http://www.1v1y.com

6 Aralık 2011 Salı

Çok Saygıdeğer Böğrülceler

Neden bir araba sahibi olmaz insan?
Benim canım ekonomik ve komik canlarım…

Bir arabası olmayan insan ya otobüse biner ya dolmuşa ya da metroya…
O arada kitap okur, biliyor musunuz?

Zenginliğin alametlerini taşımayan sıradan pantolonluların belki de en güzel imkânı budur.
Canım kırık dökük hayalli müşterilerim benim…

Tembelliğin o gevşek limonsu tadı ve hayal kurmanın özgürlüğü var ya…
İşte bunları feda ediyorsunuz otomobillerinize köle olurken.

Off ya “kahretsin”! Gene ciddi ciddi felsefe yaptık iyi mi? Ciddiyete saplandık, iğğğrençç!

 Berke manyak mı adam?”
“Kim ya?”
“Şunu diyorum ya! Köşedeki! Zom musun oğlum sen? Mannnyak!”
“Puhahaha! Ben Berke değilim lan!

Annem bu Berkeler de ne şanssız ya! Dünya mor menevşe isim devşirme şenliğinde şirinlik kupası kafalarına dökülmüş ya!

Hade sol eller yukarı! Gırtlaklar yırtık! Bağırın böğrülceler! “Nihi nihi nihilistiz! Tiki tiki tikiyiz!”
Çok eleştirelim be bu günlerde ya… Özür dilerim… Ayakkabımın bağı çözülüp duruyor, bağ bozumundan stresteyim anlayacağınız. Yani ayakkabı bağı bozuluyor… Çaktın köfteyi?

Biliyorum sen o kadar salak değilsin, o kadar salak olan benim… Her şeyin üstündesin sen!
Sümkürme bile ben senin yerine  sümkürür, silerim. Sana bol aşklı, meşkli, bilgece ve hedonik günler dilerim….

Kibrinize tükürür, hörmet ederim…

Anlayana Evanescence gerekmez ama sen başkasın canım böğrülcem...

Şikeye de Sözümüz Var Lo!

Gastro enterik iltihap amili, Amelezya septiricium kolonisi baş kolonisti,  Canis canis  arka kapısından kafasını çıkarıp şöyle dedi.
….
Kış günü insan üşüyor.
O derin yalnızlığımız  a canım ciğerim, isot isot, sarımsak sarımsak, kıymık mıymık ötüşlü yavrucaklarım gelin kol kola girelim, halay çekelim! Hoba!
Şike kanunu geçmezse,  eniklerimizi ellerinde kokteyllerle protesto etmeye  göndeririz!
Şike kanunu geçerse, eniklerimizi ellerinde kokteyllerle  protesto etmeye göndeririz.
Şike kanunu referanduma giderse, eniklerimizi ellerinde kokteyllerle protesto etmeye göndeririz!
Şike kanunu ? O ne lo? Bu nereden çıkmiştir babo?
Şike kanuninda pokeke banknotlarıyla cezalandırma yapılmazsa eniklerimizi ellerinde kokteyllerle protestoya göndeririz!
Bu iş olacak babo! Şike şike olacak!
Vıy vıy! Tıy tıy! Lililililili!
....
Terekeli lepterelleli tespihli takke cümhürcemaati pırtığı, kabadayılıkta  göbek farkıyla öndeydi. "Gene olursa, gene yollarız kardeşim!"
Çok toplumsal olduk canım okurlarım, sevgili kitlem...
Senin canım narin beynine ağır geldi bu, farkındayım. Kıyamam o beynine senin... Şöyle hipotalamus uyumlu hafif, az yağlı bi şeyler yazayım dedim, olmadı.
Bu mevsimde patlıcanı ucuz yemek isteyen canım kitlem benim! Hürremler götürsün sizi! Öptüm yanacıklarınızdan.. Ama beyninizin olduğunu tahmin ettiğim yerdekilerden, anlayamadıysanız daha ayrıntılı tarif edeyim... Ok mi George?


Bari Emy Lee abamı dinleyiverin gari..

