http://www.1v1y.com

11 Şubat 2012 Cumartesi

MUTLULUĞUN DOZU

  
Can sıkıntısı kader midir? Mutluluktan yoruluyor muyuz acaba? Bunun dozu var mıdır? Mesela kaç doz mutluluktan sonra sıkılmaya başlarız veya ne kadar acıdan sonra kötümserliğimizi kaybedip şu bardağın dolu tarafını görmeye başlarız? Bence bu konuları incelemek, araştırmak lazım. Zira önemli konulardır. Hep mutlu olmayı hedefliyoruz, ama tam olarak tarifini bile yapamadık...Geçin şimdi Uzak Doğu' nun çekikgözlü , aksakallı dedelerinin söylemlerini... Aynayı yatak odasına koymaz da hemen girişe yerleştirirsen ecceyip feng şui olursun, hatta evine hırsız da girmez, kendi aksini görünce evde birisi var sanıp kaçar....Salondaki çiçeklerini masanın üstüne değil de altına koyarsan var yaaaa....tüm insanların sevgisini kazanırsın...Deli olduğunu sanıp ya korkar, ya da acırlar sana. Benim tafsiyelerim çekikgözlü dedelerin tecrübelerini aşar, zira yerel versiyon. Tütsüye filan da gerek yok, ekstra masraf ve koku...

 
  Belki de dönem dönem gelip gider şu mutluluk. Manik Depresif bir hayat sürüyoruz, haberimiz yok. Mesela normalde üzülmemiz gereken olay manik döneme denk geldiği için mutlu oluyoruz ve tersi.     Amaannn, bu konular benim minnacık beyinciğimi aşar ayol. Fakat şöyle yerli malı bir bilim insanı görürsem şahsen konuyu araştırmasını isteyeceğim. Düşünsenize ne kadar rahat ederiz o zaman. Hatta ben konuyu direk Yetkili Merciilere ileteyim...Hayden hoşca galın, ey bakın kendinize... Bu sefer yerli malı, yurdun malı olsun şarkımız
...

9 Şubat 2012 Perşembe

Çeğerdeksiz Çekilir mi Bu Dünya?

Ne vakittir yazmıyorum. Kitlem beni özlemiştir herhal? Özlediniz mi canlarım? İyi de bunun Almanca’sıyla Rusça’sını nasıl yazacağız? Dükkânın en sadık iki okur kitlesi Alman’lar ve Rus’lar…

Bugünlerde markete ne zaman gitsem illâ bir şey unutuyorum. Unuttuklarım da en gerekli olanlar ha!  Meselâ kapı-pencere bandı. Yahu alttan alta üfürüyor,kış günü,  alsana şu mereti değil mi?

Sonra misal, çeğerdek..  Çekirdek miydi o ya? Onadna işte! Bir evin en hayatî besini değil midir çeğerdek!  Eskiden haftada bir eğlence programları olurdu. İki şarkıda bir falan skeçler… Abi şimdi her yanımız eğlence! Esra Abla’yla  şanzıman yenileme… İkbal Abla ile “N’olur Evlen  Benle!”… İbo ile  tuzlu kavrulmuş fıstık tadında, bol felsefeli, Allahlı kitaplı talk pudralı “show”lar…

Bir de bunların “muhafazakâr”  olanı var… Programın adı “Muhabbet Doğraması” mı neydi? Amcamın biri çıkıyor , bildiğin Cuma vaazı ediyor, arada “Hadi siz sorun ben de söyleyeyim!” mealinde  gülerekten yemeğe tuz atarken hangi dualar edilir falan gibi tadından yenmez nükteler, uygun sorulara, uygun cevaplar… Arada “Hadi eğlenelim, coşalım!” kıvamında ilahilerle, el çırpmalar, “ Ay ne güzle muhafazakâr  muhafazakâr eğlendik!” tatmini…

Çeğerdek diyordum… O olmasa maazallah halimiz nice olurdu?  Arada onun çıtırtısı olmasa kafayı yerdik yahu maazallah! Kebaptan güzel be!

