http://www.1v1y.com

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Katır Tırnağı


Bugün iğrenç derecede poliptiğim, haberiniz olsun… Sonra “Vay sen  nasıl ciddi olabilirsin benim başkanımdan habersiz!” falan diye zırlamayın…
Tırnağımın içi kir dolu…  Ama içeriğin ayrıntısını bilmiyorum. Mesele elektronik tırnak yapıyorlarmış… Düşünsene; tırnak kirinin muhteviyatını veriyor sana! Hatta internete bağlanıyor…

Ama  mesela “ayıpçı” sitelere  girmiyor… Amcaların münasip gördükleri “Besmele çeken bardak”, “Kapanmanın yüz bir çeşidi…” , “Son türban trendleri” gibi  sitelere giriyor,  namaz vakitlerinde ezan okuyup “Abdest nasıl alınır?” gibi  bilgileri otomatik veriyor ve hatta abdestteki yanlışlıklar konusunda anında uyarıyormuş! “Muhterem! Kulağın arkasını unuttun!” gibi…

Hatta daha ileri safhada ki bunun için ek ücret ödemeniz gerekiyormuş…. Tuvalette yanlış def-i  hacet ettiğinizde  derhal  uyarıyormuş! “Muhterem! Yanlış ayak önde! Topuk yerde olacak! Bakış açısı, 2.7 derece kuzey… Tamam az daha kaldır… Oldu… Senin şey biraz eğri mi?” vs…

Elbette “hanımlarımız da” unutulmuyormuş… Tırnaklarına “su geçiren”  oje yaptırıyorlarmış… Said-i Mürdî, “amaney”, “Şeyh Said”, “ İskilipli” desenli ojeler tam bir  çılgınlık halini alıyorlarmış… Bu suretler, istendiğinde elektronik tırnaklarda ekran koruyucu olarak da yüklenebiliyormuş ama tabii ücreti mukabili…
“Ay ben İskilipli yüklettim tırnağıma! Ne yakışıklı di mi?”
“Sorma, ben sakalına hayranım şahsen! Yoksa Şeyh   Said mi yükletseydim kız?”
İlgili elektronik tırnaklar mekâna ve cemaatine göre renk değiştirerek derhal sahibini “mobilize” de edebiliyormuş. Hatta!... Oy verme işini de kendileri yapabiliyorlarmış!

Bir  uyandım ki! Aman Allah’ım! Çok şükür, İrandaymışım!

MEHTAP VE ROMANTİZM ÜZERİNE

   Bugün mehtap vardı. Bodrum, deniz, mehtap...Tabii seyredebilmek için bodrumdan dışarı çıkmak lazım, hele de penceresi yoksa...
   Sahilde şezlonglar hemen hemen boş, lokantalar dolu ama. Sevgililer aşklarını mehtapla değil alkolle renklendirmeyi tercih ediyor. Hele arada Patih DALAK 'tan Hayde Hayde şarkısı çalınca 3-5 göbecik attınmı romantizmin doruklarındasın, delikanlıların hasındansın, şansın yaver gitse medyada, basındasın. Artık mehtaba bakıp şiir yazan yok galiba. 
   - Aaa, bak, ne kadar güzel, mehtaba bak 
   - Hıııı....
   Belki geçim derdi, belki vatan millet endişesi diye düşünmek istiyorum ama...hemen yanı başımızda çıstak çıstak göbekler atılıyor valla...yandan yandan...seksen doksan...
   Testere izleyen, doyamayıp 7 çeşidini çektirten bir nesil. Oyunlar bile tuhaf artık. Kulak misafiri olduğum yukarıdaki diyalog 10 yıl sonra
   - Kurtadam hangi kan grubunu tercih ediyor acaba?- cevabıyla değişir .
   Hatta şimdi beğenmediğimiz çıstak çıstak müzikleri yerine İbrahim AB gibi değerli san'atçılardan çeşitli  iç açıcı küfür, beddua ve kargışlarla dolu san'at es'erleri dinliyor olacağız. 
   Zaman geçiyor, yaşlanıyoruz galiba. Ondan beğenmemeye başladık çağdaş gençleri belki.
   Nerde o eski erkekler mi ,diyelim şimdi töbe töbeeee....