5 Aralık 2011 Pazartesi

Ossuruğun Sefer Tası Seyahatleri

Çok mutluyum ben ya. Karnımdan tatlı bir gurultu geliyor. Şöyle demli çay içince enfes oluyor beah! Hayır tatlı bir osuruk akışı, sancısız, kokusuz falan… Nasıl desem? Pastel tonlu, sıcacık,tatlı bir rayiha yorganın altını kaplıyor.

Öyle demeyin! Soğuk gecelerde yorganın altını ısıtmak çok zordur!
Yani şimdi osurmanın felsefesini yapıp da canınızı sıkmak istemem. Hayır canınızın zaten çok sıkı olduğunun farkındayım. Yani siz canım okurlarımın ne kadar sıkı, ciddi canlarınızın olduğunu biliyorum. Lâubaliliğe zerrece tahammülünüz yoktur, biliyorum. 

Kadınlarımız seçiyor, seçiliyor. Sapığın bininin bir para olduğu güzel ülkemizde her yaştan kadınımız, kızımız sakallısından sakalsızına kadar her “adayı”, gönlünün istediği gibi seçebiliyor. Bunu kim yaptı? Biz yaptık! Bize kadar aslında kadınlar okula gidemiyordu, biz gönderdik! Bize kadar kadınlar aslında kadın da değildi, biz kafalarına çadır gerdik, kadın oldular! Biz var ya biz! Çok mübarekiz biz!

Bak şimdi siyasete girmek üzereyiz iyi mi? Hayır siyasete girmek bi’ şey değil, orası kolay da.. Siyasetin girişi kötü oluyor.
Şimdi siyasetin tırtığı  takılırsa malûm osuruk yanıcı malzeme, arka cebin birinde yangın söndürücü bulundurmakta fayda var. Ama gene de suyun nereden alındığına bakmakta fayda var…



Zaten kahraman bıyıklı, kara ağabeyler hırt hırt bakıp kırt kırt kesiyor. Osuruğun rahat çıkması için bağırsağa kurşun döküyorlar. Pişman değilim abi! Namusum benim! Namus için adam öldürürüm lan ben! Karaköy’de ne mi arıyordum? Orasını karıştırma lo!

Erkaaan, Nilgüüün, Ahmeet, Berkaaant, Cerkaaant, Derkaaant, Ammaaar, Yaseeef, Dubeydi, Mubeydi, Büşeyraaaaa, Müşeyraaa! Hepinizi çok öpüyorum canlarım benim!
Ciddi olun, adam olun, delikonlı olın!

3 Aralık 2011 Cumartesi

Seri Karın Ağrısı Günlükleri I


Akşam akşam nereden geldi aklına? Aklın neredeydi? Çok ciddi bir şey yapıyorum, dokanmayın!
“Dokanmayın!” dedim aklıma seri katiller geldi. Olay şu… Bunları fabrikada üretiyorlar, sokağa salıyorlar. Hepsinin  popo yanaklarında barkodları vardır… İnanmazsan gel de bak. 

Ama tabii hepsinde kişilik kompleksi. Düşünsene  herkesle aynı reçel kazanından çıkmışsın. Dolayısıyla bi’ imaj yapman lâzım. Kimi Jason olur, kimi Freddy, doktor sana ne dedi?

Üniforma Allah’ın emri! Bir gün de değişik bir gömlek giy ne olur? Düşünsene Michael Myers o tulumu çıkarmış, oduncu gömlek giymiş. Veya o da değil bir Metallica tişörtü giymiş, olamaz mı? Yani sen eşek kadar Kirk maskesi takacak elinde de gene eşek kadar bıçak taşıyacaksın meselâ:
 Bu kim abi?”
“ Ne bileyim ya dallamanın teki!”
“ Michael’a benziyor bu ya?”
“ La yörü git! Manyak mısın? Koskoca  Michael Myers, Metallica tişörtü mü giyer, Anthrax dururken?”
“Ne bileyim, maskeli filan görünce.. Aaaah la…”
“ Ya bırak oğlum bu işl… Agghhhh!
Jason ile unutulmaz hafta sonları! Patinaj lastiği akıllı canlarım benim, öptüm hepinizi! Mucuk!