Ammar ne diyor bu gene be?
Ruveyda’m, konuşuyor işte, salak salak, boşver!
Ay Ammar nasıl boşvereyim, adam bildiğin münafık, zındık, dındık, fasık fusuk… Ay öyle miydi, unuttum ben canım?
Tam değil ama senin güzel ağzından ne güzel  geliyor… Lisanü-ül bülbülüteynül nur-ül gulgulem!
Ay ne caiz şeyler söylüyorsun böyle Ammar, içim bir hoş oldu… Ama şu herifi susturun artık, olmuyor, böyle… Poliptik geliyo bana… Domokrasimizi  domduracak maazallah!
Domduramayız, nur-ülleteynülbulgureynülaynül zekâlım benim!
Çok naziksin Ammarcığım!

Tarkımayan, sark(oz)mayan şarkılarımızla terbiyenizi şettirmeye devam ediyoz, bulgur köftesi milletim benim!


2 Şubat 2012 Perşembe

Aşkın Kanunu Yazsam Yeniden


Hiç istemediğim bir ciddiyette bir yazıya bu gün başlıyorum… Yarın başlasam sorun olurdu… Ertesi gün başlayacak olsam söz olurdu… Sonra siyah giymek icap ederdi. Amma velâkin o zaman da Cem Yılmaz  üstadın tahtına  göz dikmek tehlikesi var ki hepten sakat! Adamın gidesi yok! Ne yapacağız? Kafa kırık ama hâlâ biraz çalışıyor… Ben de istemiyorum bulgur beyinli milletim, ben de sizin gibi olmak istiyorum, olmuyor!

Nereye baktığını anlamadığımız bir bakan “Atatürk’ü kanunla sevdiremezsiniz!” demiş… Ya da buna benzer bir şey…  Hayır kanun var da ne oluyor ki zaten ? Merhuma Diktatör mü, katil mi, ırkçı mı dediğiniz kaldı ki?

Bizim evin kapısında bir  makine var, kulağımızda yeterince Atatürk sevgisi var mı yok mu diye kontrol ediyor. Yetmezse gidip kontör alıyoruz, eve öyle giriyoruz.  Öyle ki kontör azaldığı halde eve girmeye teşebbüs halinde ilgili kanunun 356. Maddesi gereği kulağımızın tozun tozuna tozutuyorlar.  Ben şahsen çok şikâyetçiyim. Koskoca memleketi kurtarmış!  Bana mı kurtardı ki?

Türk Milleti zekidir, Türk Milleti çalışkandır!” demiş… Ya  Bodrum’daki Almanlar ne yapsın? Didim’de İngilizler fevkalâde gocunmuşlar! Sormak lâzım şimdi merhuma “Paşam  siz bu memlekette hiç yabancıların olduğunu, Türk falan deyip de onların gönlünü kıracaksınız, maazallah! Tamam kurtardınız ama bırakın artık şu Türk mürk lâflarını maazallah ırkçı olduk, çıktık! El yüzüne bakamaz olduk… bak takkem bile tepem de durmuyor… Pençe pençe yanaklarım daha da kızardı!

Peygamberi koruma kanunu  yokmuş! Hani peygambere hakaret eden biri vardı ya emmi! Hatırladın mı? Hani ağzınızı açıp iki laf edemediydiniz, hatırladın mı? “ Danimarkalı adam, yazar da çizer de muhterem! Adam insan haklarında bizden önde… Hem belli olmaz geçenlerde bir ihaleye girdik, Allah sizi inandırsın - inşallah hidayet nasip etsin size de, tipiniz zira biraz münafık, fasık gibi, bir adım ötesi mazallh-ül şahana kafirlik, inşallah siz de bizim gibi inanırsınız- ne diyordum? Haaa! Şimdi ne diyeceksin adama? Kanun mu var bu konuda? Kanun olsa tamam!”

