğim, bana ampulü gösterecek bir görevlinin kendiliğinden çıkıp gelmesi inanılmaz bir hobbit hikâyesi
gibiydi. Nasıl gözlerim doldu, anlatamam… Sümüğüm akasıydı o derece yani… Ama o üzüntü verici sürecin içinde olmanın derin
süzüntüsüyle millete müracaat ederek
yakama yapışmış sülükleri bir bir temizledim.
Ve fakat, “acziyetmin” cevizli
bağından domates almak fırsatçılığı
içinde olan bazı art niyetliler
corkenezik fittiroterapi simülasyon programına hack yapmışlar. Ben “Abi
heyecan yapmayın!” dedim ama dinleyen
kim?
Bunlar da hep arzu etmediğimiz bir neticeye vesile oldu.
Kabız oldum. “Türkiye Vesilelerini
Koruma ve Hafizelerle Dayanışma Derneği”
gibi sivilce koptum
görgütleri konuya protestan
yaklaştı. Ben amish kardeşlerimizle mormon biradelere konuyu ilettim. “Abi konu bizimle ilgili değil, sen elektronikçiler çarşısına
gideceksin, Rüzgârlı’ya” dediler. Yani ben niye “vesile” demişim de “Melahat” dememişim? Çok yamlış anlaşıldım, çok! Ağlaya
ağlaya geberdim.
Halbusam bütün isteğim halkımızla
kabak tatlısı yiyerek domokratik bir dolma pişirebişmekti. Dolayısıyla artık ben diyorum ki televizyonlarımızda “vesile”
kelimesini kullanarak memleketin
vesilelerine ayrımcılık yapmak devri artık bitmiştir. Bundan sonra artık
hiç kimse hiçbir şeye vesile
olmayacaktır! Çok şükür, hamd olsun artık
teğet şöyle bir dokunup geçmiştir bize… Alışkanlık yapmasın, yani
dokundurup dokundurup şettirirse şey olur…
Ben kabızlığı gidermek için HDMI kablosunu
kulağıma takayım bir dedim, meğer tamamen yanlış bir egzistansiyalist sürümmüş
benimkisi…
Hazırlanalım anca gideriz hacı
abi… Oturacak yer kalmıyor arka beşlide. Hayır büyük beden pantol aldım… Bizim
minderler büyüyecek nasılsa.. Bir de paçamız şöyle yelken gibi şişer, küfür
küfür ohhh eser…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