3 Temmuz 2012 Salı

Küpler Küpler İçinde


Kırk küp kırkının da bir tarafı kırık… Burkulma da olabilir tam emin değiliz ama kanaatimiz hava atma sahamız içinde yenilmiş bir gol olduğudur.

1.       Bu durumda yapılması gereken şey hemoroid merhemi çiğneyip yaraya tuz basmaktır. Baskı maliyetlerinin azaltılması için  yaraya bandrol basılmaması elzemdir.
2.       Pırt sorununun halledilmesi için bütün pırtların kayıt altına alınması önemlidir. Yoksa Zurnasıtan gombilik bozulur…
3.       Hasıraltı edeceğinize hasıryedi yapın bence daha güzel olur….

Ay Ammar! Bu gene poliptik yapıyor galiba?
Yapmaz! Yapamaz Ümmübeybudem! Yaptırmayız! Güzel etkili bir hamkeme kurarız…
O öyle miydi ya?
Değildi ağzı gülgületül nurül bülbüllü maklubem benim!
Ya Ammar ne güzel şeyler söylüyorsun sen içim bir hoş oluyor…
Zaten ben seni içli seviyorum nurülgluteinim!

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Savurma Koydum Tasa Kız Annem


Aman Meleke’m kavur balıkları! Tirinaynom tiri naynom! Balık kavrulur mu lan? Demek balık kavurması da oluyormuş? Olay şu: Balığı kavurursak kurban etini ne yapmak icap eder?

Zaten kurban etinin buğulamasının mı yoksa  durulamasının mı daha  proteinli olduğu sorusu benim yıllardır kafamı kurcalar. Kafamı öyle kurcaladı ki en sonunda kafam yalama oldu, akıl fikir falan tutmaz oldu yane…

Altı fırın üstü şişhane binalar bu yüzden hemen yıkılmış… Neden bey ağabeycim? Şundan dolayı… Fırın fırın üstüne kurdum binayı olunca fırın gece gündüz çalıştığından binayı ısıtıp kurutuyormuş. Betonu gevretiyor yani. O yüzden motorun su kaynatmaması için bence fazla kitap mitap da okumamak lazım sonra beyin gevremesinden  “cömterek” oluruz maazallah!

Cömterek bir tür sindirim kanalı bozukluğu… Zaten hangisi değil ki değil mi?

İşbu sebepten bu akdin tanziminde karşılaşılması muhtemel husumetlerde Bingazi mahkemeleri yetkilidir. Hacı Kemkem arası  salatalıklı demokrasi… Bir de parmak arası terlik, üzerine ketçap dökünce muhteşem yeniyor… Ama parmağın kimin parmağı olduğu mühim!  Ay gene iğrenç iğrenç ciddileştim ben ya!

-         - Usame!
-          Efendim Ruveydacığ’ım?
-         - Bu gene iğrenç  iğrenç poliptik konuşuyor yaaaa!
-          De mi de mi de mi? Hakkaten iğrenç konuşuyor nur-u lisateyül lebelebetül gulguleylim benim!
-         - Ay çok romantik oluyorsun böyle mübarek şeyler söyleyince Usame!
-          De mi, de mi, demi?
-         - De, de, de… Ahkahkkahkihül mürüdümeytül şukaddes!…


Bir de tarkmayan sarkmayan bi şarkı koyalım mı?


Babalar gibi bir filmin babalar gibi müziği: Huzurlarınızda "Paris'ten Sevgilerle"

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Oldum Cengâ Cengârenk


Anneler Günü geldi… Gelmeden telefon etmedi o yüzden gafil avlandık. Bizim derelerde gafilden bol bi şey yok. Hele mavi kuyruklusu çok süper oluyor.

Merak ediyorum: Ekmekte kepek makbul de  kafada niye değil? Kepekli kafa daha doğal  değil mi ? Hem daha az kabızlık yapmaz mı? Zaten usul usul, törpülemeden kullandın mıydı salatası bile olur yani… Mardanel donlu…

Ayrıca  kredi notu olayı da kafamı kurcalıyor abi…  Kredinin notu mu olur? Ekmek arası kredinin notu olur mu? Şimdi meselâ seçmeli kredi dersinden kaç alınca kaç oluyor?  Hepsi mi gâvur bu heriflerin? Menüleri de  beş  Allah kuruşu etmez! Yani yenecek cinsten değil!