Hacı emmi, siz Alman mısınız? İngiliz miydiniz yoksa? Hayır hangi memlekette yaşıyorsunuz onu merak ettim de ondan . Evet… Ben size sonuna kadar katılıyorum!  Bu Türkler de fazla oluyorlar canım! Memleketi kendilerinin sanıyorlar!  Mankafa mıdır nedir bunlar canım?! Bu kadar olmaz ki! Yeter ama artık yahu, yeter! Bırakın kardeşim, ben misk-ül anberli muahafız-üllüblübe-i nuriyet-ül cukcuka içinde Katar kutar ihale alıp gideceğim yahu! Siz  birini seviyorsunuz diye ben de mi sevmek zorundayım canım? Aaaa yeter ama! Öğğ! Bak söylerken bile midem bulandı: “Türk”

Muaviye!
Söyle nur-u hil-i mahrukat-ül debdebem! Söyle Akda’m!

Beni  hep sevicen mi?
Sevmem mi canım?

Ya başka kadın istersen?
Canım, başka bu başka… O hak…

Hakkının gözünü oymayayım Mauviye!
Olur mu hiç canım? Seni kanun zoruyla sevemem ya Akda’m! Öyle pis pis zındık hukukuyla olur mu hiç?

Ay gene poplitik yaptın Muaviye! Bari nişan yıldönümümüzde bana Gucci’den bir eşarp al! Bir de şu pis pis şeyler yazan adam hiç hoşuma gitmiyor…
Almam mı ? Hele şu televizyonu da kapatalım… Allah verdikçe veriyor nur-u gulleytenül marazm! Sen merak etme hacım emmimleri koruma kanunu çıkarırız inşallahül azimüşşan, hemen şettiririz.Hem o poplitik değil, politik olacak nur-ül şerbetim…

Bana bak!
….

Mukayeseler önemli tabii! 

Tarkmayan, sark(oz)mayan şarkılarla sizinleyim, canım hububat-ül cemiyet-ül nuriyem!

Acısı Bol Olsun

   Hayat devam ediyor, arkadaş. Tüm dünya üstüne geliyor, sen inadına yıkılmadın ayaktasın. On beşlik kızını 70lik dedeye veriyon, bir şekilde kimseye yaranamıyon evini ,işini yakıp yıkıyorlar, her kes tek eşinden veryansın ederken sen 2 karının dırdırını çekiyon, evde huzur yok, işte para yok, bağırıyon, çağırıyon ama yine de yaşıyon. Ali Rıza Bey Ali Rıza olalı böyle çile, böyle mezalim görmedi anam. Bu nasıl bir hayatdır? Devam ediyor, sen devam etmemesi için dua edecen her bölüm, her bölüm...
   Bizim millet kebabı sever, acıyı sever, ağlamayı sever...Ama her gün yenmez ki kebap...Her gün, her öğün biber acısı da usandırır. Her gün ağlamaktan da sıkılır insan bir yerde. Yıkılmadım ayaktayım tripleri sinema filmlerinde çok hoşşşş. 1-2 saat ağlıyorsun, ohhhh içini döküp rahatlıyorsun.  Ama dizi olunca iş değişiyor, her hafta, her hafta birbirile konuşmaktan aciz insanların duygusal felsefi monologları insanı depresyona itiyor vallahi...Acıyı seviyoz da, bu kadar değil.... Ne bileyim, bu dizilerdeki insanlar hiç mi mutlu olmaz ya? Seyirciye de yazık ama...Bir çeşit kebapçı tekniği sanırım, acısı bol olunca tadının farkına varamıyon etin...Aynı kural diziye yansımış galiba...Neyse, bunalıma girdiydim de sizlerle paylaşayım dedim. Hem reklamın iyisi, kötüsü de olmazımış...Dolayısıyla eleştirimiz bir çeşit reklam da oldu.
   Adetteniş şarkı sunmak tatlı niyetine. Acılı kebabın üstüne şöööööle kaymaklı kadayıf iyi gider. Fakat şimdi kebap veya kadayıf üzerine şarkı yayınlasam yönetici aforoz eder beni...En iyisi acıklı bir şey yollayayım


size...