Macun iştahlı, karaktersiz gövdelerimize bir nebze bilgelik  aşılasın diye:

Sevinçli Ikınmalar

Bir şey bilmiyorsan sorun yok, ıkın yeter. Tanrı’nın yarattığı o mükemmel boşaltım sistemi derhal sana yardım edecektir.

İnan bana evlâdım kardeşlerine hizmet kadar seni hiçbir şey rahatlatmayacaktır. Düz mantığın karga burnuyla  kullanılan türüne göre ıkınmakla hizmet etmek aynı şey anlamına geliyor. Süper felsefe yaparım.
Bak gözlerim nasıl yaşarıyor hizmet etmekten… Size hizmet etmek istiyorum kardeşlerim! İşim gücüm bu olsun, yanaklarım al al olsun… O zaman ıkınıyor gibi oluyorum ben ya ister inanın, ister inanmayın. Ama yani bu seçimli bir durum değil.  Turk-Engl-ish’e göre  opsiyonel değil yani. 

İster inanınca kapaklı tespih, dijital ıkınometre ( Daha ne olduğunu ben de bilmiyorum ama garanti icat ederler…), hizmetometre [ Kulaktan çalışıyor, yanağın kırmızılık derecesini ölçerek ıkınma şiddetini bir turbidometreli i UV’ye sokuyor. Oradan çıkan  numuneyi, naneli sakızla karıştırıp size veriyor. Böylece hiçbir şey boşa gitmiyor. Çok mu bilimsel oldu? “Kahretsin!” ( kim kahrediyor anlamıyorum ama tren bu) biliyorum bazen size fazla geliyorum ama ne yapabilirim?) Bakın mesela şimdi bir matematik fonksiyonu sunar gibi köşeli parantezle parantezi bir arada kullandım, gördünüz mü?], ucuzlaştırılmış laringoferal  diksiyon manipülatörü ( Sesin mümkün olduğunca burundan, hafif horultu tarzında-buğulu ve bazı yabancı harfleri çatır çatır çatlatabilecek şekilde ağzınız olduğunu iddia ettiğiniz boşluğu düzelten makine) veriyoruz…

İster inanmayınca, doğal yastığınızın üzerine alengirli bir Şifalı Uygulama Talimatnamesi  kaşesi basıp sizi  münasip yere postalıyorlar. 

 Gözleriniz fıldır fıldır dönerek her yerde  aynı  Homo buccarubraları görmeye çalışın… Sonra ayak parmaklarınızın arasını kaşıyın ve oradan her yere yayılan nemli temizlik kokusunu hissedin.  Paçalı donunuzun paçası yukarı kaçınca da elinizi cebinize sokup aşağı indirin…
Bunun ıkınmayla ne ilgisi var değil mi? Zaten bir ilgisi de yok.. Desem de inanmayın. Ama bana inanmazsanız bir şey olmuyor… Yani ben size herhangi bir promosyon, premosyon ( O ne la?), proprosiyon, porsiyon falan veremiyorum. 

Hacim verici şampuan yerine kepek şampuanı kullananların düştüğü o hazin hasret hali var ya… Aha ben de şimdi tam o haldeyim! Size hizmet etmek istiyorum kardeşlerim. Iıııııığğğğğğğhhhhhhhhhhhhhhh!


2 Aralık 2011 Cuma

Ben Neymişim Be Abi!