Ağzının kıyısında  güldane salyalı badem ağabeylere de sonsuz saygı duyuyorum. Bizim şapkalarımızın içinde ne var biliyor musunuz?  İngiliz anahtarı… Yok yok şaka kız! Amerikan anahtarı! Valla! Bak ta Hogwarts’tan aldık geldik!

-         - Ussab!
-          - Efendim Rübeyda’m?
-          - Bu gene polikiklik mi yapıyor?
-          - Boşver nur-u zülzületül risaleteynim! Aldırma!
-          -Ay nasıl aldırmayayım? Nasıl indirimler var biliyor musun? Chateu Bonné eşarplar sadece on bin dolar! Hacı babama söyleyeyim de hazır indirim varken aldırayım…
-          -Onu demiyorum hayatım?
-          - Chanell’de olur ayol, onu demiyosan?
-         -  Tamam canım… Sen nasıl istersen…

Tarkmayan, sarkmayan şarkılarımızla sizinleyiz annem!




9 Mayıs 2012 Çarşamba

Var Mısın Elli Bire?


Sanatı sanat için yapanlarla saat için yapanlara sesleniyorum. Sanat ikisi için de değildir. Sanat sakatat içindir! Kafanızı toplayın, kıçınızı dağıtın. Kafayı toplayınca mümkünse siyah poşet kullanın, sonra içindekiler belli olur maazallah!

Kafa derken hani kollarınızın arasındaki inşaat iskelesi gibi bir düzlük var ya onun ortasındaki yuvarlak çıkıntıdan bahsediyorum. benimkinin yerini bulmak ne kadar zamanımı aldı biliyor musunuz? Ya kafamın köşeli olmasından ya da omuz düzlüğünde yeri  yanlış olduğundan bilemiyorum artık.

Mahalle imamına gittim. “Senin bağlı olduğun imam ben değilim” demesin mi? Hayda! Manava gidince problem çözüldü. meğersem benim kafa iki saatte dolmuyor ama üç dakikada  boşalıyormuş!

Anlayacağın hacı benim musluklarda bir arıza varmış. Kulağımı kıvırdılar iki yandan ana vana ancak kapandı! Allah’tan henüz belediyeden gelip atık parası istemediler.

Diyorum ki kulağıma hıyar tıkasam nasıl olur? Büyür mü?

Tarkmayan, sarkmayan ibret-i alemlik şarkılarımla sizinleyim topolojik canlarım benim!

1 Mayıs 2012 Salı

Börekli Çörek


Karnım şişti … Misafirliğe gittik kötü ettik. Ha babam yüklendim böreğe… Görgüsüzlük açlıktan da beter…

Neyse… Bizim oğlanın kakası yedi mahalleden koktu. Allah’tan elektrik kesilmedi. Yani elektrik yokken kokular daha   beter oluyor. Desem başım ağrımaz çünkü saçımı kuruttum.

Altınla dolar düşüyormuş. İnsanın içi kan ağlıyor. Biri bana parmak sallarsa ne yaparım diye ödüm kopuyor. Çocuğa Fransız yerine Kolombiyalı mürebbiye tutalım dedik. Ana caddenin ortasından dere aktığı için ulaşım zor ama olsun…

Saçımın kepeği gene azdı. Elli defa da dedim. “Kırkından sonra azanı teneşir paklar!” diye dinlemedi. Zamane kepekleri pek bi arsız. 

Kafam kırık değil yeterince. Kafayı kırmak kahramanların işi… O kahramanlık da benim kredi kartımın limitinin yeteceği şey değil. Neredesin be Zagor abi?!

Hiç üç yüz kelime falan yazamam şimdi… Ciddiyet yapıştı kaldı üstüme… Amaaan aman! Sümük gibisin ama  şeffaf ve ince…
Sarkmayan Tarkmayan şarkıalrımızla gene sizinleyiz ablalarım abilerim...