31 Ocak 2012 Salı

Arpa Suyuna Şehriye

Melul bakışlarıyla bakan bir amca “Çeşitli kurumlarda çalışan 70  bin öğretmeni geri çağıracaklarını” söylemiş…
 Hacı emmi? Memlekete bunca yıldır neden öğretmensizlikten kıvranıyordu be yau? Deyiver,  bakam bi’?
Aslında bu öğretmenleri biz kuluçkaya bıraktıydık, yumurtlayanlarını aldık, ötekileri  kesime yolladık, bir kısmının sütünü sağdık,  diğerlerinin derilerinden istifade etik… Öğretmenlik yan gelip yatma yeri değil! Yan gelip yatırırız, sonradan kaldırırız. Kadroyu meşgul etmesinler daha yeni sağımlıklar gelecek, arpalığı işgal etmemek lâzım! Hıoşşş1 Hocam, arkayı fulle! Yakın dur, yakın… Haşşöyle!”(Alıntı değil, dalıntıdır...)

Bir başka büyüğümüz: “Bugün Fransa konusuna girecek değilim, o konuya Fransızım!” demiş.  Abi nasıl bedii bir cevap bu ya! Gözlerim doldu! “Konuya Fransız olmak!” Kim?... Gel de yarılma… Bu memlekette ensevilen yemeğin neden karnı yarık olduğunu şimdi, şu anda anlamış bulunmaktayım!

Hacı emmi! Sizin herhangi bir mevzuya Fransız’dan daha yakın olduğunuzu bu güne kadar görmedik ki zaten! Baş örtüsü muhtemelen Goyard veya Versace, çanta Yves St. Laurent, takım muhtemelen Pierré Carden… Fransız markalı dindarlıkla zaten pek de yurdum insanına benzemiyordunuz. O açıdan, biz alışığız zaten sizin Fransızlığınıza, merak etme sen. Strassbourg’taki yeğenleri öperiz. Muhtemelen Maraş’ta  totoşuna tekmeyi yiyen akrabalar vardır, şindi vakıflarla falan geri de getirirsin sen onu…

Ay Ammar! Gene pis pis poliptik konuşuyo bu ya! Münafık mıdır nedir?
 Poliptik değil de politik olacak herhalde?

Ay o kadarcık yanlışlığımız olsun de mi?
Boşver sen o fasıka, Rubeybe Allah’ın iznü Zişan-ı maişet-ül nur-u düldülesiyle susturacağız bunları…

Ay n’olur sustur Ammar, ben çok korkuyorum. Çok güzel bir ipek seccade buldum geçen gün  Victoria’da antikacıda, yalnızca beş bin sterlin!  İzdivacımızdan  önce alırsın değil mi? N’olur, n’olur!
Tamam nur-u bülbülü m benim, almaz mıyım? Hele  şu son ihaleyi de alalım, hacı babamın eliyle… Seccademizi serdiğimiz yerde, o güzel vatanımızda, o güzel leydilerin arasında  nur popu gibi çocuklarımız olur inşallah!

Leydileri karıştırma istersen Ammar?
Ay çok pardon-u nurgürültül asabiyyye canım…

Zihniyet-ül hububat milletim benim! Fagaceae’den hallice karbonhidrat nationım benim! Tarkmayan, sark(oz)mayan şarkı dinleyin de kendiniz egelin, Fransız kalmayın!

Red Hot Chili Peppers abimlerden yolladılar, selam ettiler... Yersen!

28 Ocak 2012 Cumartesi

O Rus Bu Rus Şu Rup

Bir bakanımız, bakmış, bakmış… Rusya’da kızları güzel bulunca : “Kültürlerimiz çok yakın… Rus gelin alın!” demiş… Nasıl olsa vizeler de kalktı, on tanesi yüz kuruşa seksen yumurta kaç gelin ediyorsa gidip alıyorsun abi! O derece kolay yani!Ayrıca neredeyse her biri, dört kadın gücünde…. Dolayısıyla “Türk aile yapısına çok uygun oluyorlarmış”…

Sonra gerçekten kültürlerimiz çok benziyor…  Katarlı kutarlı çarşaflı, marşaflı kadınlarımızla Rus kızları nasıl birbirine benziyor, inanılmaz yane! Tabii bakanımızın da bakmayıp da yan gözle süzenimizin de dibi düştüğü için olsa gerek araya  kültür mültür mantarı sıkıştırıp çöp çatanlık etmiş hacı emmi…

Yakında herhalde sarı saç desenli türban da çıkar ?