Ne yapsam hep çok ciddi oluyor... Benim özüm ciddi… Dalga geçmeyi sevmiyorum ben… Mesela sizinle hiç dalga geçtim mi? Geçtim mi? Sizinle dalga geçmeyi kendime yakıştıramıyorum. Sizinle dalga geçersem, altıma etmiş gibi utanırım ben.
Yolda hep sağdan yürürüm, yürümeyenlere acayip gıcık olurum.  Hızlanıp sollarım, sonra gene sağ şeride kayarım.
Para üstünü tam alabilmek için bir lira vermek bana hep çok zekice gelmiştir. Bunu kasiyerden önce düşündüğümde  iki şeyden dolayı gurur duyarım. Birincisi   böylece kasiyeri  gıcık bozukluk toplamaktan kurtarır ve işini kolaylaştırmış olurum… İkincisi bunu onun teklif etmesinden önce teklif ettiğim için ne kadar düşünceli davrandığımı kendime hatırlatabilirim.
Düşünceli olmak iyidir, hem de çok iyidir.
Mi? İyi midir? Gerçekten?
Hayır gerçekten iyidir ama… Gerçeklik ayarı kaymış bir sürüde nayır! N’ayır Perihan! Sana bunu yapamam! Sana gerçekleri anlatırsam Perihan…
Aman Allah’ım… Camsı geçiş sıcaklığına kayıyorum, cıvıtma alarmı!  Güvenlik seviyesi turuncu! George, kime diyorum ben? Hayatında hiç   komşunun çantasını taşıdın mı? Taşımadın mı? Burada ciddi olmaya çalışıyorum adamım! Heeey !
Sabahları ağzım acı, gözlerim yanık, bağırsaklarım kabız…
Burnum sümüklü, içimde bir susuzluk… Bıyık bırakınca geçecek gibi… Bıyığın şekli önemli tabii… Yani öyle olmalı ki… Şöyle pembe yanaklı, solgun suratlı bir sürünün içinde eriyivereceksin, tavadaki tereyağı gibi…
Günlük yazanlar salak mıdırlar? Komik olmak bir mecburiyet midir? Kendi sevincim, gururum için başkasına yardım etmem ikiyüzlülük müdür? Hesabı kes Mathew!  Anlamadığım tuhaf  Arabik adlardan daha iyi beah! Hey  George, versene Beorge! Olmaz Mikail, bende de bok!
Bugünkü ciddiyet saatimizin sonuna geldik. Bunları lütfen evde yapmayın, salak görüneceğinizi garanti ederim.
Big Cahuna! Hiç sinemada tiyatro seyretmemiş ve asla seyretmeyecek sığır adaylarına tavsiye edilmez! Kusura bakmayın, kendimi cidden beğeniyorum. Öptüm şekerler…

1 Aralık 2011 Perşembe

Benim Filozofum Benim İsotum

Yani şimdi meselâ Nihat Doğan gibi bir abimiz çıkıyor, “Bu kan dursun!” diye bağırıyor, fena mı ediyor? Ben de istiyorum Nihat Abi! Yani kanamalı hastayı almışız cankurtarana, damar yolu açılmış… Kan kaybı var tansiyon yeraltında seyrediyor. Ben istemez miyim bu an dursun?

Tam gün yasası konuşulurken bence Nihat Abi’ye de söz verilmeliydi. Çok büyük hata yapılmıştır! Kendisinden derhal özür dilenmelidir. Aaa! Bak ne geldi aklıma? Mesela şimdi Meşrutiyet üst geçitte bekleşen dilenci ağabeyler, ablalar var ya… Para yerine arada  özür de dileseler, nasıl olur?

Şimdi Nihat Abi’yi küçümsediğimizi sananlar çıkacaktır! Ben biliyorum, çıkacaktır! Oysa biz gönlümüzü açmışız, bol isotlu-sarmısaklı arabeski ver Allah ver yemişiz. Yani bizim gibi samimi, delikanlı, iri kıllı adamların, Nihat Abi ile dalga geçmesi düşünülebilir mi? Bunu düşünenlerin iki cihanda alınları lekeli, dört cihanda boynuzları keçelidir ya! Aksini iddia edenin alnını karışlarım ya! Cebimde zaten devamlı hazır bir karış gezdiriyorum. Mina Yapı Marketten okunmuşundan aldım, çok da ucuzdu, dinarla da dolarla da satış yapıyor adamlar o kadar müttakiler yani, hamdolsun…

Yani benden bu kadar… Ya leyli tufeyli, şakka da şukka rakka da rukka yallah yallah, keellemyekûn ve mutta da mutta, men Dakka duka geliyorum beş Dakka!

Kafayı kıranların gittiği yerde bekliyorlar bizi!