Ay kız geçen gün bir Anastasya  modeli türban gördüm, nasıl güzel, nasıl güzel…
O da bi şey mi ayol ? Ben bir Olga kızılı türban buldum, şöyle afrolu desenli,  görenin ağzı açık kaldı!

Kimi en az üç gol istiyor, kimi Kürt gelin – daha önce hiç evlenmediğimiz için biz,  sağ olsunlar-  tavsiye ediyor, kimi hacı emmi de Rus lezzetlerini öneriyor. Mutfak geniş  yani!

Ay gene pis pis polipik mi yaptım ben Enes?
Evet Aleyna ya! Olmuyor ama… Bak gurguruleytül haceylanül marmaelat adabınca hanım hanımcık oturman lazım…
Ay Enes n’olur bana kısa mesajla hatırlat…
İnşalllah, hayırlısı Aleynacığım…
Bir başka haber de başka bir bakanımızdan… Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı firmaların da “bizim” firmalarımız olduğunu söylemiş… Sen öyle diyon da hacı emmi, bakalım onlar öyle diyor mu? Yakında pasaportlardaki çipler:
 “Ay çok pağdon! Çipinizi izleyen  lö opeğatöğ, hattı açık unuttmus! veya “ Çipiniz milliyet ağızası veğiyor,  la soyunuzu inkâğ etmek için biğe,  lö ülkenizi bölmek isin bana basiniz! Hahahay! Ayol sok sakaciyim löğ ben!” derse umarım şaşmazsın hacı emmi?

Neyse, gele gele geldik Türkmen Ovası… Tarkmayan, sark(oz)mayan, şarkılarımızla gene sizinleyim bulgur  korteksli hububat nationım benim! Öptüm hepinizi…  Gerçi bana kadar sizi öpen çok ama kulağa bulguru tıktın mı hiçbir şey hissetmen sen… Al sana şarkı!

24 Ocak 2012 Salı

ADINI SEN KOY...

             Aklıma ne estiyse yazacağım . Bugün böyle. Hatta bundan sonra hep böyle, arkadaş. Gel gör ki başlık olarak ne yazsam, diyerekten yapıştım mı koltuğa?  Yahu ne koysam ki başlığın adını ? Bir an adını Feriha koyasım geldi, sebebini çözemedim. Sonra adı Feriha olmayanların üzüleceğini düşünerek vaz geçtim.Siz koyun adını. Bu sefer de böyle olsun.

             Acayip sevdim şu "esefle kınıyorum" ifadesini. "SF le Kınıyorum" şeklinde de yazılabilir mesela.Son dönem bir çok önemli kişi Fransa Parlamentosu'nun inkar kararını SF le kınıyor. Benzer konularda bir çok kararı, eylemi SF le kınadık, pek faydası da olmadı sanki. Acaba Dextroz'la filan kınasak, sonuç ne olur acaba? Baktık olmuyor,  %5, %20 lik Dextrozlarla kınasak da bir yere varamıyoruz, Ringer Laktat deneriz, ne bileyim sonuç alana kadar tüm serum sıvılarını deneriz. Denemekten zarar gelmez...

             Biri doktora gelmiş "alt solunum yolu enfeksiyonum var" demiş...Belli, adam eğitimli, solunum yolunu bilmesi yetmiyormuş gibi alt ve üst olarak da sınıflandırmış malum yolu. Doktorun "Şikayetiniz ne , efendim?" sorusuna gelen cevap " idrar yaparken yanmam oluyor." Sakın, sakın hatta Muhteşem Sülo'nun dediği gibi zinhar gülmeyiniz veya dalga geçmeyiniz. Demokratik ülkede eğitimli ve bilinçli hasta neresinden soluyacağına kendisi karar verir. Üffff yaaaaa.Tam bir şey yazacaktım, aklımdan çıktı, şimdi takamıyorum ...üffff.

             Bugün çok yoruldum, varlığından habersiz olduğum bir çok kasım sızlıyor, bir de üstüne promosyon olarak nezleyim." Yıkılmadım ayaktayım " demek isterdim delikanlıca, fakat hasta ve yorgunum diyorum maalesef...